TMK 264. Madde
(1) Eşlerden biri, diğerinin rızasıyla ortaklık mallarını kullanarak, tek başına bir meslek veya sanat icra ederse, bu meslek veya sanata ilişkin bütün hukukî işlemleri yapabilir.
TMK 264. Madde Gerekçesi
Madde İsviçre Medenî Kanununun 229 uncu maddesinden aynen alınmıştır. Maddede eşlerden birinin, diğerinin rızasınıalmak koşuluyla ortaklığa dahil mallarıkullanmak suretiyle bir meslek ya da sanatıicra ettiğinde, bu meslek ve ya sanatın gerektirdiği tüm hukukî işlemleri tek başına yapabileceği kabul edilmiştir. Söz konusu rıza açık olabileceği gibi eşin faaliyetine ses çıkarmamak suretiyle örtülüde olabilir. Bu hâ lde eş, hukuk güvenliğinin bir gereği olarak, örneğin işlettiği bir işletmenin amaç ve konusunun gerektirdiği işlemleri tek başına yapma ya yetkilidir. Mehazın Almanca metninde bu maddeyi karşılayan 229 uncu maddede “ortaklık mallarıaracılığıyla” ifadesi kullanılmıştır. Bunun yerine “ortaklık mallarınıkullanarak” ifadesi tercih edilmiştir. Bu ifade sadece ortaklık mallarının kullanılmasınıdeğil, ortaklık mallarının sağladığıdiğer olanaklarıkullanmayıda kapsar.
Açıklama
TMK Madde 264, mal ortaklığı rejiminde eşlerden birinin diğerinin rızasıyla ortaklık mallarını kullanarak tek başına bir meslek veya sanat icra etmesi hâlinde, bu faaliyetin gerektirdiği bütün hukukî işlemleri tek başına yapabileceğini düzenler. Hüküm, olağan ve olağanüstü yönetimi düzenleyen TMK m.262 ve m.263’ün özel bir tamamlayıcısıdır; kural olarak ortaklık malları üzerinde olağanüstü tasarruflar her iki eşin birlikte hareketini gerektirirken, bu madde meslekî veya sanatsal faaliyetin sürekliliği ve hukuk güvenliği gereğince istisna getirir. Gerekçeye göre madde İsviçre Medenî Kanununun 229. maddesinden alınmıştır ve buradaki rıza açık olabileceği gibi, eşin faaliyete uzun süre ses çıkarmaması suretiyle örtülü de olabilir. Böylece bir işletmenin yürütülmesi için gereken işlemler tek elden ve hızla yapılabilir hâle gelir.
Uygulama mekanizması bakımından bu rıza, eşe ortaklık mallarını sadece kullanma değil, bunların sağladığı diğer olanaklardan da yararlanma yetkisi verir. Örneğin ortaklığa dahil bir taşınmazda işletme kuran eş, o işletmenin amaç ve konusunun gerektirdiği alım-satım, kira, istihdam, tedarik ve benzeri işlemleri tek başına yapabilir; üçüncü kişiler de bu yetkiye güvenerek işlem yapabilir. Eşin yetkisi, icra edilen meslek veya sanatın olağan işleyişiyle sınırlıdır; faaliyetin kapsamını aşan, ortaklığın temel malvarlığını elden çıkaran olağanüstü tasarruflar yine TMK m.263 uyarınca diğer eşin rızasını gerektirir. Rızanın varlığı, faaliyetin başlangıcından itibaren süregelen bir yetkilendirme niteliği taşır ve eşin meslekî faaliyetine ilişkin işlemlerde hukukî istikrar sağlanmış olur.
Yaptırım ve sonuçlar yönünden, rızaya dayanan meslekî işlemler ortaklığı ve dolayısıyla diğer eşi de bağlar; ortaklık, bu işlemlerden doğan borçlardan sorumlu olur. Buna karşılık faaliyetin sınırını aşan işlemlerde, diğer eşin rızası yoksa işlemin ortaklık bakımından bağlayıcılığı tartışmalı hâle gelir. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, eşlerin meslekî faaliyet kapsamında yaptıkları işlemlerde örtülü rızanın varlığını, faaliyete itiraz edilmeden uzun süre devam edilmesi gibi somut karinelerle değerlendirmektedir. Somut bir örnek: mal ortaklığı rejimindeki eşlerden biri, diğerinin bilgisi ve sessiz onayıyla ortak bir dükkânda tek başına terzilik işletmesi kuruyorsa, kumaş alımı, çırak istihdamı ve müşteri sözleşmeleri gibi işlemleri tek başına yapabilir; bu işlemler ortaklığı bağlar, ancak dükkânın kendisini satması gibi bir işlem için TMK m.264 kapsamı dışına çıkıldığından diğer eşin ayrıca rızası gerekir.
