TBK 592. Madde
I. Alacaklı, kefalet sırasında var olan veya daha sonra asıl borçludan alacağın özel güvencesi olmak üzere elde ettiği rehin haklarını, güvenceyi ve rüçhan haklarını kefilin zararına olarak azaltırsa, zararın daha az olduğu alacaklı tarafından ispat edilmedikçe, kefilin sorumluluğu da buna uygun düşen bir miktarda azalır. Kefilin fazladan ödediği miktarın geri verilmesini isteme hakkı saklıdır.
II. Çalışanlara kefalet hâlinde alacaklı, çalışanlar üzerinde yükümlü olduğu gözetimi ihmal eder veya kendisinden beklenebilen özeni göstermezse ve borç da bu sebeple doğmuş ya da bu özeni göstermesi hâlinde ulaşamayacağı ölçüde artmış olursa, bu borcu veya borcun artan kısmını kefilden isteyemez.
III. Alacaklı, borcu ödeyen kefile haklarını kullanmasına yarayabilecek borç senetlerini teslim etmek ve gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür. Alacaklı, kefalet sırasında var olan veya asıl borçlu tarafından alacak için sonradan sağlanan rehinleri ve diğer güvenceleri de kefile teslim etmek veya bunların devri için gerekli işlemleri yapmak zorundadır. Alacaklının, diğer alacakları sebebiyle sahip olduğu rehin ve hapis hakları, kefilin haklarından sıraca önce geldikleri ölçüde saklıdır.
IV. Alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmez, ağır kusuruyla mevcut belgeleri veya rehinleri ya da sorumlu olduğu diğer güvenceleri elinden çıkarırsa, kefil borcundan kurtulur. Bu durumda kefil, ödediğinin geri verilmesini ve varsa ek zararının giderilmesini isteyebilir.
TBK 592. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 499 uncu maddesi ile 500 üncü maddesini kısmen karşılamaktadır.
Tasarının dört fıkradan oluşan 592 nci maddesinde, alacaklının özen gösterme, borcu ödeyen kefile, rehin ve borç senetlerini teslim etme yükümlülüğü düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 499 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Alacaklılara karşı / 1. Esbabı sübutiyenin teslimi”, 500 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Borçlarını ifa etmeyen alacaklının mes’uliyeti” şeklindeki ibareler, Tasarıda “d. Özen gösterme, rehin ve borç senetlerinin teslimi” şeklinde değiştirilmiştir.
Maddenin birinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 500 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla benzer bir içeriğe sahiptir. Buna göre, alacaklı, kefalet sırasında var olan veya daha sonra asıl borçludan alacağın özel güvencesi olmak üzere elde ettiği rehin haklarını, güvenceyi ve rüçhan haklarını kefilin zararına olarak azaltırsa, zararın daha az olduğu alacaklı tarafından ispat edilmedikçe, kefilin sorumluluğu da buna uygun düşen bir miktarda azalır. Aynı fıkra uyarınca, kefilin fazladan ödediği miktarın geri verilmesini isteme hakkı saklıdır.
Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 500 üncü maddesinin ikinci fıkrasını karşılamaktadır. Buna göre, çalışanlara kefalet hâlinde alacaklı, çalışanlar üzerinde yükümlü olduğu gözetimi ihmal ederse veya kendisinden beklenen özeni göstermezse ve borç da bu sebeple doğmuş ya da bu özeni göstermesi hâlinde ulaşamayacağı ölçüde artmış olursa, bu borcu veya borcun artan kısmını kefilden isteyemeyecektir.
Maddenin üçüncü fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 499 uncu maddesini karşılamaktadır. Buna göre alacaklı, borcu ödeyen kefile haklarını kullanmasına yarayabilecek borç senetlerini teslim etmek ve gerekli bilgileri vermekle yükümlü olacak ve kefalet sırasında var olan veya asıl borçlu tarafından alacak için sonradan sağlanan rehinleri ve diğer güvenceleri de kefile teslim etmek veya bunların devri için gerekli işlemleri yapmak zorunda bulunacaktır. Bununla birlikte alacaklının, diğer alacakları sebebiyle sahip olduğu rehin ve hapis hakları, kefilin haklarından sıraca önce geldiği ölçüde saklıdır.
