TMK 226. Madde
(1) Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır.
(2) Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir.
(3) Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilirler.
TMK 226. Madde Gerekçesi
Madde İsviçre Medenî Kanununun 205 inci maddesini karşılamaktadır. Maddenin birinci fıkrası her eşe, edinilmişmallara katılma rejiminin tasfiyesinde, diğer eşin zilyetliğinde bulunan mallarınıgeri alma hakkınıtanımıştır. Aslında her eşgerek kişisel, gerek edinilmişbütün malvarlığı üzerinde evlilik süresince mülkiyet hakkınımuhafaza ettiğinden, kendi mallarından yararlanma ve ya yönetim amacıyla diğer eşe bıraktığımallarınıgeri alacaktır. İkinci fıkrada eşlerin paylımülkiyetinde bulunan bir malın belli koşullar altında taksim edilmeden eşlerden birine verilmesi öngörülmüştür. Buna göre daha üstün bir yarar sahibi olduğunu kanıtlayan ve diğer eşin payınıödeyen eş, taksimi önleyebilecek, paylımülkün kendisine verilmesini sağlayabilecektir. Üçüncüfıkrada, eşlerin karşılıklıborçlarınıtasfiye etmek için kendi aralarında düzenleme yapabilecekleri kabul edilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 226, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde malların geri alınması ve paylı mülkiyete konu malların özgülenmesine ilişkin temel kuralları getirir. Birinci fıkra, her eşin diğer eşte fiilen bulunan kendi mallarını geri alma hakkını tanır; çünkü bu rejimde her eş evlilik süresince hem kişisel hem edinilmiş malları üzerinde mülkiyetini korur ve yönetim ya da kullanım amacıyla diğerine bıraktığı malı geri ister. Bu hüküm, yönetim ve tasarruf yetkisini düzenleyen TMK m.223 ile ispat karinelerini içeren m.222 ile birlikte uygulanır. İkinci fıkra, paylı mülkiyete konu bir malda eşlerden birinin üstün yararını ispat ederek malı bölünmeden kendisine özgülemesine imkân tanır ve paylı mülkiyetin genel paylaşma usulüne göre özel bir düzenleme oluşturur.
Uygulamada birinci fıkra kapsamındaki geri alma, mülkiyetin zaten ilgili eşte bulunması nedeniyle bir alacak değil, aynî nitelikli bir iade talebidir; diğer eş malı zilyetliğinde tutuyorsa iade ile yükümlüdür. İkinci fıkranın işleyişi için üç koşul birlikte aranır: malın paylı mülkiyete konu olması, talep eden eşin malın bölünmeden kendisine verilmesinde daha üstün bir yararının bulunduğunu ispatlaması ve diğer eşin payının bedelini ödemesi. Üstün yarar; malın meslek icrasında kullanılması, çocukların oturduğu konut olması veya işletme bütünlüğü gibi somut gerekçelerle ortaya konur. Bu yol, paydaşın her zaman taksim isteyebileceği TMK m.698 vd. kuralından sapma yaratır ve aynen taksim ile satış yoluyla paylaştırmaya bir üçüncü seçenek ekler. Üçüncü fıkra ise eşlere karşılıklı borçlarını kendi aralarında düzenleme, mahsuplaşma ve takas yapma serbestisi tanır.
Bu düzenlemenin sonucu, tasfiyenin yalnızca parasal bir hesaplaşma olmaktan çıkıp malların fiilî dağılımını da kapsamasıdır; özellikle ikinci fıkra, ekonomik bütünlüğü olan malların parçalanmasını önler. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, paylı mülkiyete konu konut veya işyeri bakımından üstün yararını ispatlayan ve diğer eşin payını ödemeyi üstlenen eşe malın bölünmeden özgülenebileceğini, TMK Madde 226 hükmünün bu yönüyle satış suretiyle paylaşmaya tercih edileceğini kabul etmektedir. Somut bir örnek: eşlerin paylı mülkiyetinde bulunan ve içinde eşin muayenehanesini işlettiği bir taşınmazda, mesleğini orada sürdürmesinin üstün yararını ispatlayan eş, diğerinin payının değerini ödeyerek taşınmazın tamamının kendisine verilmesini isteyebilir ve hâkim bu talebi koşulların gerçekleşmesi halinde kabul eder.
