TMK ▸ Madde 249

TMK 249. Madde

(1) Eşlerden biri diğerine ait olup, paylaştırma dışı kalan bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa; mal rejiminin sona ermesi hâlinde, katkısı oranında hakkaniyete uygun bir bedel ödenmesini isteyebilir.

(2) Aynı istem, paylaştırma dışı kalan malın yerine geçen değerler için de geçerlidir.

TMK 249. Madde Gerekçesi

Maddede eşlere paylaştırma bedeli dışında, kalan mallarda katkısıoranında bedel isteme hakkıtanınmıştır. Böyle bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine ve ya korunmasına hiçkarşılık almadan ya da uygun karşılık almadan katkısıolan eş, mal rejiminin sona ermesi hâ linde, katkısıoranında hakkaniyete uygun karar verme konusunda hâ kimden istemde bulunabilecektir. Hâ kimin hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde genişbir takdir hakkımevcuttur. Maddenin ikinci fıkrası, katkıistenebilecek malın daha önceden elden çıkarılmışolmasıhâ linde, onun yerini alan mal ya da bedel üzerinde de bu istemin ileri sürülebileceğini kabul etmiştir.

Açıklama

TMK Madde 249, paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde bir eşin, paylaştırma dışında kalan diğer eşe ait bir mala yaptığı karşılıksız katkıdan doğan alacak hakkını düzenler. Birinci fıkraya göre eşlerden biri, diğerine ait olup paylaşıma girmeyen bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, rejim sona erdiğinde katkısı oranında hakkaniyete uygun bir bedel ödenmesini isteyebilir. Bu hüküm, 250. madde uyarınca eşit paylaşıma girmeyen mallarda (örneğin bir eşin işletmesi veya kişisel taşınmazı) emek ve para katkısı bulunan diğer eşi korumasız bırakmamayı amaçlar. Gerekçe, hâkimin hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde geniş bir takdir hakkına sahip olduğunu açıkça belirtir. İkinci fıkra, katkı yapılan malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde, onun yerine geçen değerler için de aynı istemin ileri sürülebileceğini kabul eder.

Uygulama mekanizması bakımından katkı alacağının doğması için üç koşul aranır: katkının paylaşım dışı bir mala yönelik olması, hiç karşılık alınmamış veya alınan karşılığın katkıya uygun olmaması ve bu katkının malın edinim, iyileştirme yahut korunmasına hizmet etmiş olması. Katkı yalnızca para olarak değil, emek olarak da gerçekleşebilir; örneğin bir eşin, diğerinin işletmesinde ücret almadan çalışması veya kişisel taşınmazının onarım masraflarını üstlenmesi bu kapsamdadır. Bedel, katkının yapıldığı andaki değil, malın tasfiye anındaki değeri esas alınarak katkı oranına göre belirlenir; böylece değer artışından katkıda bulunan eş de yararlanır. İkinci fıkra sayesinde, katkı yapılan mal satılıp paraya çevrilmiş ya da başka bir malla değiştirilmişse, alacak yerine geçen değer üzerinden takip edilebilir ve eşin hakkı malın elden çıkarılmasıyla yok olmaz.

Sonuçları itibarıyla bu hüküm, katkıda bulunan eşe ayni bir hak değil, para alacağı niteliğinde bir denkleştirme talebi tanır; eş, mala ortak olamaz fakat katkısının güncel karşılığını isteyebilir. Hâkim, hakkaniyet ilkesi çerçevesinde katkının niteliğini ve oranını serbestçe değerlendirir. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, katkı payı alacağında değerlendirmenin tasfiye tarihindeki sürüm değeri üzerinden yapılması ve katkı oranının somut delillerle belirlenmesi gerektiğini istikrarlı biçimde kabul eder. Somut bir örnekle: eşlerden biri, diğerine ait ve paylaşıma girmeyen bir dükkânın satın alınması için birikimlerini karşılıksız aktarmış ya da yıllarca o dükkânda ücretsiz çalışmışsa, TMK Madde 249 uyarınca rejim sona erdiğinde dükkânın tasfiye anındaki değeri üzerinden katkısı oranında hakkaniyete uygun bir bedel talep edebilir; dükkân bu arada satılmışsa alacak, satıştan elde edilen bedel üzerinden hesaplanır.