TBK 524. Madde
Evlenme simsarlığından doğan ücret hakkında dava açılamaz ve takip yapılamaz.
TBK 524. Madde Gerekçesi
Tasarının tek fıkradan oluşan 524 üncü maddesinde, evlenme simsarlığında ücret düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 408 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “IV. Evlenme tellallığı” şeklindeki ibare yerine, Tasarıda, 520 nci maddeyle başlayan Üçüncü Ayırımın üst başlığında ve bu ayırımı oluşturan maddelerde kullanılan “simsarlık” terimi ile uyumluluk sağlanmak üzere, “IV. Evlenme simsarlığı” şeklindeki ibarenin kullanılması tercih edilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 408 inci maddesinde kullanılan “ücrete hak bahşetmez” şeklindeki ibare, Tasarıda burada bir eksik borcun söz konusu olduğu göz önünde tutularak “ücret dava edilemez” şekline dönüştürülmüştür.
Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 524. maddesi, evlenme simsarlığına ilişkin ücretin hukuki geçerliliğini düzenlemekte olup 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 408. maddesinin sadeleştirilmiş karşılığıdır. Tek cümlelik bu kısa hüküm, evlenme simsarlığından doğan ücret hakkında dava açılamayacağını ve takip yapılamayacağını öngörmekte; evlenme ilişkisinin kişilik haklarıyla sıkı bağının ticari aracılığa konu edilemeyeceği düşüncesini yansıtmaktadır.
Hüküm, klasik doktrin terimiyle eksik borç (obligatio naturalis) tipiktir. Eksik borç, geçerli bir borç olmakla birlikte devlet zoruyla ifası talep edilemeyen borçtur. Dolayısıyla evlenme simsarlığı sözleşmesi hukuken batıl değildir; simsar kendiliğinden ücret öderse bu ödeme bağışlama değil, geçerli bir borcun ifası sayılır ve sebepsiz zenginleşme kapsamında geri alınamaz. Buna karşılık simsarın ödeme yapılmamış olması hâlinde mahkemeye ya da icra dairesine başvurma hakkı yoktur; açılan dava usulden değil, bizzat davanın dinlenebilirliği bakımından reddedilir. Mülga BK 408’deki "ücrete hak bahşetmez" ifadesi yerine TBK’da eksik borç niteliği daha açık biçimde "dava edilemez ve takip yapılamaz" şeklinde ifade edilmiştir.
Evlenme simsarlığının kapsamı bakımından hüküm, evlenmenin bizzat gerçekleşmesine yönelik aracılık faaliyetini hedef alır. Günümüzde giderek yaygınlaşan online çöpçatanlık siteleri, tanıştırma ajansları, arkadaşlık uygulamaları bu kapsamda değerlendirilebilir. Burada önemli olan, sunulan hizmetin evlenme sonucuna yönelik olup olmadığıdır. Eğer sözleşme yalnızca bir tanışma platformuna üyelik veya profil oluşturma hizmetine ilişkinse, bu durumda hizmet sözleşmesi ya da genel hükümlere tabi bir sözleşme söz konusu olur ve ücret dava edilebilir. Buna karşılık simsarın ücretinin evlenmenin fiilen gerçekleşmesi koşuluna bağlandığı hâllerde 524. madde uygulanır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Hukuk Daireleri, evlenme simsarlığı sözleşmelerinin dava edilebilirliği konusunda sıkı bir yorum benimsemekte; ancak aracılık faaliyetinin saf evlenme simsarlığı değil de genel aracılık, tanıştırma, eşleştirme gibi hizmetler içerdiği tespit edildiğinde hükmün kapsamı dışında kaldığı yönünde kararlar vermektedir. Sözleşmenin niteliğinin belirlenmesinde hâkim, tarafların gerçek iradesini, ücretin hangi olaya bağlandığını ve hizmetin fiili icrasını inceler. Özellikle yüksek meblağlar üzerinden kurulan ve evlenmeden önce tamamı peşin alınan ücret kararlaştırmalarında, hâkim, bu tür sözleşmelerin ahlaka aykırı olduğu gerekçesiyle TBK 27 kapsamında kesin hükümsüzlük sonucuna da ulaşabilmektedir. Kesin hükümsüzlük sonucuna varılan durumlarda ödenen bedelin iadesi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenebilir.
Avukat açısından bu alandaki uyuşmazlıklarda dikkat edilmesi gereken birkaç nokta bulunmaktadır. Önce sözleşmenin niteliği titizlikle incelenmeli; saf evlenme simsarlığı mı yoksa hizmet sözleşmesi mi olduğu belirlenmelidir. İkinci olarak TBK 27 çerçevesinde ahlaka aykırılık iddiası ileri sürülebilir ve bu durumda sonuç eksik borç değil, mutlak butlan olacağından ödenen bedelin iadesi mümkün hâle gelir. Üçüncü olarak, evlenme simsarlığı alacağının takas, mahsup ve teminat konusu yapılamayacağı da savunmada dile getirilebilir. Son olarak tüketici mahkemesi görev kuralları, sözleşmenin ticari işletme tarafından sunulan hizmet niteliği taşıdığı hâllerde gündeme gelebilir.
