TMK 163. Madde
(1) Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.
TMK 163. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 131 inci maddesini karşılamaktadır. Maddedeki “terzil edici cürüm” kavramı yerine “küçük düşürücüsuç ” kavramıkullanılmıştır. Bu kavram hem yüz kızartıcıhem de bu nitelikte olmayan diğer cürümleri kapsar mahiyette genişbir kavramdır. Yürürlükteki maddede “terzil edici cürüm” işleme mutlak bir boşanma sebebi, buna karşılık haysiyetsiz hayat sürme nisbî bir boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Bir başka ifadeyle terzil edici cürüm de çekilmezlik şartıaranmadan boşanma ya hükmedilebildiği hâ lde, haysiyetsiz bir yaşam sürme hâ linde bu durum tek başına boşanma için yeterli olmayıp, bu sebeple eşler için birlikte yaş ama çekilmez hâ le gelmişolmalıdır. Değişiklik sonucu her iki sebep de nisbî boşanma sebebi hâ line getirilmiştir. Buna göre ister küçük düşürücüsuçişlenmişolsun, ister haysiyetsiz bir hayat sürülmüşolsun, boşanma ya hükmetmek için bu durumların diğer eş için birlikte yaşamayıçekilmez hâ le getirmesi zorunlu olacaktır.
Açıklama
TMK Madde 163, küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürmeyi boşanma sebebi olarak düzenler. Maddeye göre eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir. Hüküm, eski Kanun’un 131. maddesini karşılamakla birlikte gerekçede belirtilen önemli bir değişiklik içerir: eski metinde “terzil edici cürüm” mutlak bir boşanma sebebiyken, yeni düzenlemede hem küçük düşürücü suç hem de haysiyetsiz hayat sürme nispi boşanma sebebi hâline getirilmiştir. Bu nedenle her iki olgunun da tek başına yeterli olmadığı, ayrıca diğer eş için birlikte yaşamayı çekilmez kılması gerektiği aranır. “Küçük düşürücü suç” kavramı, yüz kızartıcı olan ve olmayan tüm aşağılayıcı suçları kapsayan geniş bir ifadedir; TMK m.166’daki genel sebepten farklı olarak somut bir olguya dayanır.
Bu sebebe dayanarak boşanmaya hükmedilebilmesi için iki unsurun birlikte bulunması gerekir. Birincisi, eşin küçük düşürücü bir suç işlemiş veya haysiyetsiz bir yaşam sürüyor olması; ikincisi, bu durum nedeniyle birlikte yaşamanın diğer eşten beklenemeyecek hâle gelmesidir. Küçük düşürücü suç bakımından hırsızlık, dolandırıcılık, uyuşturucu ticareti, rüşvet gibi toplumda küçümseyici tepki uyandıran fiiller örnek gösterilebilir. Haysiyetsiz hayat sürme ise süreklilik gösteren, bir yaşam tarzına dönüşmüş onur kırıcı davranışları ifade eder; tek seferlik bir olay değil, devamlılık arz eden bir durum aranır. Bu sebep, diğer bazı boşanma sebeplerinden farklı olarak hak düşürücü süreye bağlanmamıştır; madde “her zaman” boşanma davası açılabileceğini öngörür. Dolayısıyla affetme dışında, sürenin geçmesi dava hakkını ortadan kaldırmaz; bu da hükmün koruyucu işlevini güçlendirir.
Koşullar gerçekleşmişse hâkim boşanmaya karar verir ve suç işleyen ya da haysiyetsiz yaşam süren eş kusurlu sayılacağından, diğer eş TMK m.174 ve m.175 uyarınca tazminat ile yoksulluk nafakası talep edebilir. Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi içtihatlarında, haysiyetsiz hayat sürmenin süreklilik göstermesi gerektiği, tek bir olayın bu kapsamda değerlendirilemeyeceği ve çekilmezlik koşulunun somut olarak ispatlanması gerektiği istikrarlı biçimde benimsenmektedir. Somut bir örnekle: eşi uyuşturucu ticaretinden mahkûm olan veya sürekli kumar ve fuhuş ortamlarında bulunarak ailesini ihmal eden bir kişi, bu durumun birlikte yaşamı çekilmez kıldığını kanıtlayarak her zaman boşanma davası açabilir. Buna karşılık işlenen fiil küçük düşürücü nitelikte değilse veya çekilmezlik ispatlanamazsa dava reddedilir; bu hâlde davacı genel sebebe dayanan TMK m.166 yoluna başvurabilir.
