TMK 110. Madde
(1) Çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıflarının yöneticileri, yararlananlara, vakfın örgütü, işleyişi ve malî durumu hakkında gerekli bilgiyi vermekle yükümlüdürler.
(2) Vakfa ödenti veren çalıştırılanlar ve işçiler en az yapmış oldukları ödeme oranında yönetime katılırlar ve temsilcilerini olabildiğince kendi aralarından seçerler.
(3) Vakfın malvarlığının çalıştırılanların ve işçilerin yapacakları ödemelerle sağlanacak bölümünün işverene karşı vakfın bir alacağından ibaret olması, ancak bu alacak için yeterli güvence sağlanmış olmasına bağlıdır.
(4) Yararlananların, vakfın edimlerinin yerine getirilmesini dava yoluyla isteyebilmeleri, ödenti vermiş olmalarına veya vakfı düzenleyen hükümlerin kendilerine bu hakkı tanımış bulunmasına bağlıdır.
(5) Çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıflarında yararlananların yönetime katılmaları ve vakıftan yararlanma koşulları ile ilgili hükümlerde yapılacak değişiklikler, vakıf senedine göre buna yetkili organın istemi üzerine, denetim makamının yazılı görüşü alındıktan sonra yerleşim yeri mahkemesince karara bağlanır.
TMK 110. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 77/A maddesi ile 79 uncu maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesini karşılamaktadır. Maddenin kenar başlığı “Çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakfı” olarak değiştirilmiş; yürürlükteki metin esas alınmakla birlikte, maddenin ifadesi, açıklık sağlayacak şekilde düzeltilmiştir. Maddeye eklenen son fıkrada, çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıflarından yararlanma ve yararlananların yönetime katılmalarıkoşulları ile ilgili hükümlerde yapılacak değişikliklerde uyulacak usul açıklanmıştır.
Açıklama
TMK Madde 110, çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıflarına ilişkin özel kuralları düzenleyerek, bu nitelikteki vakıflarda yararlanıcı işçilerin haklarını güvence altına alır. Hükme göre bu vakıfların yöneticileri, yararlananlara vakfın örgütü, işleyişi ve mali durumu hakkında gerekli bilgiyi vermekle yükümlüdür. İkinci fıkra, vakfa ödenti veren işçilerin en az ödeme oranında yönetime katılmalarını ve temsilcilerini olabildiğince kendi aralarından seçmelerini öngörür. Üçüncü fıkra, işçi ödentileriyle oluşan malvarlığı bölümünün işverene karşı bir alacaktan ibaret olmasını ancak yeterli güvence sağlanmış olmasına bağlar. Dördüncü fıkra yararlananların dava hakkını, beşinci fıkra ise yararlanma ve yönetime katılma koşullarındaki değişiklik usulünü düzenler. Madde, vakıfların genel yönetim ve denetim hükümleriyle (TMK m.109, m.111) birlikte, sosyal amaçlı bu özel vakıf türüne ek koruyucu kurallar getirir.
Uygulamada bu madde, özellikle işyerlerinde kurulan yardımlaşma ve emeklilik sandığı niteliğindeki vakıflarda işçilerin korunmasına hizmet eder. Yöneticilerin bilgilendirme yükümlülüğü, yararlanan işçilerin vakfın mali durumunu ve işleyişini takip edebilmesini sağlar; bu, şeffaflığın somut bir gereğidir. İkinci fıkradaki katılım kuralı, ödenti veren işçilerin yönetimde söz sahibi olmasını ve temsilcilerini kendi aralarından seçmesini güvence altına alarak demokratik bir denetim oluşturur. Üçüncü fıkradaki güvence şartı son derece önemlidir: işçilerin ödentileriyle oluşan fon işverene karşı yalnızca bir alacak niteliğindeyse, bu alacağın teminata bağlanması zorunludur; aksi hâlde işverenin mali güçlük yaşaması durumunda işçilerin birikimleri tehlikeye girer. Dördüncü fıkra, ödenti vermiş ya da kendisine bu hak tanınmış yararlananlara, vakfın edimlerini dava yoluyla isteme imkânı tanıyarak hakkın etkinliğini sağlar.
Bu maddenin pratik sonucu, işçilerin sosyal güvenlik benzeri haklarının vakıf yapısı içinde korunmasıdır. Beşinci fıkra uyarınca, yararlanma ve yönetime katılma koşullarına ilişkin değişiklikler, yetkili organın istemi üzerine denetim makamının yazılı görüşü alındıktan sonra yerleşim yeri mahkemesince karara bağlanır; böylece işçi haklarını etkileyen değişiklikler yargısal denetime tabi tutulur. Yargıtay içtihadında, işçilerin ödentileriyle oluşan fonun güvenceye bağlanmaması hâlinde yöneticilerin sorumlu tutulabileceği kabul edilir. Somut bir örnek: bir fabrikanın işçilerine yönelik yardım vakfında, işçi aidatlarıyla oluşan fonun işverene ödünç verilmesi ancak karşılığında ipotek ya da banka teminatı gibi yeterli güvence alınmaması, hükme aykırılık oluşturur ve yararlanan işçiler haklarını dava yoluyla koruyabilir. Yönetime işçi temsilcilerinin katılması da, fonun amaca uygun kullanılmasının iç denetimini sağlar.
