TMK 1020. Madde
(1) Tapu sicili herkese açıktır.
(2) İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir.
(3) Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.
TMK 1020. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 928 inci maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur. Ancak kaynak Kanunun 970 inci maddesine uygun olarak madde üçfıkra hâlinde düzenlenmiştir. Ayrıca kaynak Kanun dikkate alınarak ikinci fıkrada yürürlükteki metinde yer alan “Alâkasıolduğunu ispat eden” ifadesi yerine “İlgisini inanılır kılan” ifadesi; üçüncüfıkrada yürürlükteki metinde yer alan “tapu sicilinde mukayyet olan bir keyfiyetin kendisine, meçhul olduğu” ifadesi yerine de “tapu sicilindeki bir kaydıbilmediğini” ifadesine yer verilmiştir.
Açıklama
Türk Medeni Kanunu’nun 1020 nci maddesi, tapu sicilinin açıklığı (aleniyet) ilkesini düzenler. Birinci fıkraya göre tapu sicili herkese açıktır. Bu ilke, taşınmaz üzerindeki hak durumunun gizli kalmamasını ve ilgisi olan herkesin sicili öğrenebilmesini sağlar. Aleniyet, tapu siciline güven ilkesinin de ön koşuludur; çünkü kişilerin sicile güvenebilmesi, ancak sicilin içeriğine ulaşabilmeleriyle anlamlı hâle gelir. TMK Madde 1020, 1023 üncü maddedeki iyiniyet koruması ile birlikte değerlendirildiğinde, taşınmaz hukukunun güvenlik temelini oluşturan iki ilkenin, yani aleniyet ile güvenin birbirini tamamladığını ortaya koyar.
Maddenin ikinci fıkrası, sicile erişimin koşulunu belirler: ilgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya örneklerinin verilmesini isteyebilir. Burada aranan ölçüt, ispat değil, ilgiyi inandırıcı biçimde ortaya koymaktır; örneğin bir taşınmazı satın almak isteyen kişi, alım niyetini açıklayarak sicili inceleyebilir. Üçüncü fıkra ise aleniyetin en önemli sonucunu düzenler: kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez. Bu kural, sicilin olumlu ve olumsuz açıklık etkisini birlikte içerir; sicilde görünen bir kaydın bilinmediği iddiası dinlenmez, sicilde bulunmayan bir hakkın varlığı da kural olarak üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
Hükmün sonucu, taşınmaz işlemlerinde tarafların sicili inceleme yükümlülüğü altında olması ve sicil içeriğini bilmemenin korunmamasıdır. Bu, işlem güvenliğini güçlendirir; zira herkes, kaydı inceleme imkânına sahip olduğundan, sicildeki bilgilere göre hareket etmiş sayılır. Örneğin bir taşınmaz üzerindeki ipotek sicilde kayıtlıysa, sonradan taşınmazı satın alan kişi bu ipoteği bilmediğini öne sürerek sorumluluktan kurtulamaz. Yargıtay içtihatlarında, tapu sicilinin aleniyeti gereği sicildeki kayıtların herkesçe bilindiğinin kabul edildiği ve kaydı bilmeme savunmasına itibar edilmediği istikrarla vurgulanır. TMK Madde 1020 böylece, hem sicile erişim hakkını güvence altına alan hem de bilmeme savunmasını ortadan kaldıran çift yönlü bir aleniyet kuralı getirir.
