TMK ▸ Madde 261

TMK 261. Madde

(1) Bir eşin kişisel malı olduğu ispatlanmadıkça tüm malvarlığı değerleri ortaklık malı sayılır.

TMK 261. Madde Gerekçesi

Madde İsviçre Medenî Kanununun 226 ncı maddesinden aynen alınmıştır. Madde, eşlerin tüm mallarının, aksi kanıtlanmadıkça ortaklık mallarına dahil olduğu yönünde çürütülmesi mümkün bir karine getirmiştir. Bunun aksini iddia eden, yani malın ortaklık malıdeğil, kişisel mal olduğunu iddia eden kişi bunu kanıtlamakla yükümlüolacaktır. Bu kişi eşlerden birisi olabileceği gibi üçüncükişi de olabilir.

Açıklama

TMK Madde 261, mal ortaklığı rejiminde ispat yükünü düzenleyerek, bir eşin kişisel malı olduğu ispatlanmadıkça tüm malvarlığı değerlerinin ortaklık malı sayılacağı yönünde aksi ispatlanabilir bir karine getirir. Hüküm, mal ortaklığının kapsamını belirleyen TMK m.256, ortaklık mallarını tanımlayan TMK m.257 ve kişisel malları sayan TMK m.260 ile doğrudan bağlantılıdır; bu maddelerle çizilen ayrımda tereddüt doğduğunda devreye girer. Gerekçeye göre madde İsviçre Medenî Kanununun 226. maddesinden aynen alınmıştır ve genel ispat kuralı olan TMK m.6’nın mal ortaklığına özgülenmiş bir uygulamasını oluşturur. Bu karine, ortaklık malvarlığının kapsamının geniş yorumlanmasını sağlayarak rejimin ortaklık ağırlıklı yapısını destekler ve ispat edilemeyen değerlerin ortaklığa dahil edilmesini güvence altına alır.

Uygulama mekanizması bakımından bu hüküm, ispat yükünü kişisel mal iddiasında bulunan tarafa yükler. Bir malın ortaklık malı değil, kişisel mal olduğunu ileri süren kişi, bu iddiasını TMK m.260’ta sayılan kaynaklardan birine dayandırarak ispatlamak zorundadır: mal rejimi sözleşmesi, üçüncü kişinin karşılıksız kazandırması, kanun gereği kişisel sayılma (kişisel kullanıma özgülenmiş eşya, manevî tazminat alacakları) veya saklı pay durumu gibi. İspat yükünü taşıyan kişi yalnızca eşlerden biri olmak zorunda değildir; bir alacaklı veya mirasçı gibi üçüncü kişi de malın kişisel nitelikte olduğunu ileri sürebilir. İspat, senet, mal rejimi sözleşmesi, bağışlama belgeleri veya değerin niteliğini gösteren her türlü delille yapılabilir; ispatlanamayan değer ise karine gereği ortaklık malı olarak kabul edilir ve tasfiyede buna göre paylaştırılır.

Yaptırım ve sonuçlar yönünden, kişisel mal iddiasını ispatlayamayan taraf bu iddiasının sonuçlarına katlanır ve söz konusu değer ortaklık malı sayılarak tasfiyede ortak paylaşıma tabi tutulur. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, mal rejimi tasfiyesine ilişkin uyuşmazlıklarda kişisel mal iddiasının ispatını, malın edinme tarihi, kaynağı ve niteliğine ilişkin somut belgelere dayandırmakta; ispat yükünü yerine getiremeyen tarafın iddiasını reddetmektedir. Somut bir örnek: mal ortaklığı rejiminin tasfiyesinde eşlerden biri, bir banka hesabındaki paranın evlilikten önce annesinden bağış yoluyla edinilmiş kişisel malı olduğunu ileri sürerse, bunu bağışlama belgesi ve para hareketleriyle ispatlamak zorundadır; ispatlayamadığı takdirde TMK m.261 karinesi gereği bu para ortaklık malı sayılır ve tasfiyede eşler arasında paylaştırılır.