TMK 11. Madde
(1) Erginlik onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar.
(2) Evlenme kişiyi ergin kılar.
(3) c. Ergin kılınma
TMK 11. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 11 inci maddesini karşılamaktadır. Bu maddenin kenar başlığı “Rüşt” yerine günümüz diline uygun olarak “Erginlik” şeklinde değiştirilmiştir. Maddede kullanılan “ikmal” sözcüğü yerine bunu daha iyi ifade eden “doldurma” sözcüğü kullanılmıştır.
Açıklama
Türk Medeni Kanunu’nun 11. maddesi, erginlik kavramını ve elde ediliş yollarını düzenleyen temel hükümdür. Madde iki fıkradan oluşur: birinci fıkra erginliğin kural olarak “onsekiz yaşın doldurulmasıyla” başlayacağını, ikinci fıkra ise “evlenmenin kişiyi ergin kılacağını” belirtir. Erginlik, Türk hukukunda fiil ehliyetinin en önemli koşullarından biridir ve kişinin toplumsal-ekonomik yaşama tam yetkili olarak katılımının başlangıcıdır. 743 sayılı mülga Medeni Kanun’un “rüşt” kavramı, 4721 sayılı TMK ile Türkçeleştirilerek “erginlik” olarak ifade edilmiştir.
Erginliğin yaş yoluyla kazanılması, objektif ve belirli bir kriterdir: kişi onsekiz yaşını doldurduğu anda kendiliğinden ergin olur. Burada “doldurma” kavramı, doğum tarihinden itibaren tam onsekiz yılın geçmesini ifade eder; yani onsekizinci yaş gününün ertesi günü değil, bizzat o yaş günü itibariyle erginlik kazanılır. Yaş hesabında Gregoryen (miladi) takvimi esas alınır; nüfus kütüğündeki kayıt kuraldır, ancak nüfus kayıt düzeltme davası yoluyla yaş tashihi mümkündür (Nüfus Hizmetleri Kanunu m.36). Yaş küçüklüğü iddiasına dayalı ehliyetsizlik, somut olayda işlem tarihindeki nüfus kaydı esas alınarak değerlendirilir.
Erginliğin evlenme yoluyla kazanılması, istisnai bir yoldur. TMK 124 uyarınca kural olarak onyedi yaşını dolduran kişi evlenebilir; olağanüstü durumlarda hâkim kararıyla onaltı yaşını dolduran küçüğün evlenmesine izin verilebilir. Evlilikle birlikte küçük ergin statüsüne geçer; artık yasal temsilcinin rızasına ihtiyaç duymaksızın hukuki işlemler yapabilir. Evlilikle kazanılan erginlik, evliliğin sona ermesi (boşanma, iptal, ölüm) halinde dahi geriye dönmez; kişi ergin kalmaya devam eder. Bu ilke, evlilikle kurulan hukuki statünün istikrarını ve evli küçüğün hukuk güvenliğini korur.
Erginliğin hukuki sonuçları çok yönlüdür. Ergin kişi, tam fiil ehliyetine sahip olur (diğer koşullar da mevcutsa); velayet hukuken sona erer; çocuk vesayet altından çıkar; sözleşme yapma, dava açma, vasiyet düzenleme, borç altına girme, seçme-seçilme (18 yaşında), askere gitme gibi haklar ve yükümlülükler doğar. Miras hukukunda ergin olma mirasçılığı etkilemez (miras ehliyeti hak ehliyeti ile kurulur), ancak mirasın reddi, mirastan feragat, vasiyet düzenleme gibi işlemler fiil ehliyetine bağlıdır. Ticaret hukukunda tacir olabilmek için de erginlik aranır; TTK m.12 uyarınca işletme sahibi tacirlerin fiil ehliyeti gereklidir.
Modern Türk hukukunda erginlik yaşının 18 olması, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin çocuk tanımıyla uyumludur ve uluslararası standartları yansıtır. Anayasa m.41 çocukların korunması, m.58 gençlerin korunması, m.67 seçme hakkı hep erginlik yaşını esas alır. Yargıtay kararlarında erginlik, özellikle nafaka davaları (iştirak nafakasının kesilmesi), velayetin sona ermesi, mirasta pay alma yetkisinin bizzat kullanılması gibi davalarda belirleyici bir unsur olarak incelenir. Evlilikle ergin kılınma konusunda ise Yargıtay, boşanma sonrası erginliğin devamı ilkesini istikrarlı biçimde uygulamakta; bu durumun küçüğün yaşam ilişkilerinde kazandığı statüyü geri dönüşsüz kıldığını vurgulamaktadır. TMK 11, bu yönüyle kişilik gelişiminin hukuka yansıyan eşiğini netleştiren ve özel hukukta yaş-fiil ehliyeti arasındaki ilişkiyi sağlam bir temele oturtan düzenleyici bir hükümdür.
