TBK ▸ Madde 541

TBK 541. Madde

Komisyoncunun, sattığı malın bedeli ve satın aldığı mal üzerinde hapis hakkı vardır.

TBK 541. Madde Gerekçesi

Tasarının tek fıkradan oluşan 541 inci maddesinde, komisyoncunun hapis hakkı düzenlenmektedir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 541. maddesi, komisyon sözleşmesinin özüne uygun biçimde komisyoncuya tanınan hapis hakkını düzenlemekte ve tek fıkradan oluşan hükmüyle komisyoncuya iki ayrı eşya grubu üzerinde bu hakkı kullanma imkânı vermektedir. Maddeye göre komisyoncunun, sattığı malın bedeli üzerinde ve satın aldığı mal üzerinde hapis hakkı bulunmaktadır. Bu düzenleme, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 425. maddesinin karşılığı olup özde bir değişiklik içermemekte, yalnızca dilin arılaştırılması ve çağdaş hukuk tekniğine uyarlanması yönünde bir revizyona tabi tutulmuştur. Hapis hakkının konusu bakımından dikkat çeken husus, hakkın hem nakdi bir alacak hem de bir eşya üzerinde tesis edilebilmesidir; bu yönüyle klasik hapis hakkından farklı, sui generis bir nitelik arz etmektedir. Komisyoncu, vekâlet verenin hesabına yapmış olduğu satış işleminden elde ettiği semen üzerinde, kendi ücret ve masraf alacaklarını güvence altına almak amacıyla bu hakkı ileri sürebilir; aynı biçimde, vekâlet veren adına satın aldığı malı teslim etmekten kaçınarak mal üzerinde hapis hakkını kullanabilir. Komisyon sözleşmesi, vekâlet sözleşmesinin özel bir türü olmakla birlikte, komisyoncunun ticari hayatta üstlendiği risk ve çıkardığı emek karşılığında kendisine tanınan bu olağanüstü güvence, kurumu genel vekâlet hükümlerinden ayıran en belirgin özelliklerden biridir. Öğretide, komisyoncunun hapis hakkının, Türk Medeni Kanunu’nun 950 ve devamı maddelerinde düzenlenen genel hapis hakkına nazaran özel hüküm niteliği taşıdığı, bu nedenle komisyoncunun zilyetlik koşulu dışında, TMK’daki bazı sınırlamalara tabi olmadığı kabul edilmektedir; özellikle alacak ile hapis konusu eşya arasındaki bağlantı şartı, komisyon ilişkisinin kendine özgü yapısı nedeniyle daha esnek yorumlanmaktadır. Komisyoncunun hapis hakkı, yalnızca mevcut sözleşmeden doğan alacakları değil, aynı taraflar arasında önceki komisyon ilişkilerinden kaynaklanan ödenmemiş ücret, masraf ve avans alacaklarını da kapsayabilir; bu husus, komisyon işinin süreklilik arz eden niteliğiyle örtüşmektedir. Yargıtay uygulamasında da komisyoncunun, vekâlet verenin talimatına rağmen malı veya bedeli iade etmekten kaçınması hâlinde, hapis hakkının dayanağı olarak TBK 541 gösterilmekte ve komisyoncunun muaccel olmuş ücret ve masraf alacakları karşılanmadıkça teslim borcunun ifası istenememektedir. Bu hakkın kullanılabilmesi için komisyoncunun eşya veya bedel üzerinde zilyet olması, alacağın muaccel bulunması ve komisyon ilişkisi ile doğrudan ilgili olması gerekmektedir. Komisyoncu, hapis hakkı çerçevesinde alacağını tahsil edemediği takdirde, aynı kanunun 542. maddesinde öngörülen açık artırma yoluyla paraya çevirme usulüne başvurabilir; böylece 541. madde, kendisinden sonra gelen düzenlemelerle sistematik bir bütünlük oluşturur. Uygulamada, vekâlet verenin iflası hâlinde komisyoncunun hapis hakkına konu mal ve bedel üzerindeki öncelikli alacak hakkı, iflas masası karşısında da geçerliliğini korumakta; komisyoncu, İİK hükümleri çerçevesinde rehinli alacaklı konumuna benzer bir güvenceden yararlanmaktadır. Hapis hakkının kullanılmasından vazgeçildiği anlaşılacak bir biçimde malın veya bedelin koşulsuz iadesi hâlinde, hakkın sona ereceği kabul edilmekle birlikte, yeniden ele geçirme durumunda tekrar canlanabileceği de öğretide tartışılmaktadır. Sonuç olarak hüküm komisyoncunun ekonomik çıkarlarını koruyan, onu vekâlet verenin olası kötüniyetli davranışlarına karşı güvence altına alan ve ticari hayatın akıcılığını sağlayan temel düzenlemelerden biri olarak işlev görmekte, komisyon kurumunun işlerliğine yönelik hukuki altyapının omurgasını oluşturmaktadır.

Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-541/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık