TMK ▸ Madde 247

TMK 247. Madde

(1) Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer.

(2) Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde de, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.

TMK 247. Madde Gerekçesi

Birinci fıkrada paylaşmalımal ayrılığısona erme hâ li olarak, eşlerden birinin ölümüve ya başka rejimin kabul edilmesi öngörülmüştür. İkinci fıkrada eşlerin evliliğin iptal ve ya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine ya da mal ayrılığına geçilmesine mahkemece karar verilmesi hâ llerinde, paylaşmalımal ayrılığırejiminin son bulmasıöngörülmüştür. Burada mahkemenin buna ilişkin kararının kesinleşmesinden itibaren değil, dava tarihinden itibaren mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye edilmesi söz konusu olacaktır. Mal rejiminin tasfiyesinde, malların tasfiye anındaki değerleri göz önüne alındığından bu düzenlemeyle eşlerden birinin davayıolabildiğince uzatarak diğer eşin kazanılmışmallarındaki artışa ve bu artış dolayısıyla kendi payınıartırmasına engel olunmuştur.

Açıklama

TMK Madde 247, paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin hangi anda sona ereceğini belirleyerek tasfiyenin başlangıç noktasını saptar. Birinci fıkraya göre mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. İkinci fıkra ise mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine ya da mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde rejimin dava tarihinden geçerli olmak üzere sona ereceğini hükme bağlar. Bu ayrım büyük önem taşır: kararın kesinleşme tarihi değil, davanın açıldığı tarih esas alınır. Hüküm, 250. maddedeki paylaşıma tabi malların ve 253. maddedeki değer hesabının hangi ana göre belirleneceğini doğrudan etkilediği için tasfiye sisteminin zaman eksenini kuran düzenlemedir. Gerekçe, bu çözümün İsviçre Medenî Kanunu’na uygun biçimde kaleme alındığını ortaya koyar.

Uygulama mekanizması bakımından dava tarihinin esas alınması, eşlerden birinin yargılamayı bilinçli olarak uzatarak haksız kazanç sağlamasını önlemeye yöneliktir. Gerekçenin açıkça vurguladığı üzere, mal rejiminin tasfiyesinde malların tasfiye anındaki değerleri göz önüne alındığından, eğer sona erme kararın kesinleşmesine bağlansaydı, bir eş davayı sürüncemede bırakarak diğer eşin bu süre içinde edindiği veya değerlenen malların paylaşımına ortak olmaya çalışabilirdi. Dava tarihinin sınır kabul edilmesiyle, bu tarihten sonra bir eşin edindiği mallar artık paylaşıma girmez; rejimin kapsamı davanın açıldığı ana dondurulur. Ölüm hâlinde ise ölüm anı, başka bir mal rejiminin sözleşmeyle kabulünde ise sözleşmenin yürürlüğe girdiği an sona erme anını belirler. Böylece her sona erme sebebi için ayrı ve kesin bir zaman noktası ortaya çıkar.

Sonuçları itibarıyla bu hüküm, tasfiyenin kapsamını ve değer hesabının referans anını belirleyerek tüm paylaşım işleminin temelini oluşturur; sona erme anından sonra edinilen mallar paylaşım dışı kalır, bu andan önceki mallar ise tasfiyeye dahil olur. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi ile Hukuk Genel Kurulu, boşanma ve iptal davalarında mal rejiminin dava tarihi itibarıyla sona erdiğini, ancak malların değerlendirilmesinin tasfiye/karar tarihindeki sürüm değerine göre yapılacağını istikrarlı biçimde ayırır. Somut bir örnekle: eşlerden biri 2024 yılında boşanma davası açmış ve dava 2026 yılında kesinleşmişse, TMK Madde 247 uyarınca rejim 2024’teki dava tarihi itibarıyla sona ermiş sayılır; davacı eşin 2025 yılında satın aldığı bir taşınmaz paylaşıma girmezken, dava tarihinden önce edinilmiş aile konutunun değeri 2026 tasfiye anındaki sürüm değeri üzerinden paylaştırılır.