TMK 16. Madde
(1) Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir.
(2) Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludurlar.
TMK 16. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 16 ncı maddesini karşılamaktadır. Maddede ayırt etme gücüne sahip oldukları hâ lde küçük ya da kısıtlı olan kişilerin fiil ehliyetleri düzenlenmektedir. Kenar başlık terim birliğini sağlamak üzere “Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar” şeklinde değiştirilmiştir. Maddede kullanılan “kanunî mümessil” deyimi yerine daha güzel bir ifade tarzı olan ve dilimize yerleşmiş bulunan “yasal temsilci” deyimi kullanılmıştır. “İvazsız iktisap” yerine “karşılıksız kazanma”, “münhasıran şahsa merbut haklar” yerine de “kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar” deyimleri kullanılmıştır.
Açıklama
TMK Madde 16, ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlıların sınırlı fiil ehliyetini düzenleyerek bu kişilerin hukuki işlem yapma kapasitesinin çerçevesini çizer. Birinci fıkraya göre bu kişiler, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremezler; ancak karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza aranmaz. İkinci fıkra ise ayırt etme gücüne sahip küçük ve kısıtlıların haksız fiillerinden sorumlu olduklarını belirtir. Hüküm, fiil ehliyetinin koşullarını düzenleyen TMK Madde 9 ve devamı ile ayırt etme gücünü tanımlayan TMK Madde 13 hükümlerine dayanır ve TBK’nın ehliyete ilişkin hükümleriyle birlikte uygulanır.
Uygulamada bu kişilerin yaptığı borç doğuran işlemler, yasal temsilcinin önceden verdiği izin ya da sonradan verdiği onay (icazet) ile geçerli hâle gelen, askıda hükümsüz (noksan) işlemlerdir. Bağışı kabul etme, ivazsız bir hakkı edinme gibi yalnızca lehe sonuç doğuran karşılıksız kazanmalarda rıza gerekmezken, satış, kira, kefalet gibi yükümlülük doğuran işlemlerde temsilcinin rızası zorunludur. Kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılması, örneğin nişanlanma, evlat edinmeye rıza, vasiyetname düzenleme veya kişilik hakkının korunması talepleri bakımından küçük ya da kısıtlı temsilciden bağımsız hareket edebilir. Haksız fiil sorumluluğu yönünden ise ayırt etme gücünün varlığı yeterli olup, küçük veya kısıtlı verdiği zararı bizzat tazminle yükümlü tutulur.
Maddenin sonucu, rıza olmaksızın yapılan borç doğuran işlemlerin temsilcinin onayına kadar askıda kalması, onay verilmezse kesin hükümsüz hâle gelmesidir; bu durumda taraflar aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade ederler. Yargıtay, ayırt etme gücüne sahip küçüğün yasal temsilci izni olmadan giriştiği kefalet veya borçlanma işlemlerini geçersiz sayarak küçüğü korumaktadır. Somut bir örnekle, on yedi yaşındaki ayırt etme gücüne sahip bir kişi, velisinin izni olmadan yüksek tutarlı bir taksitli alışveriş sözleşmesi imzalarsa bu işlem askıda hükümsüzdür ve veli onay vermezse bağlayıcı olmaz. Buna karşılık aynı kişi, kendisine yapılan bir bağışı izinsiz kabul edebilir; ayrıca bir başkasına verdiği maddi zarardan ötürü TMK Madde 16 uyarınca bizzat sorumlu tutulur.
