TBK 58. Madde
I. Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.
II. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.
TBK 58. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 49 uncu maddesini kısmen karşılamaktadır.
Tasarının iki fıkradan oluşan 57 nci maddesinde, kişilik hakkının zedelenmesinde manevî tazminat düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 49 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Şahsî menfaatlerin haleldar olması” şeklindeki ibare, Tasarının 57 nci maddesinde, “3. Kişilik hakkının zedelenmesi hâlinde” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 49 uncu maddesine, 4/5/1988 tarih ve 3444 sayılı Kanunla eklenen ikinci fıkrası gereksiz görülerek, Tasarının 57 nci maddesine alınmamıştır. Gerçekten, 818 sayılı Borçlar Kanununun 43 üncü ve Tasarının 51 inci maddeleri uyarınca, hâkim tazminat miktarını belirlerken, “hâl ve mevkiin icabını / durumun gereğini”, yani saldırının kişilik hakkı zedelenen kişinin manevî kişilik değerlerinde sebep olduğu eksilmeyi göz önünde tutmalıdır. Bu eksilmenin ise, sıfatı ve makamı daha yüksek ve ekonomik durumu daha iyi olan taraf bakımından çok, diğer taraf için az olduğu şeklinde bir kurala bağlanması yanlış olur. Bu nedenle, Tasarının 57 nci maddesinde, hâkimin manevî tazminat miktarını belirlerken, tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumları da dikkate alması gerektiğinin belirtilmesinde bir zorunluluk yoktur. Ayrıca, bunların maddede gereksiz yere tekrar edilmesi, herkesin kanun önünde eşit olduğu ilkesine de aykırı görülmüştür.
Açıklama
TBK md. 58, kişilik hakkının ihlali durumunda manevi tazminat ve alternatif giderim biçimlerini düzenleyen önemli bir hükümdür. İki fıkradan oluşan madde, kişilik haklarının maddi ve manevi korunmasını güvence altına alır ve hakime çeşitli giderim seçenekleri sunar. Düzenleme, demokratik toplumun temel değerlerinden olan kişilik haklarının hukuki korumasını sağlar.
Birinci fıkraya göre kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Bu kural kişilik hakkı ihlalinde manevi tazminat hakkının varlığını ortaya koyar.
Kişilik hakkı geniş bir kavram olup TMK md. 23-25’te temel olarak düzenlenmiştir. Yaşam, beden bütünlüğü, sağlık, özgürlük, onur ve şeref, özel yaşam, gizlilik, isim hakkı, resim hakkı, mesleki itibar gibi değerler bu kapsamdadır. Kişilik hakkının ihlali bu değerlerden birine yönelik hukuka aykırı bir saldırı ile gerçekleşir.
İhlal türleri çok çeşitlidir. Basın yayın yoluyla yapılan haberlerle itibar zedelenmesi, hakaret, küçük düşürücü yayınlar, özel yaşamın gizli kalması gereken yönlerinin açıklanması, izinsiz fotoğraf çekme ve yayma, cinsel taciz, mobbing, sistematik rahatsız etme, kimlik bilgilerinin yayınlanması gibi fiiller bu kapsamdadır. Dijital çağda siber saldırılar, sosyal medya yayınları, kişisel verilerin kötüye kullanımı yeni kişilik hakkı ihlali biçimleridir.
Manevi tazminatın koşulları vardır. Birincisi kişilik hakkına yönelik bir saldırı bulunmalıdır. İkincisi saldırı hukuka aykırı olmalıdır; basın özgürlüğü, kamu yararı, kanuni yetki kullanımı gibi hukuka uygunluk sebepleri bulunmamalıdır. Üçüncüsü saldırı sonucu zarar görenin manevi zarara uğraması gerekir.
Manevi tazminatın miktarı hakim takdiri ile belirlenir. Takdirde olayın özellikleri, saldırının ağırlığı, kamuya açıklanma derecesi, zarar görenin sosyal statüsü, failin ekonomik durumu, olayın toplumsal etkileri dikkate alınır. Yargıtay içtihatları ile şekillenen bir ölçek vardır.
İkinci fıkra önemli bir esneklik getirir. Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir. Bu düzenleme manevi zararın para dışında da telafi edilebileceğini kabul eder.
Alternatif giderim biçimleri çeşitli olabilir. Saldırıyı kınayan karar verilmesi; mahkeme saldırının hukuka aykırılığını açıkça tespit ederek kınama kararı verebilir. Tekzip kararı; hatalı veya karalayıcı bir basın yayını düzeltme hakkını tanır. Özür mektubu yayımlatılması; failin resmi bir özür yayımlaması emredilebilir. Yayın yasağı; gelecekteki benzer yayınları yasaklayan tedbir kararı alınabilir.
Maddede özellikle iki alternatif vurgulanır. Birincisi saldırıyı kınayan karar verme; mahkeme saldırının hukuka aykırı olduğunu tespit ederek bunu açıkça ilan eder. Kınama kararı, zarar görene moral tatmin sağlar; saldırganın da davranışının yasal olmadığını topluma bildirir.
İkincisi kararın yayımlanmasına hükmetme; kınama veya hukuka aykırılık kararı basında yayımlanabilir. Bu özellikle basın yoluyla gerçekleşen kişilik hakkı ihlallerinde önemlidir. Mahkeme kararının aynı gazetede, aynı sayfada, benzer pozisyonda yayımlanmasına hükmedilerek zarar görenin itibarı onarılmaya çalışılır.
Bu alternatiflerin uygulanmasında hakim takdir yetkisi geniştir. Somut olayda hangi giderim biçiminin daha etkili olacağını değerlendirir. Bazen para tazminatı yeterli değildir; saldırganın davranışının açıkça kınanması ve bunun duyurulması gerekir. Bazen de para tazminatına ek olarak kınama kararı verilmesi uygun olur.
Bu giderim biçimlerinin uygulanması kişilik hakkı korumasının etkin biçimde sağlanmasını amaçlar. Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olması kişilik haklarının uluslararası standartlarda korunmasını gerektirir. AİHM içtihadı da maddi tazminatın yanı sıra manevi giderim biçimlerinin önemini vurgular.
Doktrinde madde 58, kişilik hakkı korumasının çok boyutlu yapısını ortaya koyan önemli bir düzenleme olarak değerlendirilir. Yargıtay kararlarında özellikle basın yayın davalarında, sosyal medya ihlallerinde, özel yaşam ihlallerinde bu madde çerçevesinde hem maddi tazminat hem de alternatif giderim biçimleri uygulanmaktadır.