Maddenin son fıkrasında ise, alacaklının, haklı bir sebep olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmemesi, ağır kusuruyla mevcut belgeleri veya rehinleri ya da sorumlu olduğu diğer güvenceleri elinden çıkarması hâlinde, kefilin borcundan kurtulacağı kabul edilmiştir. Aynı fıkraya göre, bu durumda kefil, ödediğinin geri verilmesini ve varsa ek zararının giderilmesini isteyebilecektir.
Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 503 üncü maddesi göz önünde tutulmuştur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 592. maddesi, alacaklının kefile karşı özen yükümlülüğünü, rehin ve borç senetlerinin teslimi ödevini ve bu yükümlülüklere aykırılığın yaptırımlarını düzenleyen temel hükümdür. Hüküm, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 499 ve 500. maddelerini kısmen karşılamakta olup kaynak İsviçre Borçlar Kanunu’nun 503. maddesi model alınarak kaleme alınmıştır. Kefaletin bağımsız bir güvence olmayıp asıl borç ilişkisine bağlı fer’i bir güvence olması, alacaklıya asıl borçludan aldığı diğer güvenceleri kefilin aleyhine azaltmama külfetini yüklemektedir. Birinci fıkra uyarınca alacaklı, kefalet sırasında mevcut olan veya sonradan asıl borçludan elde ettiği rehin haklarını, güvenceleri ve rüçhan haklarını kefilin zararına azaltırsa, kefilin sorumluluğu bu azalmaya uygun miktarda azalır; zararın daha az olduğunu ispat yükü alacaklıya aittir. Bu kural, kefilin halefiyet hakkını korumaya yönelik olup alacaklının kefilin gelecekteki rücu imkânlarını zayıflatmamasını sağlamaktadır. Kefilin fazladan ödediği miktarın geri verilmesini isteme hakkı da açıkça saklı tutulmuştur. İkinci fıkra, çalışanlara kefalet halinde özel bir koruma getirmektedir: alacaklı (işveren) çalışanlar üzerindeki gözetim yükümlülüğünü ihmal eder veya kendisinden beklenen özeni göstermez ve borç bu sebeple doğmuş ya da artmış olursa, bu borcu veya artan kısmını kefilden isteyemez. Söz konusu hüküm, işçi kefaletlerinde işverenin denetim eksikliğinin yarattığı zararı kefile yüklememe anlayışına dayanır ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin istikrarlı uygulamasında işverenin denetim ihmalinin kefalet sorumluluğunu düşürdüğü kabul edilmektedir. Üçüncü fıkra, borcu ödeyen kefile karşı alacaklının bilgi verme ve belge teslim etme yükümlülüğünü düzenler. Alacaklı, borcunu ödeyen kefile, rücu hakkını kullanmasına yarayabilecek borç senetlerini teslim etmek, gerekli bilgileri vermek, kefalet sırasında var olan veya sonradan asıl borçluca sağlanan rehinleri ve diğer güvenceleri kefile teslim etmek ya da bunların devri için gerekli işlemleri yapmak zorundadır. Alacaklının diğer alacakları sebebiyle sahip olduğu rehin ve hapis hakları, kefilin haklarından sıraca önce geldikleri ölçüde saklıdır; böylece alacaklının kendi alacaklarının güvencesinden yoksun bırakılmaması sağlanmıştır. Dördüncü fıkra ise en ağır yaptırımı içerir: alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmez, ağır kusuruyla mevcut belgeleri, rehinleri veya sorumlu olduğu güvenceleri elinden çıkarırsa, kefil borcundan tamamen kurtulur. Bu halde kefil, ödediğini geri isteyebileceği gibi ek zararının giderilmesini de talep edebilir. Yargıtay uygulamasında, alacaklının ipoteği fek etmesi, rehinli malı serbest bırakması veya teminat mektubunu iadesi gibi hallerde kefilin sorumluluğunun bu fıkra uyarınca ortadan kalktığı kabul edilmekte; ağır kusur şartının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın koşullarına göre değerlendirilmektedir.
