TMK 1002. Madde
(1) Tapu kütüğüne tescil istemleri, isteyenin kimliği ve istemin konusu belirtilerek istem sırasına göre derhâl yevmiye defterine yazılır.
(2) Bu işlemlerin dayanağı olan belgeler, özenle sıraya konulur ve saklanır.
(3) d. Plân
TMK 1002. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur. Oysa kaynak Kanunun 948 inci maddesinde, tescil istemlerinin, sırasına göre derhâl yevmiye defterine yazılacağıbelirtilmiş; 972 nci maddenin ikinci fıkrasında da tescilinin yevmiye defterine yapılan kayıt tarihinden itibaren hüküm ifade edeceği belirtilmiştir. Kaynak Kanunun 948 inci maddesini karşılayacak bir hükme yürürlükteki Kanunda yer verilmediği için 972 nci maddeyi karşılayan yürürlükteki 930 uncu maddenin ikinci fıkrasıda anlamsız hâle gelmiştir. Öğretide önemle işaret edilen bu aksaklığıgidermek için maddede, kaynak Kanunun 948 inci maddesini karşılayacak bir hükme yer verilmiştir.
Açıklama
Türk Medeni Kanunu, 1002. maddesinde yevmiye defteri ve belgeler hususunu tapu sicili sistematiği çerçevesinde ele almaktadır. Madde 2 fıkra halinde düzenlenmiş olup hem asli kuralı hem de istisna ve tamamlayıcı hükümleri barındırmaktadır.
Maddenin fıkraları birlikte okunduğunda yevmiye defteri ve belgeler bakımından asli çerçeve ortaya çıkar. I. fıkra şu hükmü içerir: “Tapu kütüğüne tescil istemleri, isteyenin kimliği ve istemin konusu belirtilerek istem sırasına göre derhâl yevmiye defterine yazılır.” II. fıkra şu hükmü içerir: “Bu işlemlerin dayanağı olan belgeler, özenle sıraya konulur ve saklanır.” Fıkralar arasındaki iç bağlantı, kayda güven ilkesi, aleniyet, tescilin kurucu etkisi, yolsuz tescil — iptal ve tescil davası mantığı üzerinden kurulmuş olup uygulayıcı her fıkrayı diğerinin ışığında okumakla yükümlüdür.
Madde, Tapu Kanunu (2644 sayılı); Tapu Sicili Yönetmeliği (17/8/2013 tarihli, 28738 sayılı RG) hükümleri ile sistematik bütünlük içinde uygulanır. Tapu sicilinin aleniyet ve kayda güven işlevleri, idari işlem niteliğindeki tescilin özel hukuk boyutuyla birleşerek Devletin kusursuz sorumluluğunu doğuran karakteristik bir yapı yaratır. TMK m.1020 aleniyet ilkesini; m.1023 iyiniyetli üçüncü kişinin korunmasını; m.1007 ise Devletin sorumluluğunu düzenler. Tapu Sicili Yönetmeliği (17/8/2013 tarihli, 28738 sayılı RG) kütük, kayıt, şerh, beyan ve tescil işlemlerinin teknik usulünü ayrıntılı biçimde belirler. 6083 sayılı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kanunu ise teşkilat yapısını düzenler.
Yargıtay’ın 1., 8. ve 14. Hukuk Daireleri eliyle oluşturduğu içtihat, yevmiye defteri ve belgeler uyuşmazlıklarında yolsuz tescilin iptali ile birlikte tescilin düzeltilmesinin aynı davada istenmesini uygun görmekte; iyiniyetli üçüncü kişinin TMK m.1023 koruması altına girdiği hallerde gerçek malikin tazminat yoluyla hakkını araması gerektiğini vurgulamaktadır. Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlarda TMK m.1007 kapsamında Devlet’in kusursuz sorumluluğu esastır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2009/4-55 E. 2009/61 K. sayılı ve sonraki kararlarında Devletin sorumluluğunun mutlak karakterini teyit etmiş; kusur koşulu aramayan bir tazmin rejimi benimsemiştir. Tapu iptal-tescil davaları HMK’nın genel usulüne tâbidir ve taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m.12). TMK m.2 dürüstlük kuralı ve m.3 iyiniyet karineleri, uyuşmazlığın çözümünde tamamlayıcı dayanak oluşturur; hakkın kötüye kullanılması def’i ise karşı tarafın açıkça dürüstlük kuralına aykırı davranması halinde gündeme gelir.
Avukatlık pratiğinde TMK m.1002, tapu sicili kaynaklı uyuşmazlıklarda dayanak norm olarak gösterilir. Tapu kayıtlarının getirtilmesi, kadastro tutanaklarının incelenmesi, tapu müdürlüğünden bilgi-belge celbi, keşif ve teknik bilirkişi raporu olmazsa olmaz delillerdir. Madde, tapu sicili rejiminin hukuki güvenlik içinde işlemesi bakımından yapı taşı işlevi görür. Avukat, tapu iptal-tescil davası ile birlikte gerektiğinde tedbir talebinde bulunmalı; iyiniyetli üçüncü kişiye karşı gerçek malikin TMK m.1007 tazminat davası ile hakkını aramasının önünü açmalıdır. 1002. madde, kayda güven ilkesi, aleniyet, tescilin kurucu etkisi, yolsuz tescil — iptal ve tescil davası mantığı ile birlikte değerlendirildiğinde, yevmiye defteri ve belgeler sorunlarına öngörülebilir ve sistematik çözümler sunar; Türk özel hukukunun eşya hukuku omurgası içindeki yerini kuvvetle korur.
