TBK ▸ Madde 542
Madde 541 ←
MADDE 542

Malın açık artırmayla satılması

Madde 543 →

TBK 542. Madde

I. Komisyoncuya verilen malın satılamaması veya satış emrinden cayılması durumunda vekâlet veren, malı geri almakta ya da o malla ilgili başka işlem yapmakta aşırı ölçüde gecikirse komisyoncu, malı bulunduğu yer mahkemesinden karar alarak açık artırmayla sattırabilir. Ancak, mal borsada kayıtlıysa veya piyasa fiyatı varsa ya da yapılacak masrafa oranla değeri azsa, hâkim satışın başka bir yolla yapılmasına da karar verebilir.

II. Malın bulunduğu yerde vekâlet veren ya da temsilcisi hazır bulunmazsa, satış kararı vekâlet veren dinlenmeksizin de verilebilir.

III. Malın hızla değer kaybetmesi hâli dışında, artırmanın yer ve zamanının mahkemece vekâlet verene bildirilmesi zorunludur.

TBK 542. Madde Gerekçesi

Tasarının üç fıkradan oluşan 542 nci maddesinde, malın açık artırmayla satılması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 426 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “4. Emtianın müzayede ile satılması” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Malın açık artırmayla satılması” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 426 ncı maddesinin birinci fıkrasından farklı olarak Tasarının 542 nci maddesinin birinci fıkrasına, “Ancak, mal borsada kayıtlıysa veya piyasa fiyatı varsa ya da yapılacak masrafa oranla değeri azsa, hâkim satışın başka bir yolla yapılmasına da karar verebilir.” cümlesi eklenerek madde, Tasarının 107 nci maddesinin ikinci fıkrası ile uyumlu hâle getirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 426 ncı maddesinin son fıkrasında kullanılan “resmen ihbar edilmek lâzımdır” şeklindeki ibare, Tasarının alacaklının temerrüdüne ilişkin 107 nci maddesine benzer biçimde, Tasarıda “mahkemece vekâlet verene bildirilmesi zorunludur” şekline dönüştürülmüştür.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 542. maddesi, komisyoncuya teslim edilen malın elden çıkarılamaması veya vekâlet verenin malı geri almakta ya da başka işlem yapmakta aşırı derecede gecikmesi hâllerinde, komisyoncunun bu malı tasfiye edebilmesi için izleyeceği usulü düzenlemektedir. Üç fıkradan oluşan hüküm, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 426. maddesinin modernize edilmiş karşılığı olmakla birlikte, uygulamada ortaya çıkan güçlükleri gidermek amacıyla önemli eklemeler içermektedir. Maddenin birinci fıkrasına göre komisyoncu, satılamayan veya satışından cayılan malı, bulunduğu yer mahkemesinden alacağı kararla açık artırmayla sattırabilir; bu usul, esasen TBK 107’de düzenlenen alacaklı temerrüdünde satıcının tevdi ve satış hakkıyla paralel bir yapı arz etmektedir. Fıkranın ikinci cümlesi, mülga kanunda bulunmayan önemli bir esneklik sağlamakta; malın borsada kayıtlı olması, piyasa fiyatının bulunması veya yapılacak masrafın mal değerine oranla aşırı yüksek olması hâllerinde hâkime satışın başka bir yolla yapılmasına karar verme yetkisini tanımaktadır. Bu düzenleme, özellikle düşük değerli veya piyasa fiyatı belli olan mallar bakımından açık artırma masraflarının malın değerini aşması sorununu ortadan kaldırmakta, ekonomik yönden rasyonel bir çözüm getirmektedir. Borsada kayıtlı malların cari kur üzerinden, piyasa fiyatı bulunan malların ise rayiç bedelden özel usullerle satışına imkân tanınması, hem zaman hem de masraf tasarrufu sağlayan pratik bir yaklaşımdır. İkinci fıkra, vekâlet verenin veya temsilcisinin satış yerinde hazır bulunmaması durumunda satış kararının onun dinlenmeksizin de verilebileceğini hükme bağlayarak sürecin sürüncemede kalmasını önlemekte ve komisyoncunun haklarını korumaktadır. Üçüncü fıkra ise usul güvencesi olarak artırmanın yer ve zamanının mahkemece vekâlet verene bildirilmesini zorunlu kılmakta; ancak malın hızla değer kaybetmesi ihtimalinde bu bildirim yükümlülüğü istisnai olarak ortadan kalkmaktadır. Bu istisna, özellikle taze gıda, mevsimlik ürün, moda eşyası veya piyasası hızla dalgalanan emtia gibi zamana duyarlı mallar bakımından pratik bir çözüm sunmakta; bildirim sürecinin uzaması nedeniyle ortaya çıkabilecek ekonomik kayıplar engellenmektedir. Mülga kanundaki "resmen ihbar edilmek lâzımdır" ifadesi yerine getirilen "mahkemece vekâlet verene bildirilmesi zorunludur" ibaresi, bildirimin mahiyet ve kaynağını açıklığa kavuşturmuştur. Öğretide, bu maddedeki açık artırma yolunun, İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yürütülen cebri icra satışından farklı, kendine özgü bir tasfiye usulü olduğu kabul edilmektedir; bu nedenle görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesi olup çekişmesiz yargı işi niteliğindedir. Satış bedelinden öncelikle komisyoncunun ücret, masraf ve diğer alacakları karşılanmakta, kalan kısım ise vekâlet verene ödenmek üzere tevdi edilmekte veya iade olunmaktadır. Yargıtay içtihatlarında, komisyoncunun bu yola başvurmadan malı kendi takdiriyle satması hâlinde, elde edilen bedel vekâlet vereni bağlamamakta ve komisyoncu, doğabilecek zararlardan TBK 506 çerçevesinde sorumlu tutulmaktadır. Bu bakımdan komisyoncunun mahkeme kararına dayanmadan yaptığı satışlar, hukuken yetkisiz tasarruf niteliği kazanabilmekte; bu durum tazminat sorumluluğunu beraberinde getirmektedir. Hükmün pratik önemi, özellikle moda, mevsimlik veya bozulabilir mallar ile menkul kıymetler gibi fiyat dalgalanmalarına duyarlı eşyalar bakımından ortaya çıkmakta; komisyoncu, vekâlet verenin ihmalinden kaynaklanan zararlara katlanmak zorunda bırakılmamaktadır. Böylece 542. madde, komisyoncunun zilyetlikten kurtulma hakkını güvence altına alan, vekâlet verenin ise çıkarlarını usul kuralları çerçevesinde koruyan dengeli bir düzenleme niteliği taşımaktadır.

Madde 541 ←
MADDE 542

Malın açık artırmayla satılması

Madde 543 →