TMK 15. Madde
(1) Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukukî sonuç doğurmaz.
TMK 15. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 15 inci maddesini karşılamaktadır. Maddenin kenar başlığı terim birliğini sağlamak üzere “Ayırt etme gücünün bulunmaması” şeklinde değiştirilmiştir. Yürürlükteki Kanunda iki fıkra hâ linde düzenlenmiş olan madde tek fıkra hâ line getirilmiştir. Madde ayırt etme gücüne sahip olmayan kişinin tasarruflarının değil, fiillerinin hukukî sonuç doğurmadığını ifade etmek üzere yeniden kaleme alınmıştır. Gerçekten de ayırt etme gücüne sahip olmayan kişilerin hukukî sonuç doğurmayan fiilleri sadece tasarruf işlemleri olmayıp, bu nitelikte olmayan bütün diğer fiilleridir. Maddede bunun kanunlarda öngörülen ayrık durumların saklı olduğu ifade edilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 15, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin fiillerinin hukuki sonuç doğurmayacağını hükme bağlayarak fiil ehliyetinin temel koşulu olan temyiz kudretinin yokluğunun etkisini belirler. Maddeye göre kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz. Gerekçede vurgulandığı üzere hüküm yalnızca tasarruf işlemlerini değil, ayırt etme gücünden yoksun kişinin tüm fiillerini kapsayacak biçimde geniş tutulmuştur. Düzenleme, ayırt etme gücünü tanımlayan TMK Madde 13 ile fiil ehliyetsizliğini düzenleyen TMK Madde 14 hükümlerine dayanır ve fiil ehliyetinin koşullarını belirleyen TMK Madde 9 ile bütünlük oluşturur.
Uygulamada ayırt etme gücünün yokluğu, akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksunluk anlamına gelir ve her olayda, işlem anına özgü olarak değerlendirilir. Bu nedenle sürekli bir akıl hastalığı bulunmasa dahi, geçici bir bilinç kaybı, ağır sarhoşluk veya benzeri bir hâl içindeyken yapılan işlem de hukuki sonuç doğurmaz. Ayırt etme gücünden yoksun kişinin yaptığı sözleşmeler kesin hükümsüz olup, sonradan onayla geçerli hâle getirilemez; bu yönüyle sınırlı ehliyetsizlerin askıda hükümsüz işlemlerinden ayrılır. Maddedeki ayrık durumlar ise kanunun özel olarak öngördüğü hâlleri, örneğin ayırt etme gücü olmayan kişinin sebep olduğu zararlarda hakkaniyet sorumluluğunu kapsar; bu istisnalar dar yorumlanır.
Maddenin sonucu, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin yaptığı işlemlerin baştan itibaren ve kesin biçimde geçersiz sayılması, bu geçersizliğin hâkim tarafından resen dikkate alınmasıdır. Yargıtay, vasiyetname, satış veya bağış gibi işlemlerin iptaline ilişkin davalarda işlem tarihindeki ayırt etme gücünü sağlık kurulu raporları ve tanık beyanlarıyla araştırmakta, yokluğu hâlinde işlemi geçersiz saymaktadır. Somut bir örnekle, ileri derecede demans tanısı bulunan bir kişinin, hastalığının etkisi altında imzaladığı taşınmaz satış sözleşmesi, ayırt etme gücünden yoksunluk ispatlandığında kesin hükümsüz kabul edilir ve tapu iptali ile tescil davasına konu olabilir. Buna karşılık ayırt etme gücü olmayan kişinin sebep olduğu bir zararda hâkim, hakkaniyet gerektiriyorsa kanunun öngördüğü istisna uyarınca kısmi bir tazminata hükmedebilir.
