TBK 61. Madde
Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.
TBK 61. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 50 nci maddesi ile 51 inci maddesinin birinci fıkrasını karşılamaktadır.
Tasarının iki fıkradan oluşan 60 ıncı maddesinde, müteselsil sorumluluğun dış ilişki bakımından hükümleri düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 50 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “VI. Müteselsil mesuliyet / 1. Haksız fiil hâlinde” şeklindeki ibareler, Tasarının 60 ıncı maddesinde, “2. Müteselsil sorumluluk / a. Dış ilişkide” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 51 inci maddesinin birinci fıkrasındaki hâl için “eksik teselsül”, aynı Kanunun 50 nci maddesindeki hâl için de “tam teselsül” şeklinde yapılan ayırımın öğretide eleştirildiği göz önünde tutulmuş ve Tasarıda bu ayırıma yer verilmemiştir. Buna bağlı olarak, 818 sayılı Borçlar Kanununun ikili teselsül sistemi terkedilmiş ve her iki teselsül durumu bir bütün olarak değerlendirilip, aynı hükümlere tâbi tutulmuştur.
818 sayılı Borçlar Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “müşevvik ile asıl fail ve fer’an methali olanlar, tefrik edilmeksizin” şeklindeki ibare, ceza hukuku kavramlarını içermesi nedeniyle, Tasarının 60 ıncı maddesine alınmamış; birden çok kişinin bir zarara birlikte sebep oldukları veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu bulundukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.
Müteselsil sorumluların birbirlerine rücu haklarına ilişkin 818 sayılı Borçlar Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, müteselsil sorumlular arasındaki iç ilişkiyi ilgilendiren bir hüküm olup, 61 inci maddede ayrıca düzenlendiği için, Tasarının 60 ıncı maddesine alınmamıştır. Aynı şekilde, yeni düzenleme karşısında gereksiz görülerek, yataklık eden kimsenin sorumluluğuna ilişkin 818 sayılı Borçlar Kanununun 50 nci maddesinin ikinci fıkrasına, Tasarıda yer verilmemiştir.
Müteselsil sorumluların yükümlü tutulacakları tazminat miktarının üst sınırına ilişkin Tasarının 60 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen yeni bir hükümdür. Söz konusu hükme göre, her bir müteselsil sorumlunun yükümlü tutulacağı tazminat miktarı, tek başına sorumlu olması durumunda yükümlü tutulacağı tazminat miktarından fazla olamaz. Bu yeni düzenlemeyle, müteselsil sorumlulardan her birinin, kendisi yönünden tazminatın azaltılmasını gerektiren nedenlerin, dış ilişkide göz önünde tutulmasının hakkaniyete uygun olacağı kabul edilmiştir. Böylece, her bir müteselsil sorumlunun kendisi yönünden tazminatın azaltılmasını gerektiren nedenleri, sadece iç ilişkide diğer sorumlulara karşı ileri sürmesi yerine, bunu dış ilişkide zarar görene karşı da ileri sürme olanağı sağlanmıştır.
Açıklama
TBK md. 61, birden çok kişinin birlikte aynı zarara neden olduğu veya çeşitli sebeplerle aynı zarardan sorumlu olduğu durumlarda uygulanacak müteselsil sorumluluk rejimini düzenler. Tek fıkradan oluşan madde, çok failli haksız fiil durumlarında zarar görenin konumunu güçlendiren temel bir hükümdür. Düzenleme, tazminat tahsilinin etkin biçimde sağlanmasına hizmet eder.
Maddeye göre birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Bu kural iki farklı durumu aynı hukuki sonuca bağlar.
Birinci durum birlikte zarara neden olma. Birden fazla kişi birlikte bir fiil yaparak zarar meydana getirir. Hepsi fiile aktif katılım göstermiştir. Örneğin bir kavga sırasında üç kişinin birlikte birine saldırması, iki şoförün birlikte dikkatsizlik sonucu kaza yapması, birkaç kişinin birlikte bir mülke zarar vermesi bu kapsama girer. Birlikte hareket anlaşma sonucu olabileceği gibi rastlantısal bir araya gelme sonucu da olabilir.
İkinci durum aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olma. Aynı zarara farklı sorumluluk sebepleri yol açabilir. Örneğin bir inşaatta işçinin yaralanmasında işveren (adam çalıştıran sorumluluğu – TBK md. 66), makinenin imalatçısı (ürün sorumluluğu), malzemeyi sağlayan firma (kusursuz sorumluluk), başka bir kişi (haksız fiil) sorumlu olabilir. Her biri farklı hukuki çerçeve altında sorumludur ama aynı zarardan dolayı.
Her iki durumda da müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Müteselsil sorumluluk TBK md. 162 vd.’da düzenlenmiştir. Bu rejimin özellikleri şunlardır. Zarar gören, sorumluların herhangi birinden veya hepsinden zararın tamamını talep edebilir. Borçlulardan biri ödeme yaparsa bu ölçüde diğer borçluların borcu sona erer. Zarar gören, sorumlulardan birini dava etse bile diğerlerinin sorumluluğu devam eder.
Müteselsil sorumluluk, zarar görenin tahsil güvenliğini korur. Bir sorumlu ödeme güçsüzlüğünde ise zarar gören diğerlerinden tahsil yapabilir. Tahsil için en ekonomik yolu seçebilir; en yakınındaki sorumluyu veya en kolay tahsilatı sağlayacak sorumluyu tercih edebilir.
Bu düzenlemenin pratik önemi büyüktür. Çok failli haksız fiillerde zarar gören her fail hakkında ayrı ayrı sorumluluk paylaştırması yapmak zorunda kalmaz. Fail sayısı fazla olan, aktüel sorumluluk oranları belirsiz olan durumlarda zarar gören bu yükten kurtulur; hakkını bir veya birden fazla failden topluca tahsil edebilir.
Dış ilişki-İç ilişki ayrımı önemlidir. Dış ilişki, sorumlular ile zarar gören arasındaki ilişkidir; bu ilişkide tam sorumluluk (müteselsil) vardır. İç ilişki ise sorumlular arasındaki paylaştırma ilişkisidir; TBK md. 62’de düzenlenmiştir. Madde 61 dış ilişkiyi düzenler.
Birlikte sorumlu olma koşulu aranır. Tarafların fiillerinin birbirinden bağımsız olduğu ve ayrı ayrı farklı zararları neden olduğu durumlarda müteselsil sorumluluk yoktur. Her fail kendi verdiği zarardan sorumludur. Ancak aynı zararın parçası durumunda müteselsillik devreye girer.
Zarar hesabında objektif birlik de önem taşır. Sorumluların bilinçli olarak birlikte hareket etmeleri şart değildir; rastlantısal olarak aynı zararı oluşturmaları yeterlidir. Örneğin iki farklı trafik kazasının birbiri ardına gelmesiyle oluşan ortak zararda her iki sürücü müteselsil sorumlu olabilir.
Doktrinde müteselsil sorumluluk zarar görenin koruması ilkesinin en önemli araçlarından biri olarak değerlendirilir. Tazminat hukukunun etkinliğini, mağdurun menfaatini ön plana alarak korur.
Yargıtay kararlarında çok failli haksız fiillerde müteselsil sorumluluk titizlikle uygulanmaktadır. Birlikte hareket edip etmediğinin tespiti, farklı sebeplerden aynı zararın doğup doğmadığı gibi meseleler somut olay özelliklerine göre değerlendirilir. Sigortacılık, taşımacılık, sağlık sektörü gibi alanlarda çoklu sorumluluk sıkça karşımıza çıkar.
