TMK ▸ Madde 252
Madde 251
MADDE 252

3. Paylaştırma isteminin reddi

Madde 253

TMK 252. Madde

(1) Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin payının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

TMK 252. Madde Gerekçesi

Hükümde paylaştırma isteminin reddine yer verilmiştir. Böyle bir durum ya paylaşmanın açık bir şekilde hakkaniyet kurallarına aykırıolması ya da istemde bulunan eşin 510 uncu maddede öngörülen mirasçılıktan çıkarmayıgerektiren bir davranışta bulunmasıhâ linde orta ya çıkabilir. Hakkaniyete açıkça aykırılık, eşler arasındaki evlilik süresi, eşlerin malî durumları, özellikle istemde bulunan eşin ekonomik durumu, çocuk sayısı ve çocukların velâ yetinin kime verilmişolduğu, mal rejimini sona erdiren sebepler göz önünde tutulmak suretiyle belirlenebilecektir.

Açıklama

TMK Madde 252, paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde paylaştırma isteminin tamamen veya kısmen reddedilebileceği özel bir hâli düzenler. Hükme göre zina veya hayata kast nedeniyle boşanma gerçekleştiğinde hâkim, kusurlu eşin paylaşımdan alacağı payı hakkaniyete uygun olarak azaltabilir ya da büsbütün kaldırabilir. Bu düzenleme, evlilik birliğine en ağır biçimde ihanet eden veya eşinin yaşamını tehlikeye atan kusurlu eşin, 250. madde uyarınca ortak kullanıma özgülenmiş mallardan eşit pay almasını adalet duygusuyla bağdaşmaz görür. Madde gerekçesi, redde yol açan davranışların 510. maddedeki mirasçılıktan çıkarma (ıskat) sebepleriyle aynı ağırlıkta görüldüğüne işaret eder; nitekim zina ve hayata kast, TMK 161 ve 162’de mutlak boşanma sebepleri arasında sayılmıştır ve burada o sebeplere paylaşım hukuku bakımından ek bir sonuç bağlanmaktadır.

Uygulama mekanizması bakımından paylaştırma isteminin reddi kendiliğinden gerçekleşmez; hâkimin takdirine bağlı ve talep üzerine işleyen bir mekanizmadır. Hâkim, kusurlu eşin payını azaltıp azaltmayacağını ya da tümüyle kaldırıp kaldırmayacağını belirlerken evliliğin süresini, eşlerin malî durumlarını, özellikle istemde bulunan eşin ekonomik konumunu, çocuk sayısını ve velâyetin kime bırakıldığını birlikte değerlendirir. Bu ölçütler gerekçede açıkça sayılmıştır ve hâkime esnek bir değerlendirme alanı tanır. Örneğin kısa süren bir evlilikte ağır zina eylemi gerçekleşmişse payın tümüyle kaldırılması gündeme gelebilirken, uzun yıllar süren ve müşterek çocukların velâyetini üstlenmiş kusurlu eş bakımından payın yalnızca makul oranda azaltılması hakkaniyete daha uygun düşebilir. Zina veya hayata kastın boşanma davasında sabit görülmüş olması bu indirim kararının ön koşuludur.

Sonuçları itibarıyla bu hüküm, kusurlu eşi paylaşmalı mal ayrılığının sağladığı eşit paylaşım korumasından kısmen veya tamamen yoksun bırakan bir yaptırım niteliği taşır. Karar, eşin yalnızca paylaşıma tabi mallardaki payını etkiler; kendi malvarlığına dokunmaz. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, mal rejimi tasfiyesinde payın azaltılması veya kaldırılması talebinin boşanma sebebinin niteliğine ve eşlerin kusur durumuna sıkı sıkıya bağlı olduğunu, hâkimin gerekçesini somut olgulara dayandırması gerektiğini vurgulamaktadır. Somut bir örnekle: eşinin yaşamına kastederek onu kasten yaralayan ve bu nedenle boşanmaya hükmedilen eş, ortak kullanıma özgülenmiş yazlık ve ev eşyasından TMK Madde 252 uyarınca pay alamayabilir; hâkim, mağdur eşin ekonomik güçsüzlüğünü ve çocukların onun yanında kaldığını da gözeterek kusurlu eşin payının tamamen kaldırılmasına karar verebilir.

Madde 251
MADDE 252

3. Paylaştırma isteminin reddi

Madde 253