TMK ▸ Madde 125

TMK 125. Madde

(1) Ayırt etme gücüne sahip olmayanlar evlenemez.

TMK 125. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 89 uncu maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasındaki “mümeyyiz” sözcüğü yerine “ayırt etme gücü ” sözcüğükullanılmıştır. Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasında yer alan “akıl hastalarının” asla evlenemeyeceği hükmümetinden çıkarılmış, 133 üncü maddede ayrıbir madde hâ linde düzenlenmiştir. Bu maddede, akıl hastalarının evlenmelerinde tıbbî sakınca bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi hâ linde evlenmesi olanaklıhâ le getirilmiştir.

Açıklama

TMK Madde 125, ayırt etme gücüne sahip olmayanların evlenemeyeceğini hükme bağlayarak, evlenme ehliyetinin vazgeçilmez koşullarından birini ortaya koyar. Ayırt etme gücü, TMK Madde 13’te tanımlandığı üzere, yaşının küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmama hâlidir. Evlenme, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hukuki işlem olduğundan, geçerli bir evlilik iradesi açıklanabilmesi için kişinin evlenmenin anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek durumda olması zorunludur. Bu nedenle ayırt etme gücünden yoksun kişi, yasal temsilcisinin izniyle dahi evlenemez; çünkü buradaki eksiklik, izinle giderilebilecek bir ehliyetsizlik değil, iradenin temelden yokluğudur. Hüküm, kısıtlıların evlenmesine ilişkin TMK Madde 127 ile birlikte okunmalıdır.

Hükmün uygulanmasında ayırt etme gücü, sürekli olabileceği gibi geçici de olabilir ve evlenme töreninin gerçekleştiği an esas alınır. Sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun bir kişi hiçbir biçimde evlenemezken, geçici nedenlerle örneğin ağır sarhoşluk veya bilinç bulanıklığı içindeyken bu güçten yoksun olan kişi, o anda evlenemez; ancak ayıldığında veya iradesini sağlıklı biçimde açıklayabilecek hâle geldiğinde evlenebilir. Evlendirme memuru, taraflardan birinin ayırt etme gücünden açıkça yoksun olduğunu gözlemlerse evlenme işlemini yapmaktan kaçınmakla yükümlüdür. Akıl hastalığı söz konusu olduğunda ise TMK Madde 133 devreye girer ve evlenmede tıbbî sakınca bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla belgelenmesi ayrıca aranır. Böylece ayırt etme gücü koşulu ile neslin sağlığını koruyan akıl hastalığı engeli birbirinden bağımsız olarak işler.

Ayırt etme gücünden yoksun kişinin evliliği, TMK Madde 145 uyarınca mutlak butlanla sakatlanan en ağır geçersizlik hâllerinden biridir; Cumhuriyet savcısı re’sen butlan davası açmakla görevli olup ilgili herkes de bu davayı açabilir. Bununla birlikte TMK Madde 147’nin ikinci fıkrası uyarınca, evlenme sırasında ayırt etme gücünden geçici olarak yoksun olan eş, sonradan bu gücü kazanırsa yalnızca kendisi butlan davası açabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi içtihatları, ayırt etme gücünün yokluğunun sağlık kurulu raporu ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek evlilik tarihi itibarıyla saptanması gerektiğini vurgular. Somut bir örnek vermek gerekirse: ileri derecede demans nedeniyle akla uygun davranma yeteneğini yitirmiş bir kişinin kurduğu evlilik, sonradan açılan davada bilirkişi raporuyla bu durum saptandığında TMK Madde 125 uyarınca baştan itibaren geçersiz sayılır.