TBK 571. Madde
Saklamak üzere ticari mal kabul ettiğini açıkça kamuya bildiren ardiyeci, saklatılan malı temsil eden senet çıkarmaya izin verilmesini, yetkili makamdan isteyebilir.
TBK 571. Madde Gerekçesi
Tasarının tek fıkradan oluşan 571 inci maddesinde, ardiyecinin bırakılan ticarî mala karşılık senet çıkarma hakkı düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 473 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. Ardiye mukavelesi / I. Kıymetli evrak ihracı salâhiyeti” şeklindeki ibare, Tasarıda, “C. Ardiyeciye bırakma / I. Senet çıkarma” şeklinde değiştirilmiştir.
Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 571. maddesi, ardiye sözleşmesinin özel bir hükmünü düzenlemekte olup, saklamak üzere ticari mal kabul ettiğini açıkça kamuya bildiren ardiyecilere, saklatılan malı temsil eden senet çıkarma izninin yetkili makamdan istenmesi yetkisini tanımaktadır. Madde, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 473. maddesinin karşılığını oluşturmakta; eski kanundaki ‘kıymetli evrak ihracı salâhiyeti’ şeklindeki kenar başlık, yeni düzenlemede ‘senet çıkarma’ biçiminde sadeleştirilmiş, bununla birlikte hükmün özü korunmuştur. Ardiyeci sıfatını kazanabilmek için, faaliyetin ticari mal saklamak olduğunun ve bu faaliyetin kamuya açık biçimde duyurulmuş bulunduğunun ortaya konulması gerekir. Sıradan bir saklayıcıdan ardiyeciyi ayıran temel ölçüt, işin ticari işletme niteliği taşıması ve işletenin umuma yönelik olarak saklama hizmeti sunduğunu ilan etmesidir. Bu bildirim, tabela, ilan, ticaret sicili kaydı veya diğer iletişim araçlarıyla yapılabilir. Maddede öngörülen senet, klasik bir saklama makbuzundan farklı olarak, malı temsil eden bir kıymetli evrak niteliği taşır. Bu senedin ciro veya teslim yoluyla devredilmesi hâlinde, bununla birlikte senede konu malın zilyetliği de devredilmiş sayılır. Bu özellik, malların fiziken hareket ettirilmesine gerek kalmaksızın ticari dolaşıma sokulmasına olanak sağlar ve finansmanı kolaylaştırır; özellikle malı rehin veren tacirler bakımından büyük pratik önem taşır. Senet çıkarma yetkisi, doğrudan sözleşmeden doğmamakta, yetkili idari makamın iznine bağlı kılınmıştır. Bu durum, piyasada dolaşan senede olan güveni korumak ve yetkisiz kişilerin umumi mağaza gibi faaliyet göstererek üçüncü kişileri yanıltmasını engellemek amacını taşır. Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan umumi mağazalara ilişkin özel hükümler, bu alanda tamamlayıcı nitelikte uygulanır ve senedin şekli, unsurları ile devir kuralları bu kanunla sıkı biçimde çerçevelenir. Yargıtay uygulamasında, senetsiz yapılan tevdi işlemlerinin genel saklama sözleşmesi hükümlerine tabi tutulacağı, ardiyeci sıfatının ise ancak madde metninde öngörülen kamuya bildirim ve ticari faaliyet şartlarının bir araya gelmesiyle kazanılabileceği istikrarlı biçimde kabul edilmektedir. Malı temsil eden senedin iyiniyetli üçüncü kişi eline geçmesi durumunda, senet sahibinin korunması ilkesi ön plana çıkar; ardiyeci, senet hamiline karşı, saklatana ileri sürebileceği her türlü savunmayı ileri süremez. Böylece hüküm, bir yandan saklatanın malı üzerindeki tasarruf imkânını genişletirken, öte yandan senedi iktisap eden üçüncü kişilerin güvenini sağlama fonksiyonunu üstlenir. Uygulamada en sık karşılaşılan ihtilaflar, senetsiz verilen makbuzların kıymetli evrak niteliği taşıyıp taşımadığı, ardiyeci sıfatının bulunup bulunmadığı ve senedin devri ile rehin ilişkisinin geçerliliği meselelerinde yoğunlaşmaktadır. Hâkimin, bu ihtilafları çözerken, ardiyecinin kamuya yönelik bildirimini, işletmenin sürekliliğini ve senedin yasal biçim şartlarını birlikte değerlendirmesi zorunludur. Netice itibarıyla madde, ticari hayatın ihtiyaçlarına uygun olarak saklanan malların kâğıt üzerinden dolaşımını sağlayan özel bir yetkilendirme kuralı öngörmektedir.
