TBK 543. Madde
I. Borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan kambiyo senetleri veya diğer kıymetli evrakı ya da ticari malları satmaya veya satın almaya yetkili kılınan komisyoncu, vekâlet veren tarafından aksine talimat verilmemişse, satın alacağı mal yerine kendi mallarını satabilir veya satacağı malı kendisi için satın alabilir. Bu hâllerde, komisyoncunun kendisiyle işlem yaptığı andaki değerler esas alınır; komisyoncunun, komisyon işlerinde alışılmış olan ücret ve giderlerini, bu hâllerde bile isteme hakkı vardır.
II. Komisyoncu, bu tür bir işlemin yapıldığını aynı gün vekâlet verene bildirmek zorundadır.
III. Diğer hâllerde satış hükümleri uygulanır.
TBK 543. Madde Gerekçesi
Tasarının üç fıkradan oluşan 543 üncü maddesinde, komisyoncunun kendisi ile işlem yapması hâlinde bedel ve ücret düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 427 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “5. Komisyoncunun bizzat alıcı veya satıcı olması / a. Ücreti ve masrafları” şeklindeki ibareler, Tasarıda “3. Komisyoncunun kendisiyle işlem yapması / a. Bedel ve ücret” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 427 nci maddesinin ikinci fıkrasının ilk cümlesinde kullanılan “… nazara almaya mecburdur” şeklindeki ibare, objektif bir ölçüte bağlanarak, Tasarıda “… esas alınır” şekline dönüştürülmüştür.
Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Buna göre, komisyoncu, kendisiyle işlem yaptığı takdirde, bunu işlemi yaptığı gün vekâlet verene bildirmek zorundadır.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 543. maddesi, komisyon hukukunun en tartışmalı kurumlarından biri olan komisyoncunun kendisiyle işlem yapması (self-entry, Selbsteintritt) hâlini düzenlemekte ve bu özel durumda bedelin ve ücretin nasıl belirleneceğini hükme bağlamaktadır. Üç fıkradan oluşan madde, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 427. maddesinin karşılığı olup özellikle ikinci fıkrası mülga kanunda bulunmayan yeni bir yükümlülük getirmektedir. Birinci fıkraya göre, borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan kambiyo senetleri, diğer kıymetli evrak ya da ticari malları alıp satmaya yetkili kılınan komisyoncu, vekâlet verenden aksine bir talimat almadıkça, satın alacağı mal yerine kendi mallarını satabilir veya satacağı malı bizzat kendisi için satın alabilir. Bu hüküm, kural olarak vekâletin niteliğine aykırı görünen, temsilci ile temsil edilenin işlemin her iki tarafında birden yer alması durumuna, yalnızca objektif piyasa fiyatının varlığı koşuluyla cevaz vermektedir. Kanun koyucu, piyasa fiyatının kontrol edilebilirliğinden hareketle, komisyoncunun menfaat çatışmasına girse dahi vekâlet verenin zarara uğratılamayacağı varsayımını kabul etmiştir. Objektif ve denetlenebilir bir fiyatın bulunmadığı mal ve emtialar bakımından ise self-entry yetkisi tanınmamakta; çünkü bu tür mallarda komisyoncunun kendi lehine bedel belirleme riski ortaya çıkacak ve sadakat yükümlülüğü ihlal edilecektir. Fıkranın devamında, komisyoncunun kendisiyle işlem yaptığı andaki değerlerin esas alınacağı belirtilmiştir; mülga kanundaki "nazara almaya mecburdur" ibaresi yerine "esas alınır" ifadesinin kullanılması, kriterin subjektif takdir alanından çıkarılıp objektif bir ölçüte bağlandığını göstermektedir. Bu hâllerde dahi komisyoncu, komisyon işlerinde alışılmış olan ücret ve giderlerini isteme hakkını korumaktadır; çünkü işlem hukuken iki ayrı sözleşme, yani komisyon sözleşmesi ile alım-satım sözleşmesi olarak değerlendirilmekte, birinin varlığı diğerinin alacaklarını ortadan kaldırmamaktadır. Komisyoncunun hem satıcı hem alıcı olarak hareket ettiği bu hâllerde, işlem sırasında piyasa fiyatında meydana gelen ani değişimlerin hangi tarafı etkileyeceği sorunu, işlemin yapıldığı an kriteri sayesinde çözümlenmektedir. İkinci fıkra, getirilen yeni bir hüküm olarak komisyoncuya, bu tür bir işlemin yapıldığını aynı gün içinde vekâlet verene bildirme zorunluluğu yüklemektedir. Bu bildirim, vekâlet verenin işlem hakkında bilgi sahibi olarak denetim imkânını kullanabilmesi ve gerekirse TBK 545 çerçevesinde hakkın sona ermesini sağlayabilmesi bakımından kritik bir güvencedir. Bildirimin gecikmesi veya hiç yapılmaması, komisyoncunun sadakat borcuna aykırılık oluşturmakta ve tazminat sorumluluğuna yol açabilmektedir. Üçüncü fıkra ise diğer hâllerde, yani piyasa fiyatının bulunmadığı veya aksi talimat verilmiş durumlarda genel satış hükümlerinin uygulanacağını belirtmekte; böylece self-entry kurumu istisnai bir müessese olarak sınırlandırılmaktadır. Öğretide, self-entry yetkisinin menfaat çatışması doğuran niteliği nedeniyle dar yorumlanması gerektiği, komisyoncunun vekâlet verene karşı sadakat borcunun bu durumlarda özellikle titizlikle değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Self-entry sayesinde komisyoncu, piyasada aktif biçimde yer alarak işlemi hızla sonuçlandırmakta; vekâlet veren de zaman kaybetmeden neticesine kavuşmaktadır. Yargıtay uygulamasında, komisyoncunun gerçekleşen piyasa fiyatının altında veya üstünde bir değerle işlem yapması hâlinde, TBK 506 uyarınca özen borcuna aykırılıktan sorumlu tutulduğu ve farkın tazminine hükmedildiği görülmektedir. Böylece 543. madde, komisyoncunun ekonomik esnekliği ile vekâlet verenin menfaatlerinin korunması arasında hassas bir denge kurmakta, aynı zamanda objektif piyasa fiyatı güvencesiyle sadakat yükümlülüğünü pekiştiren özgün bir yapı sunmaktadır.
