TMK ▸ Madde 194

TMK 194. Madde

(1) Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.

(2) Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir.

(3) Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir.16

(4) Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur.

TMK 194. Madde Gerekçesi

Bu madde ile İsviçre MedenîKanununun 169 uncu maddesine uygun olarak eşlerin hukukîişlemlerinde 193 üncümaddeyle kabul edilen genel kuralın bir istisnasına yer verilmiştir. Madde eşlerin aile konutlarıyla ilgili hukukîişlemlerde eşlerin serbestliği ilkesine istisna getirmişve böylece aile konutu ile ilgili bazıhukukîişlemlerin diğer eşin rızasına bağlıolduğu kabul edilmiştir. Aile konutu eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği, acıve tatlıgünleri içinde yaşadığı, anılarla dolu bir alandır. Bu nedenle bu denli önemli bir malvarlığıyla ilgili olarak eşlerin tek başlarına hukukîişlemleri yapmasıdiğer eşin önemli yararlarınıetkileyebilir. Bunun sonucu olarak madde, konutla ilgili kira sözleşmesinin feshini, bu konutun başkalarına devrini ya da konut üzerindeki haklarıve buna benzer diğer hukukîişlemlerle tamamen ya da kısmen sınırlanmasınıdiğer eşin rızasına bağlamıştır. Maddede, aile konutunu eşlerden birinin kiralamasıhâlinde, diğer eşin bir bildirimle sözleşmenin tarafıhâline gelmesi öngörülmektedir. Bu konu İsviçre MedenîKanununda 7 Temmuz 1998 tarihli Kanunla yapılan değişiklikle “boşanmanın sonuçları” ile ilgili 121 inci maddede üçfıkra hâlinde düzenlenmiştir. Ancak bizde evliliğinin devamısırasında da kira sözleşmesine taraf olmayan eşin mağdur olmasıgündeme gelebilmektedir. Bu nedenle söz konusu hüküm evlenmenin hükümleri kısmında ele alınmıştır. Diğer eşin kanunun kendisine tanımışolduğu rıza verme yetkisini haklısebep olmaksızın eşinden esirgemesi, bu yolla hakkınıkötüye kullanmasımümkündür. Bunun önlenmesi için de maddenin ikinci fıkrasında böyle bir rızaya muhtaçolan eşe hâkime başvurma yetkisi tanınmıştır.

Açıklama

TMK Madde 194, aile konutunu eşlerin tek taraflı tasarruflarına karşı koruyan ve evlilik hukukunun en önemli güvencelerinden birini oluşturan hükümdür. Birinci fıkraya göre eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya konut üzerindeki hakları sınırlayamaz. İkinci fıkra, rızayı sağlayamayan veya haklı sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eşe hâkime başvurma yetkisi tanır. Üçüncü fıkra, malik olmayan eşe tapu kütüğüne aile konutu şerhi koydurma hakkı verir; dördüncü fıkra ise kira ile sağlanan konutta, sözleşmenin tarafı olmayan eşin kiralayana bildirimde bulunarak sözleşmenin tarafı hâline gelmesini düzenler. Madde gerekçesinde, aile konutunun eşlerin tüm yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, anılarla dolu bir alan olduğu ve eşlerin işlem serbestisine bu nedenle istisna getirildiği vurgulanır; hüküm, eşlerin hukuki işlem serbestisini düzenleyen TMK m.193’ün istisnasıdır.

Uygulama mekanizması, aile konutu üzerinde malik veya kiracı olan eşin tasarruf yetkisini diğer eşin açık rızasına bağlayarak konutun aileden koparılmasını engeller. Buradaki rıza ‘açık’ olmalıdır; örtülü veya varsayılan rıza yeterli değildir. Konut malik olmayan eş, tapuya aile konutu şerhi koydurarak durumu üçüncü kişilere de duyurabilir; böylece malik eş, konutu diğer eşin rızası olmadan satarsa, alıcı iyiniyet iddiasında bulunamaz. Şerh bulunmasa dahi rıza şartı geçerlidir, ancak şerh ispat ve aleniyet bakımından güçlü bir koruma sağlar. Kira ile sağlanan konutta, kira sözleşmesinin tarafı olmayan eş kiralayana yazılı bildirimde bulunarak sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeriyle müteselsilen sorumlu olur; bu da kiracı eşin tek taraflı feshiyle ailenin sokakta kalmasını önler. Rıza haklı sebep olmaksızın esirgenirse, talep eden eş hâkim müdahalesi isteyebilir.

Hükmün sonucu, rıza alınmadan yapılan devir, fesih veya sınırlama işleminin diğer eşe karşı geçersiz sayılması ve özellikle şerh sayesinde tapuda işlemin engellenebilmesidir. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, aile konutu niteliğinin fiilen oturulan konut bakımından belirlenmesi gerektiğini, malik olmayan eşin rızası alınmadan yapılan tasarrufların geçersizliğini ve şerh talebinin koşulları oluştuğunda kabul edilmesi gerektiğini istikrarlı biçimde vurgulamaktadır. Somut bir örnek vermek gerekirse: tapuda kendi adına kayıtlı aile konutunu eşinin haberi olmadan üçüncü bir kişiye satan koca, eğer kadın daha önce TMK Madde 194 uyarınca tapuya aile konutu şerhi koydurmuşsa, bu satış kadına karşı hüküm ifade etmez ve kadın tapu iptali ile tescil davası açabilir. Şerh konulmamış olsa bile kadın, konutun aile konutu olduğunu ve açık rızasının alınmadığını kanıtlayarak işlemin geçersizliğini ileri sürebilir. Böylece hüküm, ailenin barınma hakkını güçlü biçimde korur.