TMK 111. Madde
(1) Vakıfların, vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip getirmedikleri, vakıf mallarını amaca uygun biçimde yönetip yönetmedikleri ve vakıf gelirlerini amaca uygun olarak harcayıp harcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğünce ve üst kuruluşlarınca denetlenir. Vakıfların üst kuruluşlarınca denetimi özel kanun hükümlerine tabidir.
(2) (Mülga ikinci fıkra: 20/2/2008-5737/80 md.)
TMK 111. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 78 inci maddesini karşılamaktadır. Maddenin kenar başlığı ve madde metni arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. “teftiş” sözcüğü yerine dilimize yerleşmişdaha uygun bir sözcük olan “denetim” kullanılmıştır.
Açıklama
TMK Madde 111, vakıflar üzerindeki devlet denetiminin temel hukuki dayanağını oluşturur. Birinci fıkraya göre vakıfların; vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip getirmedikleri, vakıf mallarını amaca uygun biçimde yönetip yönetmedikleri ve vakıf gelirlerini amaca uygun olarak harcayıp harcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğü ile üst kuruluşlarınca denetlenir. Maddenin ikinci cümlesi, vakıfların üst kuruluşlarınca denetiminin özel kanun hükümlerine tabi olduğunu belirtir; ikinci fıkra ise 5737 sayılı Vakıflar Kanunu ile mülga kılınmıştır. Bu düzenleme, yıllık rapor yükümlülüğünü getiren TMK m.114 ve denetim sonucunda başvurulabilecek yönetimin değiştirilmesi (TMK m.112) ile sona erme (TMK m.116) mekanizmalarıyla birlikte, vakıfların kamusal gözetim altında tutulmasını sağlayan bütünlüklü bir sistemin merkezinde yer alır.
Uygulamada denetimin kapsamı üç temel eksende toplanır: vakıf senedine uygunluk, malların amaca uygun yönetimi ve gelirlerin amaca uygun harcanması. Vakıflar Genel Müdürlüğü, bu denetimi yerinde inceleme, belge ve kayıt isteme, mali tabloları değerlendirme gibi yollarla yürütür; vakfın her yıl sunduğu yıllık rapor (TMK m.114) bu denetimin temel bilgi kaynağıdır. Denetim, yalnızca biçimsel bir hesap kontrolü değil, vakfın gerçekten kuruluş amacına hizmet edip etmediğinin esastan değerlendirilmesidir. İkinci fıkranın mülga olması nedeniyle denetimin usulü ve kapsamına ilişkin ayrıntılar büyük ölçüde Vakıflar Kanunu ve ilgili yönetmeliklere bırakılmıştır; dolayısıyla denetim faaliyeti, hem Medeni Kanun’un bu çerçeve hükmü hem de özel mevzuat birlikte değerlendirilerek yürütülür. Üst kuruluş niteliğindeki vakıf yapılanmalarının denetimi ise ayrıca özel kanun hükümlerine tabidir.
Denetimin pratik sonucu, vakfın amacından sapması, mali usulsüzlük ya da senede aykırı işlemlerin tespiti hâlinde harekete geçirilebilecek yaptırım süreçleridir. Denetim sonucu ortaya çıkan haklı sebepler, yönetimin değiştirilmesi veya yöneticilerin görevden alınması (TMK m.112) için mahkemeye başvuru dayanağı oluşturabilir. Yargı içtihadında, denetim makamının tespitlerinin vakıf hakkında açılacak davalarda önemli bir delil değeri taşıdığı kabul edilir. Somut bir örnek: öğrencilere burs vermek amacıyla kurulmuş bir vakfın gelirlerinin, denetim sırasında büyük ölçüde yönetim giderlerine ve amaç dışı harcamalara aktarıldığının tespit edilmesi hâlinde, Vakıflar Genel Müdürlüğü mahkemeye başvurarak yönetimin değiştirilmesini isteyebilir. Düzenli denetim, bağışçıların ve yararlanıcıların güvenini koruduğu gibi, vakıf malvarlığının kuruluş amacına özgülenmiş biçimde kullanılmasını da güvence altına alır.
