TBK 625. Madde
I. Yönetim, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir.
II. Ortaklık, ortakların tümü veya birkaçı tarafından yönetilmekte ise, bunlardan her biri, diğerleri katılmaksızın işlem yapabilir; ancak ortaklığı yönetmeye yetkili olan her ortak, tamamlanmasından önce işleme itiraz etmek suretiyle, bu işlemin yapılmasını engelleyebilir.
III. Ortaklığa genel yetkili bir temsilci atanması ve ortaklığın olağan dışı işlerinin yürütülmesi için, bütün ortakların oybirliği gereklidir. Ancak, gecikmesinde sakınca olan hâllerde, bu konuda yönetici ortaklardan her biri yetkilidir.
TBK 625. Madde Gerekçesi
Tasarının üç fıkradan oluşan 625 inci maddesinde, âdi ortaklığın yönetimi düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 525 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “IV. Şirket muamelesinin idaresi” şeklindeki ibare, Tasarıda “IV. Ortaklığın yönetimi” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 525 inci maddesinin ikinci fıkrasının ilk iki cümlesi, aynı konuya ilişkin oldukları göz önünde tutularak Tasarının 625 inci maddesinin ikinci fıkrası olarak; son cümlesi ise farklı bir konuya ilişkin olması nedeniyle, Tasarının 625 inci maddesinin son fıkrası olarak kaleme alınmıştır.
Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 625. maddesi, adi ortaklığın günlük işleyişinin temelini oluşturan yönetim yetkisini düzenlemektedir. Üç fıkradan oluşan madde, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 525. maddesinin karşılığıdır ve yönetim hakkının kimde olduğu, birden çok yöneticinin bulunması hâlinde işleyişin nasıl gerçekleşeceği ve olağan dışı işler için hangi prosedürün izleneceği sorularına cevap vermektedir. Madde, karar alma (624. madde) ile yönetim işlemi arasındaki ayrımı netleştirerek adi ortaklığın işleyişini pratik bir zemine oturtmaktadır.
Birinci fıkraya göre, yönetim, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü kişiye bırakılmış olmadıkça bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir. Bu düzenleme, yönetim yetkisinin kural olarak ortaklık statüsünün doğal bir sonucu olduğunu ve sözleşmeyle aksi kararlaştırılmadıkça her ortağın bu yetkiyi haiz olduğunu ortaya koymaktadır. Üçüncü kişinin yönetici tayin edilebilmesi, adi ortaklıkta profesyonel yönetim imkânı sağlamakla birlikte; bu tayin için 624. madde uyarınca oybirliği gerekir. Yönetim yetkisi, ortaklığın olağan işlerine ilişkin hukukî ve maddî tasarruflarda bulunma yetkisini ifade eder. Yargıtay, yönetim yetkisinin dışsal boyutu olan temsil yetkisiyle karıştırılmamasına dikkat çeker; iç ilişkide yönetim yetkisi bulunan ortağın dış ilişkide temsil yetkisi, TBK 637. madde hükümlerine tabidir.
İkinci fıkra, birden çok yönetici ortağın bulunması hâlinde teklik ilkesini ve itiraz hakkını (veto) düzenlemektedir. Buna göre, her yönetici ortak diğerleri katılmaksızın işlem yapabilir; ancak yönetmeye yetkili her ortak, tamamlanmasından önce işleme itiraz etmek suretiyle bu işlemin yapılmasını engelleyebilir. Bu sistem, aynı anda birlikte hareket zorunluluğunun getireceği ağırlığı ortadan kaldırırken, her yöneticiye diğerinin hatalı veya zararlı bir işlem yapmasını önleme imkânı tanır. İtirazın geçerli olabilmesi için işlemin tamamlanmasından önce yapılması ve diğer yöneticiye ulaşması gerekir. İtiraz üzerine işlemin yapılıp yapılmayacağına ortakların oy çokluğuyla veya oybirliğiyle, işin niteliğine göre karar verilecektir.
Üçüncü fıkra, iki farklı istisnaî durumu düzenlemektedir. İlk olarak, ortaklığa genel yetkili bir temsilci atanması ve ortaklığın olağan dışı işlerinin yürütülmesi için bütün ortakların oybirliği şarttır. "Olağan dışı iş" kavramı, ortaklığın mutad faaliyet çerçevesi dışında kalan, risk veya yükümlülük bakımından önemli sonuçlar doğuran işlerdir; örneğin taşınmaz alımı-satımı, yüksek tutarlı kredi sözleşmeleri, işletmenin devri veya büyük yatırım kararları bu kapsamdadır. Yargıtay, olağan-olağan dışı ayrımını yapmakta somut olayın özelliklerine, ortaklığın sermaye büyüklüğüne ve faaliyet konusuna göre hâkimin takdirine önem vermektedir. İkinci istisna, gecikmesinde sakınca bulunan hâllere ilişkindir: bu gibi acil durumlarda yönetici ortaklardan her biri, oybirliği aramaksızın tek başına karar alıp uygulama yetkisine sahiptir. Bu yetki, ortaklık menfaatinin korunmasına yönelik olmalı ve zorunluluk hâlinin objektif biçimde bulunması gerekmektedir.
