TBK 546. Madde
I. Malzemesi işsahibi tarafından verilmek üzere imal edilecek taşınırlar hakkındaki komisyon işleri, eşya mislî şeylerden olmasa da, alım ve satım komisyonculuğu hükmündedir.
II. Alım ve satım komisyonculuğu sayılmayan işleri, ücret karşılığında kendi adına ve vekâlet verenin hesabına üstlenen alım ve satım komisyoncusu ile komisyon işlerini kendisine meslek edinmeyip arada bir üstlenen tacir hakkında da bu bölüm hükümleri uygulanır.
III. Taşıma işleri komisyonculuğu hakkındaki özel hükümler saklıdır.
TBK 546. Madde Gerekçesi
Tasarının üç fıkradan oluşan 546 ncı maddesinde, diğer komisyon işleri düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 430 uncu maddesinde kullanılan “alım ve satım komisyonu” terimleri yerine, Tasarıda “alım ve satım komisyonculuğu” terimleri kullanılmıştır.
Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur. ONİKİNCİ BÖLÜM
Ticarî Temsilciler, Ticarî Vekiller ve Diğer Tacir Yardımcıları
818 sayılı Borçlar Kanununun 449 uncu maddesiyle başlayan “On Yedinci Bap / Ticarî Mümessiller ve Diğer Ticarî Vekiller” şeklindeki üst başlık, Tasarıda “Onikinci Bölüm / Ticarî Temsilciler, Ticarî Vekiller ve Diğer Tacir Yardımcıları” şeklinde değiştirilmiştir. Bununla, ticarî temsilcilerin ve ticarî vekillerin de tacir yardımcılarından olduğu vurgulanmak istenmiştir. Bu bölümde, gerek ticarî temsilciler ve ticarî vekiller, gerekse diğer tacir yardımcıları, temsil yetkileri yönüyle ele alınmıştır. Bu düzenlemeye göre, ticarî temsilcilerin geniş yetkileri, ticarî vekillerin ve diğer tacir yardımcılarının ise sınırlı yetkileri bulunmaktadır.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 546. maddesi, komisyon sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulama alanını genişleterek, klasik alım-satım komisyonculuğu dışındaki bazı iş ve işlemleri de bu bölüm hükümlerine tabi kılmaktadır. Üç fıkradan oluşan hüküm, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 430. maddesinin karşılığı olup mülga kanundaki "alım ve satım komisyonu" terimi yerine "alım ve satım komisyonculuğu" terimi tercih edilerek kavramsal netlik sağlanmıştır. Maddenin birinci fıkrası, malzemesi iş sahibi tarafından verilmek üzere imal edilecek taşınırlar hakkındaki komisyon işlerini, eşya mislî şeylerden olmasa dahi alım ve satım komisyonculuğu hükmünde saymaktadır. Bu düzenleme, özellikle sipariş üzerine imalat, özel üretim ve belirli bir iş sahibine ait hammaddelerle yürütülen üretim-satış süreçlerinin, saf istisna sözleşmesi niteliği taşısa bile komisyonculuk kurallarına tabi tutulmasını sağlamakta ve ticari hayatın karmaşıklaşan gerçekliğine yasal bir karşılık üretmektedir. Mislî eşya olmamasına rağmen komisyon hükümlerinin uygulanacak olması, imal edilen malın nihai olarak pazarlanması sürecindeki belirsizlikleri vekâlet veren hesabına üstlenen komisyoncu lehine hukuki bir koruma getirmektedir. Bu hüküm sayesinde, örneğin özel sipariş üzerine imal edilen mobilyalar, makineler veya elektronik cihazlar gibi taşınırların piyasada satışı için komisyoncuya verilmesi, komisyonculuk çerçevesinde sistemli biçimde düzenlenmektedir. İkinci fıkra, alım ve satım komisyonculuğu sayılmayan işleri ücret karşılığında kendi adına ve vekâlet verenin hesabına üstlenen alım-satım komisyoncusu ile komisyon işlerini meslek edinmeyip arada bir üstlenen tacir hakkında da bu bölüm hükümlerinin uygulanacağını belirtmektedir. Bu düzenlemeyle kanun koyucu, komisyon sözleşmesinin uygulama alanını iki yönden genişletmektedir: birincisi, mesleki komisyoncunun diğer komisyon işlerini; ikincisi, arızi biçimde komisyon işi üstlenen tacirin bu tür faaliyetlerini komisyonculuk rejimine tabi kılmaktadır. Böylece sigorta aracılığı, taşıma aracılığı dışındaki çeşitli iş görme faaliyetleri, komisyon işi olarak nitelendirildiği takdirde bu bölüm hükümleriyle düzenlenmektedir. Arızi komisyoncu kavramının kanuna alınmış olması, tacir yardımcılarının faaliyet çeşitliliğine cevap vermekte; ayrıca klasik olmayan aracılık biçimlerinin hukuki belirsizlik içinde kalmasını önlemektedir. Üçüncü fıkra ise taşıma işleri komisyonculuğu hakkındaki özel hükümlerin saklı olduğunu belirterek, Türk Ticaret Kanunu’nun taşıma işleri komisyoncusu (TTK 917 vd.) hakkındaki düzenlemelerinin öncelikle uygulanacağını açıkça ortaya koymaktadır. Bu saklı tutma, genel kanun-özel kanun ilişkisi çerçevesinde ortaya çıkabilecek tereddütleri giderici niteliktedir; zira taşıma işleri komisyonculuğu, kendine özgü teknik kuralları ve özel sorumluluk rejimi nedeniyle TTK’da ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Öğretide, 546. maddenin özellikle arızi komisyoncu (unechter Kommissionär) kavramını kanuna taşıdığı ve bu suretle arızi işler yapan tacirlerin hukuki statüsünü netleştirdiği vurgulanmaktadır. Yargıtay uygulamasında, bir işin komisyonculuk niteliği taşıyıp taşımadığı tespit edilirken sözleşmenin kendi adına ve başkası hesabına yapılıp yapılmadığı, ücret karşılığında gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve ekonomik sonuçlarının üçüncü kişinin hesabına doğup doğmadığı ölçütleri esas alınmaktadır. Bu çerçevede, emlakçılık, menkul kıymet aracılığı ve bazı ticari aracılık faaliyetleri, somut niteliklerine göre TBK 546 kapsamında değerlendirilebilmektedir. Ayrıca gümrük komisyonculuğu, borsa aracılığı ve internet tabanlı ticari aracılık hizmetleri gibi modern faaliyet türleri de, kendi özel kanuni düzenlemelerine tabi olmadıkça, bu hükmün genel çerçevesi içerisinde yorumlanabilmektedir. Sonuç olarak madde, komisyon hükümlerinin uygulama alanını esneterek modern ticari hayatın çeşitlenen ihtiyaçlarına yasal bir çerçeve sunmaktadır.
