TBK 465. Madde
İşveren, işçinin üreterek teslim ettiği ürünü inceler; varsa bulduğu ayıpları teslimden başlayarak bir hafta içinde işçiye bildirir. Süresinde bildirim yapılmamışsa, ürün mevcut durumuyla kabul edilmiş sayılır.
TBK 465. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “III. İşverenin özel borçları / 1. Ürünün kabulü” kenar başlıklı yeni bir maddedir.
Tasarının tek fıkradan oluşan 465 inci maddesinde, işverenin ürünü kabul borcu düzenlenmektedir.
Maddede, işverenin, işçinin üreterek teslim ettiği ürünü inceleme; varsa bulduğu ayıpları teslimden başlayarak bir hafta içinde işçiye bildirme yükü altında olduğu belirtilmiştir. Aynı maddeye göre işveren, bu bildirimi süresinde yapmazsa, ürünü mevcut durumuyla kabul etmiş sayılır.
Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 353 üncü maddesi göz önünde tutulmuştur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 465. maddesi, evde hizmet sözleşmesinde işverenin teslim edilen ürünü inceleme yükümlülüğünü ve bildirim süresini düzenleyen tek fıkradan oluşan önemli bir hükümdür. Madde, ayıp bildirim süresini bir hafta olarak belirleyerek taraflar arasındaki hakları ve yükümlülükleri kesin bir takvime bağlar.
Madde, "İşveren, işçinin üreterek teslim ettiği ürünü inceler; varsa bulduğu ayıpları teslimden başlayarak bir hafta içinde işçiye bildirir. Süresinde bildirim yapılmamışsa, ürün mevcut durumuyla kabul edilmiş sayılır." şeklinde kaleme alınmıştır. Bu hüküm, satış hukukundaki ayıp ihbar süresinin (TBK m.223) evde hizmet sözleşmesindeki özel uygulamasıdır ve işçinin uzun süreli belirsizlikten korunmasını sağlar.
İşverenin üç temel yükümlülüğü vardır. Birincisi inceleme yükümlülüğüdür. İşveren teslim aldığı ürünü makul dikkatle inceleyerek ayıp olup olmadığını tespit etmelidir. İnceleme, ürünün niteliğine göre değişen yoğunlukta yapılır: Tekstil ürünlerinde dikiş, kumaş, boyut kontrolü; elektronik ürünlerde çalışma testi; veri girişinde doğruluk kontrolü; çeviride anlam ve dil kontrolü. İnceleme, sıradan bir gözlemle fark edilebilecek ayıpları kapsar; gizli ayıplar (sonradan ortaya çıkanlar) için bu süre geçerli değildir ve farklı bir rejime (TBK m.226) tabidir.
İkincisi bildirim yükümlülüğüdür. Ayıp tespit edildiğinde işveren bunu işçiye bildirmelidir. Bildirim, ayıbın niteliği, boyutu, giderim talebi gibi detayları içermelidir. Bildirim şekli bakımından kanun açık olmasa da yazılı (SMS, e-posta, mesajlaşma) yapılması ispat açısından tercih edilir.
Üçüncüsü ve en kritik unsur, bir haftalık süre sınırıdır. Bildirim, teslim tarihinden itibaren bir hafta içinde yapılmalıdır. Bu süre, günün 24 saatine göre hesaplanır; teslim günü sayılmaz ve yedinci günün sonunda dolar. Cumartesi-pazar tatillerine denk gelen son gün, TBK m.93 uyarınca bir sonraki iş gününe uzar.
Sürenin kısa olması (bir hafta), işçiyi uzun bekleme süresinden kurtarır. Evde hizmet sözleşmesinde işçi, ürünü teslim ettikten sonra ücretini almak ister ve yeni iş için hazırlanır; işverenin aylarca inceleme yaparak geç bildirim yapması işçinin ekonomik planlamasını bozar. Bu nedenle kanun, hızlı ve belirgin bir takvim kurmuştur.
Sürenin yaptırımı kati ve sert biçimde düzenlenmiştir: Süresinde bildirim yapılmamışsa ürün mevcut durumuyla kabul edilmiş sayılır. Bu "zımnî kabul" kuralı, işverenin sonradan ayıp iddiasıyla işçiyi zor duruma sokmasını engeller. Bir haftalık süreden sonra ortaya çıkan ayıplar için işveren, işçinin sorumluluğuna başvuramaz; ücret ödemek, kalan işleri teslim almak zorundadır.
Zımnî kabulün etkileri şunlardır: İşçi, ücretini tam ve gecikmesiz alır; ayıbı giderme yükümlülüğü ortadan kalkar; ürünün kullanılmasından veya satışından doğacak sorumluluk (üçüncü kişilere karşı) işverene geçer. Ancak bu kural, tüketici haklarını sınırlamaz; işveren sattığı üründeki ayıptan müşteriye karşı TBK m.219 vd. satış ayıbı hükümleri çerçevesinde sorumludur.
Uygulamada işverenlerin kalite kontrol süreçlerini inceleme haftasına sığdırması, dijital kayıt sistemleriyle süreyi takip etmesi, toplu teslimlerde bile her ürün için ayrı inceleme yapılmasını sağlaması bu maddenin pratik gerekleridir. İşçiler açısından ise teslim tutanağı almak ve sürenin geçmesini beklemek, hakları için önemli bir koruyucu uygulamadır.
Yargıtay içtihatlarında bir haftalık sürenin hak düşürücü nitelik mi zamanaşımı nitelik mi taşıdığı tartışmalı olsa da, ağırlıklı görüş bunun hak düşürücü süre olduğu yönündedir; sürenin geçmesiyle bildirim hakkı kendiliğinden ortadan kalkar.
