TMK 1012. Madde
(1) Bir taşınmazın eklentileri, malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılır. Bu kaydın terkini, kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlıdır.
(2) Taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.45
(3) Özel kanun hükümleri saklıdır.
(4) a. Tescil için
TMK 1012. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur. Ancak konu Tapu Sicil Tüzüğünün 60 ilâ 64 üncümaddelerinde düzenlenmiştir. Oysa Tüzükteki bu hükümlerin kanunda bir dayanağının bulunmasıgerekir. Nitekim konu, kaynak Kanunun 962 nci maddesinde Kantonlara yapılan bir atıf tarzında düzenlenmiştir. Ayrıca eklentilerin beyanlar sütununa kaydedilmesi de kaynak Kanunun 946 ncımaddesinde bir fıkra olarak yer almıştır. 184 Tescil ve şerhlerde olduğu gibi beyanlar sütununa kayıt hususunda da bir madde konulmasıuygun bulunmuştur. Maddenin birinci fıkrasında, bir taşınmazın eklentisinin beyanlar sütununa kaydedilmesi ve bu kaydın terkini sorununa ilişkin kurala yer verilmiştir. İkinci fıkrada, kamu hukukundan doğan kısıtlamaların beyanlar sütununa yazılmasının ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususların Tüzükle belirleneceği açıklanmıştır. Böylece tüzük hükümlerine dayanak sağlanmışolmaktadır. Beyanlar sütununa kaydedilebilecek hususlar Medenî Kanunda ve Tapu Sicili Tüzüğünde öngörülenlerden ibaret değildir. Bu sebeple maddeye özel kanun hükümlerinin saklıolduğunu belirten bir üçüncüfıkra eklenmiştir.
Açıklama
Türk Medeni Kanunu’nun 1012. maddesi, tapu sicili alanında beyanlar meselesini düzenleyen hükümdür. Madde 3 fıkra halinde düzenlenmiş olup hem asli kuralı hem de istisna ve tamamlayıcı hükümleri barındırmaktadır.
Maddenin fıkraları birlikte okunduğunda beyanlar bakımından asli çerçeve ortaya çıkar. I. fıkra şu hükmü içerir: “Bir taşınmazın eklentileri, malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılır. Bu kaydın terkini, kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlıdır.” II. fıkra şu hükmü içerir: “Taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.45” III. fıkra şu hükmü içerir: “Özel kanun hükümleri saklıdır.” Fıkralar arasındaki iç bağlantı, kayda güven ilkesi, aleniyet, tescilin kurucu etkisi, yolsuz tescil — iptal ve tescil davası mantığı üzerinden kurulmuş olup uygulayıcı her fıkrayı diğerinin ışığında okumakla yükümlüdür.
Hükmün uygulanmasında başvurulacak paralel düzenlemeler arasında Tapu Kanunu (2644 sayılı); Tapu Sicili Yönetmeliği (17/8/2013 tarihli, 28738 sayılı RG); İcra ve İflas Kanunu m.148 vd. (rehin takibi); Türk Borçlar Kanunu m.49 vd. (tazminat) yer alır. Tapu sicilinin aleniyet ve kayda güven işlevleri, idari işlem niteliğindeki tescilin özel hukuk boyutuyla birleşerek Devletin kusursuz sorumluluğunu doğuran karakteristik bir yapı yaratır. TMK m.1020 aleniyet ilkesini; m.1023 iyiniyetli üçüncü kişinin korunmasını; m.1007 ise Devletin sorumluluğunu düzenler. Tapu Sicili Yönetmeliği (17/8/2013 tarihli, 28738 sayılı RG) kütük, kayıt, şerh, beyan ve tescil işlemlerinin teknik usulünü ayrıntılı biçimde belirler. 6083 sayılı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kanunu ise teşkilat yapısını düzenler.
1., 8. ve 14. Hukuk Daireleri’nin istikrarlı içtihadı, beyanlar uyuşmazlıklarında yolsuz tescilin iptali ile birlikte tescilin düzeltilmesinin aynı davada istenmesini uygun görmekte; iyiniyetli üçüncü kişinin TMK m.1023 koruması altına girdiği hallerde gerçek malikin tazminat yoluyla hakkını araması gerektiğini vurgulamaktadır. Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlarda TMK m.1007 kapsamında Devlet’in kusursuz sorumluluğu esastır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2009/4-55 E. 2009/61 K. sayılı ve sonraki kararlarında Devletin sorumluluğunun mutlak karakterini teyit etmiş; kusur koşulu aramayan bir tazmin rejimi benimsemiştir. Tapu iptal-tescil davaları HMK’nın genel usulüne tâbidir ve taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m.12). TMK m.2 dürüstlük kuralı ve m.3 iyiniyet karineleri, uyuşmazlığın çözümünde tamamlayıcı dayanak oluşturur; hakkın kötüye kullanılması def’i ise karşı tarafın açıkça dürüstlük kuralına aykırı davranması halinde gündeme gelir.
Hukuk uygulamasında bu düzenleme, tapu sicili kaynaklı uyuşmazlıklarda dayanak norm olarak gösterilir. Tapu kayıtlarının getirtilmesi, kadastro tutanaklarının incelenmesi, tapu müdürlüğünden bilgi-belge celbi, keşif ve teknik bilirkişi raporu olmazsa olmaz delillerdir. Madde, tapu sicili rejiminin hukuki güvenlik içinde işlemesi bakımından yapı taşı işlevi görür. Avukat, tapu iptal-tescil davası ile birlikte gerektiğinde tedbir talebinde bulunmalı; iyiniyetli üçüncü kişiye karşı gerçek malikin TMK m.1007 tazminat davası ile hakkını aramasının önünü açmalıdır. 1012. madde, kayda güven ilkesi, aleniyet, tescilin kurucu etkisi, yolsuz tescil — iptal ve tescil davası mantığı ile birlikte değerlendirildiğinde, beyanlar sorunlarına öngörülebilir ve sistematik çözümler sunar; Türk özel hukukunun eşya hukuku omurgası içindeki yerini kuvvetle korur.
