TMK ▸ Madde 19

TMK 19. Madde

(1) Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.

(2) Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz.

(3) Bu kural ticarî ve sınaî kuruluşlar hakkında uygulanmaz.

TMK 19. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 19 uncu maddesini karşılamaktadır. Maddede ve konu başlığında kullanılan “İkametgah” terimi yerine günümüz diline de uygun olarak “Yerleşim yeri” terimi kullanılmıştır. Aynı şekilde maddedeki “ticarî ve sınaî müesseseler” deyimi yerine “ticarî ve sınaî kuruluşlar” deyimi kullanılmıştır.

Açıklama

TMK Madde 19, yerleşim yerini bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer olarak tanımlayarak medeni hukukun temel bağlanma noktalarından birini belirler. Tanım iki unsuru birleştirir: fiilen oturma (corpus) ve sürekli kalma niyeti (animus). Maddenin ikinci fıkrası, bir kimsenin aynı anda birden çok yerleşim yerine sahip olamayacağını öngörerek yerleşim yerinin tekliği ilkesini koyar; üçüncü fıkra ise bu tekliği ticari ve sınai kuruluşlar bakımından uygulanmayacağını belirterek istisna getirir. Hüküm, yerleşim yerinin değiştirilmesini düzenleyen TMK Madde 20, yasal yerleşim yerine ilişkin TMK Madde 21 ve kurumlarda bulunmayı düzenleyen TMK m.22 ile birlikte yerleşim yeri rejiminin tanımsal çekirdeğini oluşturur.

Uygulamada yerleşim yerinin saptanması, sürekli kalma niyetinin dışa yansıyan belirtilerle ispatına dayanır; salt nüfus kaydı veya geçici ikamet tek başına belirleyici değildir. İş yeri, ailenin oturduğu konut, sosyal ve ekonomik ilişkilerin merkezi gibi nesnel veriler, kişinin hayatının ağırlık merkezini ortaya koyar. Birden çok yerde konutu bulunan kişi bakımından dahi hukuken tek bir yerleşim yeri kabul edilir ve hâkim, hayatın olağan akışına göre bunlardan hangisinin merkez olduğunu belirler. Üçüncü fıkra uyarınca bir ticaret şirketinin merkez dışında şubeleri varsa, bu kuruluşlar bakımından her şubenin bulunduğu yer, o şubeye ilişkin işlemlerde yerleşim yeri işlevi görebilir; böylece tüzel kişilerin yaygın faaliyetine uygun bir esneklik tanınmıştır.

Maddenin sonucu, yerleşim yerine bağlanan tüm yetki, tebligat, miras, evlenme ve nüfus işlemlerinin doğru yer üzerinden yürütülmesidir. Yargıtay, yerleşim yeri uyuşmazlıklarında sürekli kalma niyetini somut yaşam ilişkilerine bakarak değerlendirmekte ve niyetin gerçekliğini araştırmaktadır. Somut bir örnekle, hafta içi çalıştığı şehirde kiralık evde kalan, ancak ailesi, mülkü ve sosyal yaşamı başka bir şehirde bulunan kişinin yerleşim yeri, hayatının ağırlık merkezini oluşturan ikinci şehir olarak belirlenir. Ticari işletmeler bakımından ise bir bankanın bir ilde açtığı şubeye ilişkin sözleşmeden doğan uyuşmazlıkta, o şubenin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılarak yetki belirlenebilir. Böylece TMK Madde 19, hem gerçek kişiler hem de işletmeler için hukuki ilişkilerin coğrafi merkezini güvenli biçimde tayin eder.