TBK 467. Madde
İşçiyi aralıksız biçimde çalıştıran işveren, ürünü kabulde temerrüde düştüğü veya işçinin kişiliğinden kaynaklanan sebeplerle ve kusuru olmaksızın çalışma engellendiği takdirde, hizmet ediminin engellenmesi durumundaki ücret ödenmesine ilişkin hükümler gereğince, ona ücretini ödemekle yükümlüdür. Diğer durumlarda işveren, bu hükümlere göre ücret ödemekle yükümlü değildir.
TBK 467. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “b. Çalışmanın engellenmesi durumunda” kenar başlıklı yeni bir maddedir.
Tasarının tek fıkradan oluşan 467 nci maddesinde, işçinin çalışmasının engellenmesi durumunda, işverenin ücret ödeme borcu düzenlenmektedir.
Maddenin birinci cümlesine göre, işçiyi aralıksız biçimde çalıştıran işveren, şu iki durumda, ona ücretini ödemekle yükümlüdür:
1. İşverenin, işçi tarafından sözleşmeye uygun olarak kendisine sunulan ürünü kabulden kaçınması. Burada, Tasarının 412 nci maddesinin birinci cümlesindeki, işverenin alacaklının temerrüdüne ilişkin düzenlemenin, evde hizmet sözleşmesi bakımından özel bir uygulaması söz konusudur.
2. İşçinin kişiliğinden kaynaklanan sebeplerle ve kusuru olmaksızın çalışmasının engellenmesi. Meselâ, işçinin kusuru olmaksızın tutuklanmasında veya hastalanmasında olduğu gibi. Tasarının, genel hizmet sözleşmesine ilişkin 392 nci maddesinin birinci cümlesinde, işverenin kusuruyla, işçinin işgörme edimini yerine getirmesinin engellemesi söz konusu olduğu hâlde, evde hizmet sözleşmesine ilişkin 467 nci maddesinde ise, işverenin kusurundan değil, işçinin kişiliğinden kaynaklanan ve kendi kusuru olmaksızın çalışmasının engellenmesi söz konusudur.
Maddenin ikinci cümlesine göre, yukarıda belirtilenler dışında kalan diğer durumlarda, işçi çalışamazsa, işveren ona ücret ödemekle yükümlü olmayacaktır. Başka bir ifadeyle, işverenin ücret ödeme yükümlülüğü, maddenin birinci cümlesinde sayılan iki durumla sınırlıdır.
Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 353b maddesi göz önünde tutulmuştur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 467. maddesi, evde hizmet sözleşmesinde işçinin çalışmasının kusuru olmaksızın engellenmesi hâlinde ücret ödeme yükümlülüğünü düzenleyen özel bir hükümdür. Tek fıkradan oluşan madde, iki spesifik durum tanımlayarak işçinin gelir güvencesini bu dar çerçeveyle belirler.
Madde iki yarım cümleden oluşur. İlk cümle, işçiyi aralıksız biçimde çalıştıran işverenin iki durumda ücret ödemekle yükümlü olduğunu belirler. İkinci cümle ise diğer durumlarda işverenin ücret ödeme yükümlülüğünün olmadığını açıklar. Bu yapı, ücret ödemenin kuralını (çalışma karşılığında ücret) koruyarak yalnızca sınırlı istisnaları kabul eder.
Birinci istisna, işverenin ürünü kabulde temerrüde düşmesidir. Bu durum, alacaklı temerrüdünün evde hizmet sözleşmesindeki özel bir uygulamasıdır. Normalde işçi ürünü teslim ettiğinde işveren kabul etmekle yükümlüdür; kabul etmemesi veya tesliminin fiilen imkânsız hale getirilmesi (ör. işveren teslim noktasında bulunmaması, kargoyu reddetmesi, işyerini kapatması) alacaklı temerrüdü oluşturur.
Alacaklı temerrüdünde işçi, borçlu sıfatında olmasına rağmen edimi tam olarak yerine getirebildiği için sorumlu değildir; işveren temerrüde düşmüştür ve temerrüdün sonuçlarına katlanır. Bu sonuçlardan biri, ücretin ödenmesi yükümlülüğünün devam etmesidir. İşçi ürünü teslim edemese bile ücretini alır; ürün işçinin elinde kalır ve risk işverene geçmiş olur.
İkinci istisna, işçinin kişiliğinden kaynaklanan sebeplerle ve kusuru olmaksızın çalışmanın engellenmesidir. Bu, TBK m.409’daki "hizmet ediminin engellenmesi" kuralının evde hizmet sözleşmesinde karşılığıdır. Kişilik sebepleri arasında: hastalık, kaza, askerlik çağrısı, mahkeme celbi, tanıklık zorunluluğu, doğum, aile üyesinin acil sağlık ihtiyacı (eş, çocuk, anne-baba), kamusal ödev (jüri görevi, oy sayımı) gibi durumlar sayılabilir.
Bu durumda işçi, kendi kusuru olmaksızın iş üretemez. İşveren sorumlu değildir; sebep işçinin kişiliğine bağlıdır. Buna rağmen kanun koyucu, işverenin sosyal bir güvence olarak ücret ödemesini sürdürmesini öngörmüştür; bu, işçinin hastalık veya zorunlu görev döneminde ekonomik çöküşe uğramasını önleyen dayanışma kuralıdır.
Ancak bu koruma yalnızca "aralıksız çalıştırılan" işçiye tanınmıştır. Aralıklı çalışma ilişkisinde iş, iş verildikçe vardır; iş verilmediğinde ücret de yoktur. Aralıklı işçi kişisel bir sebeple iş kabul edemiyorsa, zaten işi reddetmiş olur ve işveren onun yerine başka işçi bulur; bu durumda ücret ödenmez.
Maddenin ikinci cümlesi, yukarıdaki iki durum dışındaki engellerin ücret ödeme yükümlülüğü doğurmayacağını netleştirir. Örnek olarak: İşçinin kendi ihmaliyle iş üretememesi, teknik ekipmanının arızalanması (işçi tarafından bakımsızlık), elektrik kesintisi, evin tadilata girmesi gibi durumlar ücret ödeme yükümlülüğü doğurmaz. Bu durumlar, işçinin kontrol alanında kabul edilir.
Doğal afetler, pandemi, zorunlu karantina gibi mücbir sebep durumları ne işçinin ne de işverenin kusurundan kaynaklanır. Bu tür durumlar için kanun açık bir hüküm öngörmemiş; hakkaniyet çerçevesinde çözümler geliştirilir. Pandemi döneminde Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarında bu tür zorunlu çalışma durmaları özel olarak değerlendirilmiş, genellikle tarafların ortak risk paylaşımı ilkesi uygulanmıştır.
TBK m.392’deki işverenin kusurundan kaynaklanan engel (işveren malzeme vermemişse, iş vermemişse) durumunda ise işveren genel hükümlere göre ücret ödemekle yükümlüdür; m.467’nin dar yapılanması bu genel kural karşısında daraltıcı değildir.
Uygulamada işçilerin hastalık raporu, resmi mazeret belgelerini işverenlerine sunması, işverenlerin de bu belgeler karşısında ücret ödeme yükümlülüklerini yerine getirmeleri ortaya çıkan düzenli uygulamadır.
