TMK ▸ Madde 206

TMK 206. Madde

(1) Haklı bir sebep varsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir.

(2) Özellikle aşağıdaki hâllerde haklı bir sebebin varlığı kabul edilir:

1. Diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya ortaklıktaki payının haczedilmiş olması,

2. Diğer eşin, istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması,

3. Diğer eşin, ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf işleminin yapılması için gereken rızasını haklı bir sebep olmadan esirgemesi,

4. Diğer eşin, istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması,

5. Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması.

(3) Eşlerden biri ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun ise, onun yasal temsilcisi de bu sebebe dayanarak mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir.

TMK 206. Madde Gerekçesi

Bu madde yürürlükteki Kanunun 175 ve 176 ncı maddelerini karşılamaktadır. Madde İsviçre Medenî Kanununun 185 inci maddesine uygun olarak kaleme alınmıştır. Birinci fıkrada eşlerden birinin istemi üzerine, haklısebep varsa hâ kim kararıyla mal ayrılığırejimine dönüşüm düzenlenmiştir. İkinci fıkrada kaynak Kanunda olduğu gibi haklısebeplere örnek niteliğindeki olaylara yer verilmiştir. Maddenin son fıkrasında eşlerden birinin ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun bulunmasıhâ linde, yasal temsilcisinin de “ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun olma” haklısebebine dayanarak mal ayrılığına karar verilmesini isteme yetkisine sahip olduğu öngörülmüştür. Buna göre yasal temsilcisinin mal ayrılığına dönüşüm isteminde bulunmasısadece, temsil ettiği eşin ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun olmasıkoşuluna bağlıdır.

Açıklama

TMK Madde 206, haklı bir sebep bulunması hâlinde hâkimin, eşlerden birinin istemi üzerine mevcut mal rejimini mal ayrılığına dönüştürebileceğini düzenleyerek olağanüstü mal rejiminin temel hükmünü oluşturur. Birinci fıkra genel kuralı koyar; ikinci fıkra ise haklı sebebin varlığının kabul edileceği hâlleri örnekleyici biçimde sayar. Bu hâller arasında diğer eşin malvarlığının borca batık olması ya da ortaklıktaki payının haczedilmesi, istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerinin tehlikeye düşürülmesi, ortaklık malları üzerinde tasarruf için gereken rızanın haklı sebep olmadan esirgenmesi, malvarlığı ve borçlar hakkında bilgi vermekten kaçınılması ve diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması yer alır. Hüküm, TMK’nın 207. maddesindeki yetki ve 208. maddesindeki dönüş kurallarıyla bir bütün oluşturur.

Maddenin işleyişinde, sayılan hâller sınırlı değil örnekleyicidir; hâkim, somut olayda eşlerden birinin diğerinin ya da ortaklığın menfaatlerini benzer ağırlıkta tehlikeye düşürdüğünü saptarsa, listede yer almayan bir durumu da haklı sebep sayabilir. İstem kural olarak menfaati tehlikeye giren eş tarafından ileri sürülür; ancak üçüncü fıkra önemli bir özel hâl getirir: eşlerden biri sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksunsa, onun yasal temsilcisi de bu sebebe dayanarak mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir. Burada yasal temsilcinin istem yetkisi yalnızca temsil edilen eşin sürekli ayırt etme gücünden yoksunluğu koşuluna bağlıdır ve onun malvarlığını korumaya yöneliktir. Hâkim, ileri sürülen sebebi ve sunulan delilleri değerlendirerek karar verir.

Hükmün sonucu, haklı sebebin sabit görülmesi hâlinde hâkimin mevcut rejimi mal ayrılığına dönüştürmesi ve eşlerin malvarlıklarının ayrışmasıdır. Yargıtay, haklı sebep değerlendirmesinde menfaatin somut biçimde tehlikeye düştüğünün kanıtlanmasını aramakta, soyut endişeyi yeterli görmemektedir. Somut örnek: edinilmiş mallara katılma rejiminde evli olan kadın, kocasının malvarlığı, gelirleri ve borçları hakkında defalarca bilgi istemesine rağmen kocanın bilgi vermekten ısrarla kaçınması üzerine, dördüncü bende dayanarak hâkimden mal ayrılığına geçilmesini isteyebilir; hâkim, bilgi saklama davranışını ve kadının menfaatinin tehlikeye girdiğini saptarsa rejimi mal ayrılığına dönüştürür.