TMK ▸ Madde 18
Madde 17
MADDE 18

2. Kayın hısımlığı

Madde 19

TMK 18. Madde

(1) Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve dereceden kayın hısımları olur.

(2) Kayın hısımlığı, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz.

TMK 18. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 18 inci maddesini karşılamaktadır. Maddenin kenar başlığında kullanılan “Sıhrî hısımlık” yerine Ülkemizde halk arasında çok yaygın olan ve dilimize yerleşmiş bulunan “Kayın hısımlığı” terimi kullanılmıştır. Madde daha anlaşılır biçimde yeniden kaleme alınmış, ikinci fıkradaki “Evlenmenin zevaliyle, sıhrî hısımlık zail olmaz.” hükmü yerine amacı daha iyi ifade etmek üzere bu hısımlığı meydana getiren evliliğin sona ermesinin hısımlık ilişkisini ortadan kaldırmayacağı açıkça belirtilmiştir.

Açıklama

TMK Madde 18, kayın hısımlığını tanımlayarak evlilik yoluyla kurulan hısımlık ilişkisinin niteliğini ve süresini belirler. Birinci fıkraya göre eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve dereceden kayın hısımı olur; yani bir kişinin eşinin kan hısımlarıyla arasındaki hısımlığın derecesi, eşi ile o hısımlar arasındaki kan hısımlığı derecesine eşittir. İkinci fıkra ise kayın hısımlığının, bu ilişkiyi doğuran evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmayacağını hükme bağlar. Hüküm, kan hısımlığını düzenleyen TMK Madde 17 ile birlikte hısımlık rejimini tamamlar ve evlenme engellerini düzenleyen TMK m.129 ile miras ve nafaka ilişkilerinde belirleyici rol oynar.

Uygulamada kayın hısımlığının derecesinin saptanması, eşin kan hısımları üzerinden yapılır: örneğin kişi ile kayınvalidesi arasında birinci derece üstsoy-altsoy benzeri kayın hısımlığı, kişi ile eşinin kardeşi (kayınbirader veya görümce) arasında ise ikinci derece yansoy kayın hısımlığı bulunur. İkinci fıkranın getirdiği en önemli sonuç, evlilik boşanma veya ölümle sona erse dahi kayın hısımlığının hukuken devam etmesidir. Bu süreklilik, özellikle evlenme yasaklarının kalıcılığı bakımından önem taşır; zira kişi, eşi öldükten veya boşandıktan sonra dahi belirli kayın hısımlarıyla evlenemez. Böylece kayın hısımlığı, yalnızca evlilik süresince geçerli geçici bir bağ değil, kalıcı bir hukuki statü oluşturur.

Maddenin sonucu, kayın hısımlığına bağlanan evlenme engeli, tanıklıktan çekinme, hâkimin reddi gibi usul ve maddi hukuk kurumlarının, evliliğin sona ermesinden sonra dahi varlığını korumasıdır. Yargıtay, TMK m.129 kapsamındaki sürekli evlenme yasaklarını kayın hısımlığının kalıcılığı ilkesine dayandırarak uygulamaktadır. Somut bir örnekle, eşi vefat eden bir kişi, vefat eden eşinin annesiyle (kayınvalidesiyle) evlilik sona ermiş olmasına rağmen evlenemez; çünkü üstsoy-altsoy niteliğindeki kayın hısımlığı evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmamıştır. Aynı biçimde bir davada, taraflardan birinin eski eşinin kardeşi olan hâkim veya tanık, evlilik bitmiş olsa bile kayın hısımlığı devam ettiğinden reddedilebilir ya da tanıklıktan çekinme hakkını kullanabilir. Böylece TMK Madde 18, evlilikten doğan hısımlık bağına kalıcılık kazandırır.

Madde 17
MADDE 18

2. Kayın hısımlığı

Madde 19