TMK ▸ Madde 239
Madde 238
MADDE 239

1. Ödeme ve ertelenmesi

Madde 240

TMK 239. Madde

(1) Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir. Aynî ödemede malların sürüm değeri esas alınır; bir mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir.

(2) Katılma alacağının ve değer artış payının derhâl ödenmesi kendisi için ciddî güçlükler doğuracaksa, borçlu eş ödemelerinin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir.

(3) Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür; durum ve koşullar gerektiriyorsa ayrıca borçludan güvence istenebilir.

TMK 239. Madde Gerekçesi

Madde İsviçre Medenî Kanununun 218 inci maddesini karşılamaktadır. Eşlerden birinin katılma alacağının derhâ l ödenmesi, borçluyu ciddî güçlüklere sokabilir. Borçlunun bir ticarî işletme işletmesi ve nakit sıkıntısıçekmesi hâ linde böyle bir durum söz konusudur. Bu tür sakıncalarıgidermek amacıyla maddenin birinci fıkrasında katılma alacağının ve değer artışpayının derhâ l ödenmesinin borçlu eş için ciddî güçlükler doğuracağıhâ llerde, borçlu eşe ödemelerin uygun süre ertelenmesini isteme yetkisi tanınmıştır. 46 Maddenin ikinci fıkrasıkatılma alacağı ve değer artışpayına, aksine anlaşma olmadıkça faiz yürütülmesini ve durum ve koşulların gerektirmesi hâ linde borçlu eşten güvence istenmesini kabul etmiştir.

Açıklama

TMK Madde 239, mal rejiminin tasfiyesi sonucu doğan katılma alacağı ile değer artış payının nasıl ve ne zaman ödeneceğini düzenler. Birinci fıkra ödemenin ayın (mal) veya para olarak yapılabileceğini, aynî ödemede malların sürüm değerinin (TMK m.232) esas alınacağını, bir mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik bütünlüğünün gözetileceğini öngörür. Bu yönüyle hüküm, değer artış payını düzenleyen TMK m.227 ve katılma alacağını düzenleyen TMK m.236 ile birlikte tamamlanan tasfiyenin son aşamasını oluşturur. Gerekçe, düzenlemenin İsviçre Medenî Kanunu m.218 kaynaklı olduğunu ve borçlu eşin nakit sıkıntısı çekebileceği, özellikle ticarî işletme işlettiği durumlarda derhâl ödemenin ciddî güçlük doğurabileceği düşüncesiyle erteleme imkânının tanındığını açıklar.

Uygulama mekanizması bakımından ikinci fıkra, katılma alacağının ve değer artış payının derhâl ödenmesinin borçlu eş için ciddî güçlük doğurması hâlinde, borçluya ödemelerin uygun bir süre ertelenmesini isteme yetkisi tanır. Bu güçlüğün ispatı borçluya düşer; örneğin tüm malvarlığının işletme sermayesine bağlı olması veya konutun satılmasının zorunlu hâle gelmesi gibi somut durumlar değerlendirilir. Hâkim, erteleme süresini alacaklının menfaatini de gözeterek belirler ve bu süreyi koşullu olarak tanıyabilir. Üçüncü fıkra uyarınca aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak alacağa faiz yürütülür; böylece ertelemenin alacaklı aleyhine sonuç doğurması engellenir. Durum ve koşullar gerektiriyorsa borçludan ayrıca güvence (teminat) istenebilir; bu güvence ipotek, rehin veya kefalet biçiminde olabilir.

Erteleme talebinin kabulü borcu ortadan kaldırmaz, yalnızca ödeme zamanını öteler; faiz işlemeye devam ettiğinden alacaklının uğradığı gecikme zararı kısmen karşılanır. Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi, faizin tasfiyenin kesinleştiği tarihten değil, kanun gereği tasfiyenin sona erdiği andan itibaren yürütülmesi gerektiğini ve aynî ödemede işletme bütünlüğünün korunmasının amaçlandığını kabul etmektedir. Somut bir örnek: boşanan eşin 600.000 TL katılma alacağı bulunmakta, ancak borçlu eşin tek varlığı faal bir matbaa işletmesidir; işletmenin satılması ekonomik yıkıma yol açacağından borçlu, TMK Madde 239 uyarınca on sekiz aylık erteleme ister. Hâkim ertelemeyi kabul ederken alacağa yasal faiz işletilmesine ve borçludan işletme üzerinde ipotek biçiminde güvence alınmasına hükmedebilir.

Madde 238
MADDE 239

1. Ödeme ve ertelenmesi

Madde 240