TMK ▸ Madde 260

TMK 260. Madde

(1) Kişisel mallar, mal rejimi sözleşmesi, üçüncü kişinin karşılıksız kazandırması veya kanunla belirlenir.

(2) Eşlerden her birinin sadece kişisel kullanımına ayrılmış olan eşyası ile manevî tazminat alacakları kanundan dolayı kişisel malıdır.

(3) Bir eşin saklı pay olarak isteyebileceği malvarlığı değerleri, mal rejimi sözleşmesiyle ortaklığa dahil edildiği ölçüde, mirasbırakanları tarafından kendisine kişisel mal olarak kazandırılamaz.

TMK 260. Madde Gerekçesi

Madde İsviçre Medenî Kanununun 225 inci maddesinden alınmıştır. Ortaklığa dahil olmayan malların tümükişisel maldır. Bu madde ile mal ortaklığırejiminde eşlerin kişisel mallarının üçhâ lde orta ya çıkabileceği belirlenmiştir. Buna göre nelerin kişisel mal olduğu, eşlerin yaptıklarımal rejimi sözleşmesine, böyle bir malın üçüncükişi tarafından karşılıksız olarak verilmesine ya da kanuna dayanır. Maddenin ikinci fıkrasında yasa gereği kişisel mal sayılan mallarıbelirlenmiştir. Buna göre edilmişmallara katılma rejiminde olduğu gibi eşlerin kişisel kullanımına hizmet eden eş ya ile manevî tazminat alacaklarıkanun gereği kişisel mallardır. Maddenin üçüncüfıkrasında eşlerden birinin saklıpay olarak isteyebileceği malvarlığıdeğerlerinin, mal rejimi sözleşmesiyle ortaklığa dahil edildiği ölçüde, mirasbırakanları tarafından kişisel mal hâ line dönüştürülemeyeceği düzenlenmektedir. Böylece üçüncükişiler tarafından karşılıksız kazandırmalarıyla mal rejimi sözleşmesinde ortaklığa dahil olmasınıöngörmesi ilkesinin bertaraf edilmesi önlenmiştir. Bu yolla mal ortaklığırejimi ve ortaklık mallarıkorunmak istenmiştir. Kazandırmada bulunan kişi, mehazın Fransızca aslında “anne ve babası”, Almanca aslında ise “yakınları” şeklinde ifade edilmişse de, saklıpay söz konusu olduğundan maddede “mirasbırakanları” ifadesi kullanılmıştır. Zira eşe bu malıkarşılıksız kazandıran kişi mirasbırakan olabilir.

Açıklama

TMK Madde 260, mal ortaklığı rejiminde kişisel malların hangi kaynaklardan doğacağını belirleyerek, kişisel malların mal rejimi sözleşmesi, üçüncü kişinin karşılıksız kazandırması veya kanunla belirleneceğini düzenler. Maddenin ikinci fıkrası, eşlerden her birinin yalnızca kişisel kullanımına ayrılmış eşyası ile manevî tazminat alacaklarını kanundan dolayı kişisel mal sayar; üçüncü fıkra ise saklı pay olarak istenebilecek malvarlığı değerlerinin, sözleşmeyle ortaklığa dahil edildiği ölçüde mirasbırakanlarca kişisel mal olarak kazandırılamayacağını öngörür. Hüküm, ortaklık mallarını düzenleyen TMK m.257 ile ispat karinesini getiren TMK m.261’in karşı kutbunu oluşturur. Gerekçeye göre madde İsviçre Medenî Kanununun 225. maddesinden alınmış olup, ortaklığa dahil olmayan tüm mallar kişisel mal niteliğindedir ve bu üç kaynak kişisel malların çerçevesini çizer.

Uygulama mekanizması bakımından kişisel mal kaynakları farklı işlevler görür. Mal rejimi sözleşmesiyle eşler, belirli değerleri iradeleriyle kişisel mal olarak ayırabilir. Üçüncü kişinin karşılıksız kazandırması, örneğin bir bağış veya ölüme bağlı tasarrufla edinilen değerin kişisel mal sayılmasını sağlar. Kanun gereği kişisel mallar ise edinilmiş mallara katılma rejimindeki düzenlemeye (TMK m.220) paralel biçimde, münhasıran kişisel kullanıma özgülenmiş eşya ile manevî tazminat alacaklarını kapsar. Üçüncü fıkra ise koruyucu bir sınır getirir: bir eşin mirasbırakanı, o eşin saklı pay olarak isteyebileceği değerleri, sözleşmeyle ortaklığa dahil edildiği ölçüde kişisel mal hâline dönüştürerek ortaklık rejiminin ve saklı pay korumasının bertaraf edilmesine yol açamaz. Böylece ortaklık malvarlığı ve mirasçının saklı payı eş zamanlı korunur.

Yaptırım ve sonuçlar yönünden, kişisel mal niteliği tasfiyede o değerin paylaşıma girmemesini sağlar; buna karşılık üçüncü fıkraya aykırı biçimde saklı pay değerlerinin kişisel mala dönüştürülmesi geçersiz sayılır ve değer ortaklığa dahil kabul edilir. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, mal rejimi tasfiyelerinde bir değerin kişisel mal olarak nitelendirilmesini kaynağın niteliğine ve belgesine bağlamakta, manevî tazminat ve kişisel kullanım eşyası gibi kanunî kişisel malları ayrı tutmaktadır. Somut bir örnek: mal ortaklığı rejimindeki bir eş, trafik kazası nedeniyle aldığı manevî tazminatı ve günlük kişisel kullanımına özgülenmiş giysilerini TMK m.260/2 uyarınca kişisel malı sayar; bu değerler tasfiyede paylaşıma girmez. Buna karşılık, mirasbırakanın saklı pay kapsamındaki bir taşınmazı sözleşmeyle ortaklığa dahil edilmişken sonradan kişisel mal olarak kazandırmaya çalışması üçüncü fıkra gereği engellenir.