TBK 626. Madde
Ortaklar, kendilerinin veya üçüncü kişilerin menfaatine olarak, ortaklığın amacını engelleyici veya zarar verici işleri yapamazlar.
TBK 626. Madde Gerekçesi
Tasarının tek fıkradan oluşan 626 ncı maddesinde, âdi ortaklıkta, ortaklar arasındaki rekabet yasağı düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 526 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “V. Şeriklerin birbirlerine karşı mes’uliyetleri / 1. Rekabet memnuiyeti” şeklindeki ibareler, Tasarıda “V. Ortaklar arasındaki sorumluluk / 1. Rekabet yasağı” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 526 ncı maddesinde kullanılan “kendi hesabına” şeklindeki ibare, Tasarıda “kendilerinin veya üçüncü kişilerin menfaatine” şeklinde ifade edilmiştir.
Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 626. maddesi, adi ortaklığın özünde yer alan ortak amaç (affectio societatis) ilkesinin doğal bir uzantısı olarak, ortakların birbirlerine ve ortaklığa karşı sadakat yükümlülüğünü rekabet yasağı biçiminde somutlaştırmaktadır. Tek fıkralı bu hüküm, "ortaklar, kendilerinin veya üçüncü kişilerin menfaatine olarak, ortaklığın amacını engelleyici veya zarar verici işleri yapamazlar" şeklinde emredici bir düzenleme getirmektedir. Madde, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 526. maddesinin karşılığıdır; ancak eski metinde yer alan "kendi hesabına" ibaresi, yeni düzenlemede "kendilerinin veya üçüncü kişilerin menfaatine" şeklinde genişletilmiş ve ortağın üçüncü kişiler aracılığıyla ortaklığa rakip işler yapmasının da yasak kapsamına girdiği açıkça vurgulanmıştır.
Rekabet yasağının kapsamı iki boyutta değerlendirilmelidir. Birincisi, ortaklığın amacını engelleyici faaliyetlerdir; bu kapsamda ortaklığın faaliyet alanında müşteri, tedarikçi veya iş fırsatlarını ortaklığın aleyhine kullanmak, ortaklığın ticari sırlarını ifşa etmek, rakip işletme kurmak veya rakip işletmelere ortak olmak sayılabilir. İkincisi, ortaklığa zarar verici faaliyetlerdir; bu kapsamda ortaklığın itibarını zedeleyici davranışlar, iyi niyet kurallarına aykırı pazarlama stratejileri veya ortaklığın mevcut sözleşmelerini sabote eden eylemler yer alır. Yasağa aykırılık için fiilî bir zararın doğması şart değildir; ortaklığın amacını tehlikeye düşürme potansiyeli taşıyan her fiil yasağın konusunu oluşturur.
Rekabet yasağının süresi, ortaklığın devamıyla sınırlıdır; kural olarak ortaklığın sona ermesiyle yasak da ortadan kalkar. Ancak tasfiye aşaması devam ettiği sürece bu yükümlülük de devam eder; Yargıtay, tasfiye tamamlanmadan eski ortağın ortaklığın müşteri çevresini kendine yönlendirmesini yasağa aykırı bulmaktadır. Sözleşmeyle yasağın ortaklık sonrası bir dönemi kapsayacak şekilde uzatılması mümkündür; ancak bu genişletme, TBK 444 ve devamı maddelerinde düzenlenen hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağı kıyasen uygulanacak ve konu, yer, zaman bakımından makul sınırlar içinde tutulması hakkaniyet ve sözleşme özgürlüğünün sınırları çerçevesinde aranacaktır.
Rekabet yasağının ihlâli, birden çok hukukî sonuç doğurur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulamasına göre, ortaklık veya diğer ortaklar, öncelikle yasağa aykırı fiilin durdurulmasını (men’ini) talep edebilirler. İkinci olarak, aykırı fiilden doğan zararların tazmini istenebilir; bu tazminatta hem fiilî zarar hem de yoksun kalınan kâr göz önünde bulundurulur. Üçüncü olarak, ihlâlde bulunan ortağın bu faaliyetten elde ettiği kazançların ortaklığa devri talep edilebilir; bu, 622. maddedeki kazancın paylaşılması yükümlülüğünün bir yansımasıdır. Dördüncü ve belki de en ağır sonuç, rekabet yasağının ihlâlinin haklı sebep oluşturarak TBK 639/7 uyarınca ortaklığın mahkeme kararıyla feshine yol açabilmesidir; ciddi ve süreklilik arz eden ihlâllerde ise ortağın çıkarılması dahi mümkündür. 818 sayılı Kanun dönemindeki Yargıtay içtihatları bu esasları yerleşik biçimde uygulamış olup TBK 626 açısından güncelliğini sürdürmektedir.
