TMK 248. Madde
(1) Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır.
(2) Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi sona erdiğinde, üstün yararı olduğunu ispat eden eş, diğer önlemler yanında, eşine payının ödeme günündeki karşılığını vermek suretiyle paylı mülkiyetteki malın kendisine verilmesini isteyebilir.
TMK 248. Madde Gerekçesi
Madde İsviçre Medenî Kanununun 251 inci maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki Kanunda maddeyi karşılayan hüküm yoktur. Madde, paylaşmalımal ayrılığırejimi 48 sona erdiğinde, malların nasıl geri alınacağınıdüzenlemektedir. Bu mal rejiminde ilke olarak her eş, kendi malınımuhafaza eder, malıdiğer eşte bulunuyorsa birinci fıkra ya göre onu geri istemek hakkına sahiptir. Maddenin ikinci fıkrasıyla mal ayrılığırejiminin sona ermesi hâ linde, eşlerin paylımülküolan bir malın, kendisine özgülenmesinde üstün yararıolduğunu ispat eden eş, ödeme günündeki karşılığınıö demek suretiyle bu malın kendisine özgülenmesini isteme hakkına sahip olmaktadır. Böylece madde ile eşlere özgülemede üstün yarar sahibi olduğunu kanıtlamasıkoşuluyla bir tür yasal alım (iştira) hakkıtanınmakta, ayrıca ekonomik değerlerin bölünmeden korunmasıda sağlanmaktadır.
Açıklama
TMK Madde 248, paylaşmalı mal ayrılığı rejimi sona erdiğinde malların eşler arasında nasıl geri alınacağına ilişkin genel kuralı koyar. Birinci fıkraya göre her eş, diğer eşte bulunan kendi mallarını geri alır; bu, rejimin temelindeki her eşin kendi malvarlığını koruması ilkesinin tasfiye aşamasındaki yansımasıdır. İkinci fıkra ise paylı mülkiyetteki mallar bakımından özel bir imkân getirir: rejim sona erdiğinde üstün yararı olduğunu ispat eden eş, diğer önlemler yanında, eşine payının ödeme günündeki karşılığını vermek suretiyle paylı maldaki malın bütünüyle kendisine verilmesini isteyebilir. Gerekçe, bu hükmün İsviçre Medenî Kanunu’nun 251. maddesinden alındığını ve eşe bir tür yasal alım (iştira) hakkı tanıdığını belirtir; amaç hem ekonomik değerlerin bölünmeden korunması hem de tasfiyenin pratik biçimde sonuçlandırılmasıdır.
Uygulama mekanizması bakımından birinci fıkra, diğer eşin zilyetliğinde bulunan ancak mülkiyeti talep eden eşe ait malların iadesini sağlar; burada esas olan malın kime ait olduğunun ortaya konmasıdır ve ispat bakımından 245. maddeye başvurulur. İkinci fıkranın işleyebilmesi için ise malın eşler arasında paylı mülkiyete tabi olması ve talep eden eşin o mal üzerinde üstün yararının bulunduğunu ispat etmesi gerekir. Üstün yarar, örneğin malın eşin mesleğini icra ettiği yer olması, çocukların eğitimi veya barınması bakımından zorunlu olması gibi somut gerekçelerle ortaya konur. Bu koşul gerçekleştiğinde eş, diğer paydaşa onun payının ödeme günündeki güncel karşılığını ödeyerek malın tamamına sahip olur. Değerlendirmede tasfiye/ödeme anındaki değer esas alındığından, paydaş eşin payı güncel piyasa değeri üzerinden parasal olarak karşılanır.
Sonuçları itibarıyla bu hüküm, paylı mülkiyetin ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) yoluyla satışla tasfiyesine alternatif olarak, malı bütün hâlinde bir eşe bırakan ve diğerini parayla tatmin eden bir çözüm sunar; böylece değerli ekonomik birimlerin parçalanması önlenir. Üstün yararın ispatı yükü, talep eden eşe aittir. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, paylı maldaki malın bir eşe özgülenmesi taleplerinde üstün yararın somut olgularla kanıtlanması ve diğer paydaşa ödenecek bedelin ödeme günündeki değer üzerinden belirlenmesi gerektiğini vurgular. Somut bir örnekle: eşlerin paylı mülkiyetinde olan ve içinde küçük çocuklarla birlikte yaşanan aile konutunda, çocukların velâyetini üstlenen eş üstün yararını ispat ederek, TMK Madde 248 uyarınca diğer eşin payının ödeme günündeki karşılığını ödeyip konutun tamamının kendisine verilmesini isteyebilir.
