TBK 634. Madde
I. Bir ortağın ortaklıktan çıkması veya çıkarılması durumunda payı, diğer ortaklara payları oranında kendiliğinden geçer.
II. Diğer ortaklar, ortaklıktan çıkan veya çıkarılan ortağa, kullanımını ortaklığa bıraktığı eşyayı geri vermekle yükümlü oldukları gibi, kendisini ortaklığın muaccel borçlarından doğan müteselsil sorumluluktan kurtararak, ortak sıfatının sona erdiği tarihte ortaklık tasfiye edilmiş olsaydı ödenmesi gereken tasfiye payını ödemekle yükümlüdürler. Ortaklığın henüz muaccel olmayan borçları için diğer ortaklar, çıkan veya çıkarılan ortağı borçtan kurtarmak yerine, kendisine bir güvence verebilirler.
III. Çıkan veya çıkarılan ortağın tasfiye payı, ortaklık sıfatının sona erdiği tarih itibarıyla, mali işlerde uzman bir kişiye hesaplattırılır. Tarafların uzman kişi üzerinde anlaşamamaları durumunda bu kişi, hâkim tarafından atanır.
TBK 634. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “b. Ortaklık payının tasfiyesi” kenar başlıklı yeni bir maddedir.
Tasarının üç fıkradan oluşan 634 üncü maddesinde, çıkan ya da çıkarılan ortağın ortaklık payının tasfiyesi düzenlenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasında, bir ortağın ortaklıktan çıkması veya çıkarılması durumunda payının diğer ortaklara ortaklıktaki payları oranında kendiliğinden geçeceği belirtilmektedir.
Maddenin ikinci fıkrasına göre, diğer ortaklar, ortaklıktan çıkan veya çıkarılan ortağa, kullanımını ortaklığa bıraktığı eşyayı geri vermekle yükümlü olacaklar; ayrıca, kendisini ortaklığın muaccel borçlarından doğan müteselsil sorumluluktan kurtarmak suretiyle, ortak sıfatının sona erdiği tarihte ortaklık tasfiye edilmiş olsaydı ödenmesi gereken tasfiye payını ödemek zorunda kalacaklardır. Bu durumda, fıkrada kullanılan “ortaklık tasfiye edilmiş olsaydı” şeklindeki ibare karşısında, tasfiye usulüne ilişkin Tasarının 644 üncü maddesinin göz önünde tutulması gerektiği açıktır. Buna karşılık, ortaklığın henüz muaccel olmayan borçları için diğer ortaklar, çıkan veya çıkarılan ortağı borçtan kurtarma yerine kendisine bir güvence verebileceklerdir.
Maddenin son fıkrasında ise, çıkan veya çıkarılan ortağın tasfiye payının, ortaklık sıfatının sona erdiği tarih itibarıyla, malî işlerde uzman bir kişiye hesaplattırılacağı ve tarafların uzman kişi üzerinde anlaşamamaları durumunda bu kişinin, hâkim tarafından atanacağı öngörülmektedir.
Maddenin düzenlenmesinde Alman Medenî Kanununun (BGB) 738 inci maddesi göz önünde tutulmuştur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 634. maddesi, çıkan veya çıkarılan ortağın ortaklık payının tasfiyesini düzenleyen, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nda karşılığı bulunmayan yeni bir hükümdür. Düzenleme, Alman Medeni Kanunu’nun (BGB) 738. maddesi esas alınarak kaleme alınmış olup, TBK m. 633 uyarınca ortaklık sıfatı sona eren ortağın ortaklıkla mali ilişkilerinin nasıl sonlandırılacağını ve geri kalan ortaklar ile ayrılan ortak arasındaki karşılıklı edimleri somut biçimde tespit etmektedir.
Maddenin birinci fıkrasına göre, bir ortağın ortaklıktan çıkması veya çıkarılması durumunda payı, diğer ortaklara payları oranında kendiliğinden geçer. Bu düzenleme, "otomatik geçiş" ilkesini benimsemekte; ayrı bir devir işlemine, tescile veya bildirime gerek olmaksızın, ortaklık sıfatının sona erdiği an itibarıyla pay doğrudan kalan ortakların elbirliği mülkiyetine katılır. Bu mekanizma, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmaması ve malvarlığının elbirliği mülkiyetine tabi olması nedeniyle işlevsel bir çözüm sunmakta; ayrıca tapu veya sicile tabi malvarlığı bakımından düzeltici tescillerin yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
İkinci fıkra, kalan ortakların ayrılan ortağa karşı üç temel yükümlülüğünü saymaktadır. Birincisi, ayrılan ortağın kullanımını ortaklığa bıraktığı eşyanın iadesidir; ortaklığa mülkiyet değil yalnızca kullanım bırakılmışsa bu eşya aynen geri verilir. İkincisi, ayrılan ortağın ortaklığın muaccel borçlarından doğan müteselsil sorumluluktan kurtarılmasıdır; kalan ortaklar bu borçları bizzat ifa etmek veya alacaklıdan ibraname temin etmek yükümündedir. Üçüncüsü ve en önemlisi, ortaklık sıfatının sona erdiği tarih itibarıyla ortaklık tasfiye edilmiş olsaydı ayrılan ortağa ödenecek olan tasfiye payının ödenmesidir. Bu hesaplamada, TBK m. 644’teki tasfiye usulü göz önünde tutularak, ortaklığın aktifi ile pasifi değerlendirilir, gizli yedekler ve müşteri çevresi (goodwill) gibi maddi olmayan değerler dikkate alınır. Henüz muaccel olmayan borçlar bakımından kalan ortaklara alternatif bir yol tanınmıştır: ayrılan ortağı borçtan kurtarmak yerine ona uygun bir güvence (teminat) verebilirler.
Üçüncü fıkra, tasfiye payının hesaplanma usulünü göstermekte olup, payın ortaklık sıfatının sona erdiği tarih itibarıyla mali işlerde uzman bir kişiye hesaplattırılacağı, taraflarca uzman konusunda anlaşmaya varılamaması halinde bu kişinin hakim tarafından atanacağı hükme bağlanmıştır. Uygulamada bu görev, genellikle mali müşavir veya yeminli mali müşavir bilirkişiye verilmekte; Yargıtay kararlarında, tasfiye payı hesabında ortaklığın defter ve kayıtlarının, bilanço değerlerinin değil gerçek piyasa değerlerinin esas alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Ayrıca, çıkma veya çıkarılma tarihi bakımından uyuşmazlık varsa, öncelikle bu tarihin kesin olarak tespit edilmesi, ardından bu tarihe göre aktif-pasif değerlemesi yapılması gerekmektedir.
Madde, ortaklığın sürekliliğini korurken ayrılan ortağın haklarının tam olarak tasfiye edilmesini sağlayan dengeli bir mekanizma kurmaktadır.
