TMK ▸ Madde 16
Madde 15
MADDE 16

3. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar

Madde Listesi
Madde 17

TMK 16. Madde

(1) Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir.

(2) Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludurlar.

TMK 16. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 16 ncı maddesini karşılamaktadır. Maddede ayırt etme gücüne sahip oldukları hâ lde küçük ya da kısıtlı olan kişilerin fiil ehliyetleri düzenlenmektedir. Kenar başlık terim birliğini sağlamak üzere “Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar” şeklinde değiştirilmiştir. Maddede kullanılan “kanunî mümessil” deyimi yerine daha güzel bir ifade tarzı olan ve dilimize yerleşmiş bulunan “yasal temsilci” deyimi kullanılmıştır. “İvazsız iktisap” yerine “karşılıksız kazanma”, “münhasıran şahsa merbut haklar” yerine de “kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar” deyimleri kullanılmıştır.

Açıklama

Türk Medeni Kanunu’nun 16. maddesi, sınırlı ehliyetsizlerin hukuki statüsünü düzenleyen ve Türk özel hukukunda küçük ve kısıtlıların fiil ehliyetinin çerçevesini çizen temel hükümdür. Madde, ayırt etme gücüne sahip ancak küçük veya kısıtlı olanların yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça borç altına giremeyeceklerini; ancak karşılıksız kazanma ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılmasında bu rızaya ihtiyaç olmadığını; ayrıca haksız fiilerden sorumlu olduklarını düzenler. Böylece sınırlı ehliyetsizler için özel bir orta ehliyet statüsü yaratılmış olur.

Maddenin birinci fıkrası, iki yönlü bir kural koyar. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar yasal temsilcinin rızası ile borç altına girebilir. Yasal temsilci; küçükte ana-baba (velayet hakkı çerçevesinde) veya vasi, kısıtlıda ise mahkemece atanan vasidir. Rıza; önceden verilen izin (icazet), işlem sırasında verilen onay veya işlem sonrasında verilen sonradan onaydır (TBK 1925). Rıza alınmadan yapılan işlem “askıda geçersizlik” halindedir; yasal temsilci onay verirse işlem geçerli hale gelir, vermezse kesin hükümsüz olur. Bu mekanizma, küçük ve kısıtlının korunmasını ve hukuk güvenliğini birlikte sağlar.

Rıza aranmayan istisnalar iki gruba ayrılır. Birincisi “karşılıksız kazanma”dır. Küçük veya kısıtlı, rıza olmaksızın bağış kabul edebilir, mirasçı olabilir, hediye alabilir. Bu işlem tek taraflı olarak mal varlığını artırdığı için küçüğün aleyhine sonuç doğurmaz; koruma gereksinimi yoktur. Ancak yükümlülük içeren bağışlar (şartlı bağış, külfetli bağış) karşılıksız kazanma sayılmaz ve rızaya tabidir. İkincisi “kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar”dır. Bu haklar yalnız hak sahibinin kullanabileceği haklardır; temsilen kullanılamaz. Örneğin evlenme, boşanma, nişanı bozma, tanıma, soybağına itiraz, vasiyet düzenleme, kişilik haklarının kullanılması bu kategoridedir. Küçük veya kısıtlı, ayırt etme gücüne sahipse bu hakları bizzat kullanabilir.

Maddenin ikinci fıkrası, haksız fiil sorumluluğunu düzenler. Ayırt etme gücüne sahip küçük ve kısıtlılar kendi haksız fiillerinden sorumludur. TBK 49 ile paralel olan bu hüküm, ehliyet sistemi ile sorumluluk sistemi arasındaki ayrımı vurgular: hukuki işlem ehliyeti sınırlı olsa da, haksız fiilde kusurun kişisel değerlendirmesi yapılır. Ayırt etme gücüne sahip küçük, üçüncü kişiye verdiği zararı malvarlığıyla karşılar. Velilerin çocuklarının haksız fiillerinden TMK 337 ve TBK 369 çerçevesinde özel gözetim yükümlülüğü esasına dayalı bağımsız bir sorumluluğu vardır. Bu durum, zarar görenin iki ayrı yükümlüsü olmasına imkan sağlar.

Uygulamada TMK 16, günlük yaşamda çokça karşılaşılan durumları kapsar. Küçüğün cep telefonu hattı satın alması, kitap alması, online platforma üye olması, internetten alışveriş yapması gibi işlemler bu madde çerçevesinde değerlendirilir. Değeri düşük günlük işlemlerde öğretide “cep harçlığı doktrini” (Taschengeldparagraph) kabul edilmekte; bu tür işlemlerde yasal temsilcinin zımni rızasının varlığı karine olarak benimsenmektedir. Yargıtay kararlarında ayırt etme gücüne sahip küçük ve kısıtlıların yaptığı işlemlerin geçerliliği, yasal temsilcinin sonraki onayına bağlı değerlendirilmekte; haksız fiil sorumluluğunda çocuğun yaş, olgunluk ve olayın niteliği birlikte tartılmaktadır. TMK 16, Anayasa m.41 çocuğun korunması ilkesiyle birlikte özel hukukta aile-çocuk ekseninde korumacı-gözetici bir denge kurar ve çocuğun hukuki özerklik haklarını aile otoritesiyle uzlaştırır.

Madde 15
MADDE 16

3. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar

Madde Listesi
Madde 17
Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tmk-madde/madde-16/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık