TBK ▸ Madde 545
Madde 544
MADDE 545

İşlemi kendisiyle yapma hakkının düşmesi

Madde Listesi
Madde 546

TBK 545. Madde

Vekâlet verenin vekâleti geri aldığı haberi komisyoncuya ulaştığı anda, komisyoncunun işlemi kendisiyle yapma hakkı düşer. Ancak, bu haber kendisine ulaşmadan önce komisyoncu, işlemin yapıldığı bildirimini göndermişse, bu hüküm uygulanmaz.

TBK 545. Madde Gerekçesi

Tasarının tek fıkradan oluşan 545 inci maddesinde, komisyoncunun işlemi kendisiyle yapma hakkının düşmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 429 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “c. Hakkının sukutu” şeklindeki ibare, Tasarıda “c. İşlemi kendisiyle yapma hakkının düşmesi” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 429 uncu maddesinde kullanılan “artık bizzat satıcı ve alıcı olamaz” şeklindeki ibare yerine, Tasarıda “bu hüküm uygulanmaz” ibaresi kullanılmıştır.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 545. maddesi, komisyoncunun kendisiyle işlem yapma yetkisinin hangi anda sona ereceğini düzenleyerek, komisyoncu ile vekâlet veren arasındaki hak ve borç ilişkisinin zaman bakımından sınırlarını çizmektedir. Tek fıkradan oluşan hükme göre, vekâlet verenin vekâleti geri aldığı haberi komisyoncuya ulaştığı anda, komisyoncunun işlemi kendisiyle yapma hakkı düşer; ancak bu haber kendisine ulaşmadan önce komisyoncu, işlemin yapıldığı bildirimini göndermişse, bu hüküm uygulanmaz. Bu düzenleme, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 429. maddesinin karşılığı olup özde bir değişiklik içermemekte, yalnızca dilin sadeleştirilmesi ve kurumun adının "hakkın sukutu" yerine "işlemi kendisiyle yapma hakkının düşmesi" şeklinde açıklayıcı biçimde yeniden düzenlenmesiyle yetinilmiştir. Mülga kanundaki "artık bizzat satıcı ve alıcı olamaz" ifadesi yerine "bu hüküm uygulanmaz" ibaresinin kullanılması, yasa tekniği bakımından atıf sistemine geçildiğini ve TBK 543 ile sistematik bütünlüğün kurulduğunu göstermektedir. Hüküm, temelde iki farklı menfaatin dengelenmesine hizmet etmektedir: bir yandan vekâlet verenin dilediği anda vekâletten dönme hakkı korunurken, diğer yandan komisyoncunun haberden önce gerçekleştirdiği işlemlerin akıbeti güvence altına alınmaktadır. Bu dengelemede belirleyici olan kriter, haberin komisyoncuya ulaşma anı ile komisyoncunun bildirimini gönderme anının karşılaştırılmasıdır; kanun, gönderme anını esas alarak komisyoncu lehine bir çözüm benimsemiştir. Dolayısıyla komisyoncu, işlemi fiilen yapmış ve bildirimini postaya vermiş ya da diğer haberleşme yolları aracılığıyla göndermiş ise, vekâlet veren tarafından sonradan gönderilen azil haberi, bu işlemi geriye etkili olarak ortadan kaldıramaz. Bu çözüm, piyasaların hızlı hareket ettiği, özellikle borsa ve kambiyo işlemlerinin söz konusu olduğu durumlarda komisyoncunun ekonomik öngörüsünü ve işlem güvenliğini koruyan kritik bir işlev üstlenmektedir. Öğretide, bu hükmün ulaşma teorisi ile gönderme teorisinin birlikte uygulandığı karma bir çözüm olduğu ve komisyoncunun meşru güvenini koruduğu belirtilmektedir. Vekâlet verenin azil beyanı ulaşma ile hüküm doğururken, komisyoncunun işlemi yaptığına dair bildirimi gönderme ile koruma sağlamaktadır; böylece komisyoncu, azilden önce gerçekleştirdiği işlemlerin hükümsüz kılınması riskinden kurtarılmaktadır. Maddedeki "bildirimi gönderme" ifadesi, genel irade beyanı ulaşma teorisine istisna getirmekte ve komisyoncu lehine ayrıksı bir hukuki rejim kurmaktadır. Yargıtay uygulamasında, azil haberinin komisyoncuya ulaşma anının ispatı vekâlet verene, bildirimin gönderildiği anın ispatı ise komisyoncuya yüklenmektedir; bu bakımdan tarafların yazışmaları, elektronik haberleşme kayıtları ve teslim belgeleri büyük önem taşımaktadır. Özellikle elektronik posta, kayıtlı elektronik posta (KEP) ve telgraf gibi modern haberleşme araçlarının kullanılması hâlinde, sistem kayıtları ispat aracı olarak devreye girmekte; dijital zaman damgaları kritik rol oynamaktadır. Hükmün uygulama alanı, özellikle kambiyo senetleri ve borsa işlemleri gibi hızlı sirkülasyonun söz konusu olduğu ticari faaliyetlerde belirginleşmekte; komisyoncunun piyasa hareketlerine göre hızlı karar verme zorunluluğunun, azil gibi tek taraflı beyanlarla gözden çıkarılamayacağı kabul edilmektedir. Azil beyanının komisyoncuya ulaşmasından sonra yapılan self-entry işlemleri ise geçersiz olup komisyoncunun TBK 506 uyarınca sorumluluğuna neden olabilmekte; bu kapsamda vekâlet veren, uğradığı zararın tazminini talep edebilmektedir. Sonuç olarak 545. madde, komisyonculuğun dinamik yapısı ile vekâlet sözleşmesinin güvene dayalı karakterini uzlaştıran, iyiniyetli komisyoncuyu koruyan ve ticari istikrarı sağlayan önemli bir düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır.

Madde 544
MADDE 545

İşlemi kendisiyle yapma hakkının düşmesi

Madde Listesi
Madde 546
Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-545/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık