TBK 80. Madde
I. Zenginleşen iyiniyetli ise, yaptığı zorunlu ve yararlı giderleri, geri verme isteminde bulunandan isteyebilir.
II. Zenginleşen iyiniyetli değilse, zorunlu giderlerinin ve yararlı giderlerinden sadece geri verme zamanında mevcut olan değer artışının ödenmesini isteyebilir.
III. Zenginleşen, iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın, diğer giderlerinin ödenmesini isteyemez. Ancak, kendisine karşılık önerilmezse, o şey ile birleştirdiği ve zararsızca ayrılması mümkün bulunan eklemeleri geri vermeden önce ayırıp alabilir.
TBK 80. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 64 üncü maddesini karşılamaktadır. Tasarının üç fıkradan oluşan 79 uncu maddesinde, sebepsiz zenginleşenin geri vermekle yükümlü olduğu şeylere yaptığı harcamalardan doğan hakkı düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 64 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Masraftan mütevellit haklar” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Giderleri isteme hakkı” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 64 üncü maddesi tek fıkradan oluştuğu hâlde, farklı konuların düzenlendiği göz önünde tutularak, Tasarının 79 uncu maddesinde üç fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.
818 sayılı Borçlar Kanununun 64 üncü maddesinin birinci ve ikinci cümlelerinde kullanılan “müddeaaleyh” terimi yerine, zenginleşmenin geri verilmesinin her zaman dava yoluyla gerçekleşmesinde bir zorunluluk bulunmadığı için, Tasarıda “zenginleşen” terimi kullanılmıştır.
818 sayılı Borçlar Kanununun 64 üncü maddesinin birinci cümlesinde zorunlu veya faydalı masraflarının geri verilmesini isteyebileceğinin belirtilmesi karşısında iyiniyetli sebepsiz zenginleşenden örtülü olarak söz edildiği anlaşıldığı hâlde, Tasarının 79 uncu maddesinin birinci fıkrasında, bu kişinin iyiniyetli sebepsiz zenginleşen olduğu açıkça belirtilmiştir.
Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma ve düzeltme dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
TBK md. 80, sebepsiz zenginleşenin zenginleşme konusu şey üzerinde yaptığı giderlerin iadesine ilişkin düzenlemeleri içerir. Üç fıkradan oluşan madde, iyi niyet ayrımına göre farklı gider türleri için farklı hükümler getirir ve iade sürecindeki ayırma hakkını düzenler. Düzenleme, sebepsiz zenginleşme ilişkisindeki karşılıklı tasarrufların adil biçimde çözümünü sağlar.
Birinci fıkraya göre zenginleşen iyiniyetli ise, yaptığı zorunlu ve yararlı giderleri, geri verme isteminde bulunandan isteyebilir. Bu kural iyi niyetli zenginleşenin korunmasını kapsamlı biçimde sağlar.
İki tür gider söz konusudur. Birincisi zorunlu giderler; zenginleşme konusu şeyin bakımı, korunması, değerinin düşmemesi için kaçınılmaz olan masraflar. Örneğin iade edilmesi gereken bir ev için yapılan çatı tamiratı, taşınmazın vergisi, bir otomobilin motorunda yapılan zorunlu bakım zorunlu giderdir. Bunlar olmasaydı şey değer kaybederdi veya kullanılamaz hâle gelirdi.
İkincisi yararlı giderler; şeyin değerini arttıran ancak zorunlu olmayan masraflar. Evin boyanması, arabanın aksesuar eklenmesi, taşınmazın peyzaj düzenlemesi bu kategoriye girer. Bunlar şeyin değerini yükseltir ancak kaybı engelleme zorunluluğu taşımazlar.
İyi niyetli zenginleşen her iki tür gideri tam olarak isteyebilir. İyi niyeti, zenginleşmenin kendisine ait olduğunu sanarak giderler yapmıştır; bu yatırımlarının karşılıksız kalması adil değildir. Gider karşılığı haklı bir iktisadi dengenin sağlanmasına yardımcı olur.
İkinci fıkra kötü niyetli zenginleşen için farklı kurallar koyar. Zenginleşen iyiniyetli değilse, zorunlu giderlerinin ve yararlı giderlerinden sadece geri verme zamanında mevcut olan değer artışının ödenmesini isteyebilir.
Bu düzenleme iki sınırlama getirir. Birincisi yararlı giderler için "mevcut değer artışı" kriteri uygulanır. Kötü niyetli zenginleşen gider tarihindeki masrafı değil, iade zamanındaki değer artışını isteyebilir. Bu genellikle masraftan daha düşük bir tutardır (amortisman, fayda azalması nedeniyle).
İkincisi zorunlu giderler bakımından tam iade devam eder. Zorunlu giderler şeyin korunması için gerekli olduğundan, kötü niyetli bile olsa zenginleşen bu giderlerin ödenmesini isteyebilir. Aksi halde şey değer kaybederdi ve bu durumdan iade talebinde bulunan kişi zarar görürdü.
Bu ayrım adalet mantığına dayanır. Kötü niyetli zenginleşen sorumluluğu vardır ama bu sorumluluk şeyin korunması için yapılan zorunlu giderleri ortadan kaldırmaz. Ancak lüks veya geliştirici yatırımlar (yararlı giderler) bakımından kötü niyet bir cezalandırıcı etki yaratır; tam gider yerine sadece mevcut değer artışı ödenir.
Üçüncü fıkra sınırlayıcı bir hüküm getirir: zenginleşen, iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın, diğer giderlerinin ödenmesini isteyemez. "Diğer giderler" lüks, keyfi veya şeyin değerine katkı sağlamayan giderlerdir. Örneğin zenginleşenin kendi kişisel konforu için yaptığı lüks harcamalar bu kapsama girer.
Ancak aynı fıkra önemli bir ayırma hakkı tanır: kendisine karşılık önerilmezse, o şey ile birleştirdiği ve zararsızca ayrılması mümkün bulunan eklemeleri geri vermeden önce ayırıp alabilir. Bu kural fiziksel ayrılabilir eklentilerin geri alınabileceğini gösterir.
Bu ayırma hakkı iki koşula bağlıdır. Birincisi eklemenin zarar vermeden ayrılabilir olması; taşınmaz veya şeye zarar vermeden çıkarılabilmelidir. Örneğin çıkarılabilir bir rafın sökülmesi, bahçeye konulan çiçek saksılarının alınması bu kapsamdadır. Ancak duvara gömülmüş tesisat, taşınmazın bütünleyici parçası gibi şeyler ayrılamaz.
İkincisi zenginleşene karşılık önerilmemiş olması; eğer iade isteyen kişi eklemelerin değerini ödemeyi kabul ederse, zenginleşen ayırma hakkını kullanamaz; karşılık alır. Bu düzenleme taraflar arasında müzakere ve uzlaşma imkânı yaratır.
Pratik bir örnekle açıklamak gerekirse: Bir kişi yanlışlıkla başkasının evini kullanmış, bu arada bahçesine değerli çiçekler dikmiştir. Eğer iade sırasında ev sahibi çiçeklerin değerini ödemezse, kullanıcı çiçekleri alıp gidebilir. Ancak ev sahibi çiçeklerin değerini ödemeyi kabul ederse, çiçekler evde kalır.
Doktrinde madde 80, sebepsiz zenginleşmenin ikili yönünü (hem iade hem masraf) kapsamlı biçimde çözümleyen önemli bir düzenlemedir. İki taraf arasındaki karşılıklı tasarrufların adil biçimde dengelenmesine hizmet eder.
Yargıtay kararlarında özellikle izinsiz kullanım, geçersiz sözleşme sonrası durumlarda yapılan giderler, iyi niyet değerlendirmesi, ayrılabilir ek değerlendirmesi madde 80 çerçevesinde ele alınmaktadır.
