TBK 73. Madde
I. Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
II. Tazminatın ödenmesi kendisinden istenilen kişi, durumu birlikte sorumlu olduğu kişilere bildirmek zorundadır. Aksi takdirde zamanaşımı, bu bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği tarihte işlemeye başlar.
TBK 73. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “II. Rücu isteminde” kenar başlıklı yeni bir maddedir.
Tasarının iki fıkradan oluşan 72 nci maddesinde rücu isteminin tâbi olduğu zamanaşımı süreleri ile bu sürelerin başlangıç anı düzenlenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasına göre, rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacaktır. Böylece, tazminat yükümlüsünün zarar görenin uğradığı zararı tamamen ödedikten sonra diğer sorumlulara rücu hakkının tâbi olduğu zamanaşımı süresine ilişkin düzenleme boşluğunun doldurulması ve bu konuda özellikle uygulamada duyulan bir ihtiyacın karşılanması amaçlanmıştır.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, kendisinden tazminat istenen kişinin, bu durumu birlikte sorumlu olduğu kişilere bildirim yükü altında olduğu; bildirmezse zamanaşımının, bu bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği tarihte işlemeye başlayacağı öngörülmektedir. Böylece, bu durumda, zamanaşımının başlangıç anı, maddenin birinci fıkrasında öngörülen tazminatın tamamının ödendiği tarih değil, bu bildirimin yapılması gereken tarih olacaktır.
Açıklama
TBK md. 73, müteselsil sorumluluk ilişkisinde ödeme yapmış borçlunun diğer borçlulara rücu hakkının zamanaşımını düzenler. İki fıkradan oluşan madde, rücu süresinin başlangıcını ve uzatma mekanizmasını belirler. Düzenleme, iç ilişkide paylaştırmanın pratik uygulanmasını güvence altına alır.
Birinci fıkraya göre rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
Rücu zamanaşımı genel haksız fiil zamanaşımından farklıdır. İki süre vardır: subjektif iki yıllık süre ve objektif on yıllık süre. Ancak başlangıç noktaları farklıdır.
Subjektif sürenin başlangıcı iki koşuldan oluşur. Birincisi tazminatın tamamının ödenmiş olması; rücu için öncelikle ödeme yapılmış olmalıdır. Kısmi ödeme yetmez; tam ödeme gerekir. İkincisi birlikte sorumlu kişinin öğrenilmiş olması; rücu yönelteceği kişinin kim olduğunu bilmek gerekir. Her iki koşul birlikte gerçekleştiğinde iki yıl işlemeye başlar.
Objektif süre sadece tazminatın tamamının ödendiği tarihten itibaren işler; birlikte sorumlu kişinin öğrenilmesi aranmaz. On yıl, mutlak üst sınırdır.
Bu düzenlemenin mantığı şöyledir: rücu hakkı, asıl zarar görenin talebiyle ortaya çıkmaz; ödeme yapıldıktan sonra doğar. Bu nedenle haksız fiil zamanaşımı zaten geçmiş olabilir; rücu için ayrı ve sonraki bir zamanaşımı belirlenmiştir. Örneğin haksız fiilden 8 yıl sonra dava açılıp 9 yılda karar kesinleşmiş olabilir; borçlu 10 yılı aşmış sürede ödeme yapmış olsa bile rücu için yeni bir süresi vardır.
İkinci fıkra bildirim yükümlülüğü getirir: tazminatın ödenmesi kendisinden istenilen kişi, durumu birlikte sorumlu olduğu kişilere bildirmek zorundadır. Aksi takdirde zamanaşımı, bu bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği tarihte işlemeye başlar.
Bu kural birlikte sorumlu kişilerin savunma hazırlamasına imkân verir. Ödeme isteği gelen kişi, diğer sorumlulara bildirmeli ki onlar da durumu öğrensin. Bu bildirim dava aşamasında yapılabileceği gibi ihtarname yoluyla da olabilir.
Bildirim yapılmazsa zamanaşımı tersine işler. Normal kurala göre tazminatın tamamının ödenmesiyle zamanaşımı başlar. Ancak bildirim yapılmamışsa, dürüstlük gereği bildirim yapılması gereken tarih esas alınır. Bu genellikle davanın açıldığı veya tazminat isteğinin öğrenildiği tarihtir.
Uygulamada madde 73 özellikle trafik kazaları, endüstriyel kazalar, çok failli haksız fiillerde önemli rol oynar. Sigorta şirketlerinin rücu davaları da bu madde çerçevesinde değerlendirilir. Zarar gören sigortaya ödeme yapar, sigorta da faile rücu eder; süreler buna göre hesaplanır.
Doktrinde rücu zamanaşımı hem ödeme yapanın menfaatini korur (makul süre içinde talep etme imkânı) hem de birlikte sorumluların korunmasını sağlar (bildirimden sonra savunma hazırlama zamanı). Bu denge, müteselsil sorumluluk rejiminin işlerliğini korur.
Yargıtay kararlarında ödeme tarihlerinin belirlenmesi, bildirim yükümlülüğünün ihlali sonuçları, kısmi ödeme durumları madde 73 çerçevesinde ele alınmaktadır. Özellikle sigorta rücularında ve iş kazalarında bu madde sık uygulanır.
