TBK ▸ Madde 477

TBK 477. Madde

I. Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder.

II. İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır.

III. Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır.

TBK 477. Madde Gerekçesi

Tasarının üç fıkradan oluşan 477 nci maddesinde, eserin kabulü düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 362 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “d. İşin kabulü” şeklindeki ibare, Tasarıda “d. Eserin kabulü” şeklinde düzeltilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 362 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde kullanılan “Ancak, müteahhidin kasten sakladığı usulü veçhile muayenesinde müşahede edilemeyecek olan kusurlar hakkında, mesuliyeti bakidir.” şeklindeki ibare, Tasarının, tek cümleye dönüştürülen 477 nci maddesinin birinci fıkrasında, “ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder.” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 362 nci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “Eğer iş sahibi kanunen tayin olunan muayene ve ihbarı ihmal ederse zımnen kabul etmiş sayılır.” şeklindeki ibare, Tasarıda “İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır.” şeklinde ifade edilmiştir. Tasarıdaki metnin “zımnen” sözcüğünü de kapsadığı göz önünde tutularak, bu sözcük fıkraya alınmamıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 362 nci maddesinin son fıkrasında kullanılan “Yapılan şeydeki kusur” şeklindeki ibare, Tasarıda “Eserdeki ayıp” şeklinde; “…keyfiyeti müteahhide haber vermeğe mecburdur.” şeklindeki ibare ise, “…gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır.” şeklinde düzeltilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 362 nci maddesinin son fıkrasının “Aksi takdirde iş sahibi kabul etmiş sayılır.” şeklindeki ikinci cümlesi, Tasarının tek cümleye dönüştürülen 477 nci maddesinin son fıkrasında, “bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır.” şeklinde kaleme alınmıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 477. maddesi, eserin kabulüne ilişkin kuralları ve kabulün hukuki sonuçlarını üç fıkra hâlinde düzenler. Madde, yüklenicinin sorumluluğunun ne zaman sona ereceğini, hangi ayıplar için sorumluluğun devam edeceğini ve iş sahibinin muayene yükümlülüğünü ihmal etmesinin sonuçlarını belirleyen temel hükümdür.

Birinci fıkra, eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra yüklenicinin her türlü sorumluluktan kurtulacağını, ancak onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğunun devam edeceğini düzenler. Bu kural, kabul kurumunun sorumluluk sınırlayıcı işlevini somutlaştırır.

Kabul, açık veya örtülü olarak yapılabilir. Açık kabul, iş sahibinin yüklenicinin eseri teslim etmesinden sonra yazılı veya sözlü olarak "bu eseri kabul ediyorum" beyanında bulunmasıdır. Örtülü kabul, eserin fiilen kullanılmaya başlanması, bedelin ödenmesi, teslimden sonra itiraz gelmemesi gibi davranışsal ifadelerle gerçekleşir.

Kabul sonrası yüklenicinin "her türlü sorumluluktan kurtulması" ilk bakışta ağır görünse de, bu kural iş hukuk ilişkisinin belirginliğini sağlar. Yüklenici sonsuza kadar sorumlu tutulamaz; kabul anı, sorumluluğun kural olarak sona erdiği eşiktir.

Ancak kanun iki istisna getirir: (a) Yüklenicinin kasten gizlediği ayıplar, (b) Usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar. Bu iki istisna birlikte değerlendirildiğinde, yüklenicinin kötüniyetli davranışla kabul anında gizlediği ve iş sahibinin makul dikkatle fark edemeyeceği ayıplar için sorumluluk devam eder. Örneğin beton duvarın içine zayıf çelik koymak, elektronik cihazın içine yıpranmış parça yerleştirmek, dokuma kumaşın içine düşük kaliteli iplik koymak gibi.

İkinci fıkra, iş sahibinin gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi hâlinde eseri kabul etmiş sayılacağını düzenler. Bu "zımnî kabul" kuralı, TBK m.474’teki muayene ve bildirim yükümlülüğünün yaptırımıdır. İş sahibi, gözden geçirme ve ayıp bildirimi süreçlerini gereği gibi yürütmezse, artık ayıp iddiası yapamaz.

Bu düzenlemenin gerekçesi iş ilişkisinin hızlı ve belirgin biçimde sonlanması ihtiyacıdır. Yüklenici, makul bir süre sonra artık sorumluluğundan kurtulmak ve başka işlere yoğunlaşabilmek ister. İş sahibinin aylarca bekleyip sonradan ayıp iddia etmesi hem hukuki güvensizlik yaratır hem de delil zafiyetine yol açar. Bu nedenle sürelere uymayan iş sahibi haklarını kaybeder.

Üçüncü fıkra, eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğunu; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılacağını düzenler. Bu "gizli ayıp bildirim yükümlülüğü" özel bir durumdur.

Gizli ayıplar, kabul anında fark edilemeyen, ancak eserin kullanımı sırasında ortaya çıkan kusurlardır. Su tesisatındaki zaman içinde belirginleşen sızıntı, boya kalitesizliğinden kaynaklanan renk solması, kumaşın yıkandıkça küçülmesi, yazılımın belirli koşullar altında çökmesi gibi hatalar bu kapsamdadır.

Gizli ayıp ortaya çıktığında iş sahibinin "gecikmeksizin" bildirmesi gerekir. "Gecikmeksizin" kavramı, tespitten sonra makul süre içinde anlamına gelir; modern iletişim olanaklarında bu süre birkaç gün-bir hafta olabilir. Bildirim şekli bakımından yazılı olması ispat açısından önemlidir.

Bildirim yapılmaması hâlinde iş sahibi, gizli ayıp bakımından da kabul etmiş sayılır ve sorumluluk talepleri sınırlanır. Ancak yüklenicinin kasten gizlediği ayıplar (madde 1. fıkra, ikinci kısım) için farklı bir rejim geçerlidir; bu durumda bildirim süresi TBK m.478’deki zamanaşımı süreleriyle belirlenir.

Uygulamada iş sahiplerinin kabul-bildirim süreçlerini titizlikle yürütmesi kritiktir. Teslim tutanağı düzenlenmesi, ayıp tespiti için bilirkişi raporu alınması, bildirimlerin noter veya iadeli-taahhütlü mektupla gönderilmesi, gizli ayıp ortaya çıkar çıkmaz bildirimde bulunulması standart profesyonel pratiktir. Aksi hâlde zımnî kabul riskiyle hak kaybı yaşanır.

Yüklenici açısından ise kabul tutanağının alınması, ayıp ihbarının olmaması, gizlememe yükümlülüğü kritik öneme sahiptir. Kasten gizlenen ayıp, 20 yıllık zamanaşımına (TBK m.478) tabi olduğundan yüklenicinin uzun yıllar süren sorumluluğu devam eder.

Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-477/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık