TBK ▸ Madde 63

TBK 63. Madde

I. Kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiil, zarara yol açsa bile, hukuka aykırı sayılmaz.

II. Zarar görenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar, zarar verenin davranışının haklı savunma niteliği taşıması, yetkili kamu makamlarının müdahalesinin zamanında sağlanamayacak olması durumunda kişinin hakkını kendi gücüyle koruması veya zorunluluk hâllerinde de fiil, hukuka aykırı sayılmaz.

TBK 63. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “VI. Hukuka aykırılığı kaldıran hâller / 1. Genel olarak” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının iki fıkradan oluşan 62 nci maddesinde, hukuka aykırılığı kaldıran hâller düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, öğreti ve uygulamada da kabul edildiği gibi, yasal bir yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiilin, zarara sebep olması durumunda bile, hukuka aykırı sayılmayacağı öngörülmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında da, zarar görenin geçerli bir rızasının bulunması, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar, zarar verenin davranışının haklı savunma (meşru müdafaa) niteliği taşıması, yetkili kamu organlarının zamanında müdahalesini sağlayamayacak olan kişinin hakkını kendi gücüyle koruması ve zorunluluk hâllerinde de fiilin hukuka aykırı sayılmayacağı belirtilmektedir.

Maddede sayılan hukuka aykırılığı kaldıran hâllerin sorumluluk doğurup doğurmadıkları, Tasarının 63 üncü maddesinde ayrıca düzenlenmiştir.

Açıklama

TBK md. 63, haksız fiilin temel unsurlarından biri olan hukuka aykırılık koşulunun ortadan kalkmasına yol açan hukuka uygunluk sebeplerini düzenler. İki fıkradan oluşan madde, bir fiilin zarar vermesine rağmen hukuka aykırı sayılmamasının koşullarını belirler ve sorumluluk doğmayan özel durumları ortaya koyar. Düzenleme, haksız fiil sorumluluğunun sınırlarını netleştirir.

Birinci fıkraya göre kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiil, zarara yol açsa bile, hukuka aykırı sayılmaz. Bu kural kanuni yetkinin kullanılmasının hukuka uygunluk sebebi oluşturduğunu belirtir.

Kanuni yetki çeşitli olabilir. Kamu görevlilerinin yetki alanları (polis, asker, kaymakam, belediye görevlileri), özel yetkiyle donatılmış meslekler (doktorların cerrahi müdahale yetkisi, avukatların mahkemede savunma yetkisi), bireylere tanınan yasal haklar (alacaklının icra takibi yapma yetkisi, mülkiyet sahibinin taşınmazını savunma yetkisi) bu kapsama girer.

Bu hukuka uygunluk sebebinin iki koşulu vardır. Birincisi yetkinin kanuni dayanağının bulunmasıdır. Keyfi müdahale veya yanlış yorumlanmış kanuna dayanma hukuka uygunluk sağlamaz. İkincisi yetkinin sınırları içinde kalınmasıdır. Yetki kötüye kullanılmış, aşılmış veya kapsamı genişletilmişse hukuka uygunluk ortadan kalkar ve sorumluluk doğar.

Örneğin polis memurunun kaçan şüpheliye ateş açması kural olarak hukuka uygundur; ancak silahın orantısız kullanımı, sınırların aşılması durumunda hukuka aykırılık doğabilir. Doktorun ameliyat yapması aydınlatılmış rıza çerçevesinde hukuka uygundur; ancak rızanın bulunmadığı veya ameliyat kapsamının aşıldığı durumlarda sorumluluk söz konusu olur.

İkinci fıkra beş ayrı hukuka uygunluk sebebini sayar. Birincisi zarar görenin rızası. Zarar görenin rıza göstermesi, fiili hukuka uygun kılar. Tehlikeli sporlara katılma, cerrahi müdahaleye onay, bilinçli risk alma durumları bu kapsamdadır. Rıza açık veya örtülü olabilir; ancak bilinçli ve özgür iradeyle verilmiş olmalıdır. Sınırları aşan davranışlar rıza kapsamı dışında kalır.

İkinci sebep daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar. Bu, menfaatlerin tartılması (Güterabwagung) doktrinin yansımasıdır. Bir fiil küçük bir zarara yol açmakla birlikte daha büyük bir özel veya kamusal yararın korunmasına hizmet ediyorsa hukuka uygun sayılabilir. Özellikle kamu hizmetleri, acil durumlar, toplumsal fayda sağlayan faaliyetlerde uygulanır.

Üçüncü sebep haklı savunma. Kişinin kendisine veya başkasına yönelen hukuka aykırı saldırıyı defetmek için yaptığı karşı davranış hukuka uygun kabul edilir. Haklı savunmanın ayrıntıları TBK md. 64’te düzenlenir; saldırının hukuka aykırılığı, yakınlığı ve orantılı karşılık koşulları aranır.

Dördüncü sebep yetkili kamu makamlarının müdahalesinin zamanında sağlanamayacağı durumda kişinin hakkını kendi gücüyle koruması. Bu "hakkını kendi gücüyle koruma" kurumudur. Polis, mahkeme gibi yetkili makamların yardımının beklenememesi halinde kişi kendi hakkını savunabilir. Örneğin hırsızlık yapan kişinin elinden eşyasını kurtarma çabası, mülke saldıran kişiye karşı savunma bu kapsamdadır. TBK md. 64/3 bu kurumu ayrıntılı düzenler.

Beşinci sebep zorunluluk hali. Bir kişi kendisini veya başkasını yakın ve büyük bir tehlikeden kurtarmak için zorunlu olarak üçüncü kişinin malvarlığına zarar verebilir. Örneğin yangından kaçarken başkasının camını kırmak, trafik kazasında ani bir manevra ile başka bir araca zarar vermek zorunluluk halinde olabilir. Zorunluluk halinde tam bir hukuka uygunluk olmamakla birlikte, tazminat rejimi hafifletilmiş olur (TBK md. 64/2).

Doktrinde hukuka uygunluk sebepleri, haksız fiil sorumluluğunun sınırlarını oluşturur. Her bir sebep kendi başına önemli ve ayrıntılı bir rejime sahiptir. Bu sebepler birlikte değerlendirilerek bir fiilin hukuka aykırı olup olmadığı belirlenir.

Yargıtay kararlarında özellikle meşru savunma, zorunluluk halleri, rıza ile hukuka uygunluk değerlendirmeleri titizlikle yapılmaktadır. Somut olayın tüm özellikleri, orantılılık ve zamansal koşullar birlikte incelenir.