TMK ▸ Madde 1013

TMK 1013. Madde

(1) Tescil, tasarrufa konu olan taşınmaz malikinin yazılı beyanı üzerine yapılır.

(2) Edinen kimse, kanun hükmüne, kesinleşmiş mahkeme kararına veya buna eşdeğer bir belgeye dayanıyorsa, bu beyana gerek yoktur.

(3) Bir aynî hakkı tescilden önce kazanan kimse, gerekli belgeleri ibraz ederek tescili isteyebilir.

TMK 1013. Madde Gerekçesi

Maddenin ilk iki fıkrasıyürürlükteki Kanunun 922 nci maddesini karşılamaktadır. Bu fıkralarda hüküm değişikliği yoktur. Maddeye eklenen üçüncüfıkra ise, aynîhakların tescilden önce edinildiği hâllerde yapılacak açıklayıcıtesc ile ilişkin istemi düzenlemekte ve yürürlükteki Kanunun 642 nci maddesinin ikinci fıkrasınıkarşılamaktadır. Maddenin, konu başlığıkendisinden sonra gelen maddeleri de içerecek şekilde “Tescilin ve terkinin koşulları” şeklinde düzenlenmiştir.

Açıklama

TMK Madde 1013, taşınmaza ilişkin tescilin tasarrufa konu taşınmaz malikinin yazılı beyanı üzerine yapılacağını düzenleyerek tescil isteminin temel koşulunu belirler. Madde, tapu sicilinin doğruluğunu, kayda yol açan iradenin gerçek malikten gelmesi şartına bağlar. Hüküm, ayni hakların kazanılmasında tescili kurucu unsur olarak öngören TMK m. 705 ve taşınmaz mülkiyetinin devri için resmî şekil arayan m. 706 ile birlikte değerlendirilir. İkinci fıkra, kanun hükmü, kesinleşmiş mahkeme kararı veya buna eşdeğer belge varsa malikin beyanına gerek olmadığını belirterek tescilin açıklayıcı (beyan edici) nitelik taşıdığı hâlleri kapsar. Böylece madde, tescilin kurucu olduğu iradî kazanımlar ile mülkiyetin tescilden önce kazanıldığı hâlleri ayırarak her iki durum için ayrı bir başvuru rejimi öngörür.

Uygulamada birinci fıkra, sözleşmeye dayalı devirlerde işler: satış, bağış ya da trampada malik, tapu müdürü huzurunda resmî senedi imzalayarak tescil istemini ortaya koyar. İkinci fıkra ise tescilin malik iradesi olmaksızın gerçekleştiği durumları kapsar; miras yoluyla kazanma, mahkeme kararıyla mülkiyetin geçmesi, cebrî icra yoluyla satış ya da kamulaştırma gibi hâllerde mülkiyet tescilden önce kazanılmış olduğundan, malikin ayrıca beyanı aranmaz. Üçüncü fıkra ise tescilden önce ayni hakkı kazanan kişinin, gerekli belgeleri sunarak tescili bizzat isteyebilmesine imkân tanır; böylece TMK m. 705/2 gereği kanunen kazanılmış ancak henüz kütüğe yansımamış haklar sicille uyumlu hâle getirilebilir.

Malikin yazılı beyanı olmaksızın, geçerli bir kanunî dayanak da bulunmadan yapılan tescil yolsuz tescildir; gerçek malik TMK m. 1025 uyarınca düzeltme davasıyla kaydı eski hâline getirebilir, idarenin kusuru varsa m. 1007 sorumluluğu doğar. Yargıtay’ın ilgili dairesi, miras veya mahkeme kararına dayalı tescillerde malik beyanı aranmayacağını, buna karşılık iradî devirlerde malikin geçerli beyanının zorunlu olduğunu kabul etmektedir. Örneğin bir taşınmazı mahkeme kararıyla tapu iptal-tescil davası sonucunda kazanan kişi, kesinleşmiş kararı tapu müdürlüğüne ibraz ederek, eski malikin ayrıca onayına ihtiyaç duymaksızın taşınmazı kendi adına tescil ettirebilir.