TMK ▸ Madde 1003

TMK 1003. Madde

(1) Bir taşınmazın kütüğe kaydı ve belirlenmesinde resmî bir ölçüme dayanan plân esas alınır.

(2) Plânların nasıl hazırlanacağı Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.

TMK 1003. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur. Oysa kaynak Kanunun 950 nci maddesinde tapu sicilinin en önemli tamamlayıcısıunsurlardan biri olan “plân”a ilişkin hüküm yer almaktadır. Madde, bu hüküm örnek alınarak düzenlenmiştir.

Açıklama

Türk Medeni Kanunu’nun 1003 üncü maddesi, taşınmazın tapu kütüğüne kaydı ve sınırlarının belirlenmesinde plânın esas alınmasını düzenler. Hükme göre bir taşınmazın kütüğe kaydı ve belirlenmesinde resmî bir ölçüme dayanan plân esas alınır. Plân, tapu sicilinin en önemli tamamlayıcı unsurlarından biridir; çünkü taşınmazın yüzölçümü, sınırları ve konumu ancak resmî bir ölçüme dayanan plân ile kesin biçimde tespit edilebilir. TMK Madde 1003, sicilin yalnızca hukuki hak durumunu değil, taşınmazın fiziki kimliğini de doğru biçimde yansıtmasını sağlar. Böylece sicil kayıtları ile arazinin gerçek durumu arasında uyum kurulur ve sınır uyuşmazlıklarının önüne geçilmeye çalışılır.

Maddenin işleyişi, resmî ölçüme dayanan plânların kadastro çalışmaları sonucunda hazırlanmasına dayanır. İkinci fıkra, plânların nasıl hazırlanacağının Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle belirleneceğini öngörerek, teknik ayrıntıları ikincil mevzuata bırakır. Bu plânlar, taşınmazın sicildeki kaydının dayanağını oluşturur ve tescilin sınırlarını belirleyen ölçü kabul edilir. Uygulamada bir taşınmazın yüzölçümü ya da sınırı konusunda tereddüt doğduğunda, öncelikle resmî plâna başvurulur; plân ile fiilî durum arasında çelişki varsa, kural olarak resmî ölçüme dayanan plân esas alınır. Bu nedenle plân, hem tescilin yapılmasında hem de hakkın kapsamının belirlenmesinde belirleyici bir teknik temel oluşturur.

Hükmün sonucu, taşınmazın fiziki sınırlarının resmî bir belgeye bağlanması ve sicilin güvenilirliğinin güçlenmesidir. Plâna dayanan bir kayıt, sınır ve yüzölçümü uyuşmazlıklarında somut bir dayanak sağlar; böylece taraflar arasındaki çekişmeler nesnel bir ölçüte göre çözülür. Örneğin komşu iki taşınmaz arasındaki sınır ihtilafında, hâkim resmî ölçüme dayanan plânı esas alarak gerçek sınırı belirler ve gerektiğinde keşif ile bilirkişi incelemesi yaptırır. Yargıtay içtihatlarında, tapu kaydındaki yüzölçümü ile fiilî kullanım arasındaki çelişkilerde resmî plân ve kadastro ölçülerinin esas alındığı, sınır belirlemesinde teknik verilerin önceliğinin kabul edildiği vurgulanır. TMK Madde 1003 bu yönüyle, sicilin teknik doğruluğunu güvence altına alan ve taşınmazın kimliğini resmî plâna bağlayan tamamlayıcı bir hükümdür.