TMK 265. Madde
(1) Eşlerden biri, diğerinin rızası olmaksızın ortaklık mallarına girecek olan bir mirası reddemeyeceği gibi, tereke borca batıksa mirası kabul de edemez.
(2) Diğer eşin rızasının alınmasına olanak bulunamazsa veya bu konudaki istem onun tarafından haklı sebep olmaksızın reddedilirse, istem sahibi eş kendi yerleşim yeri mahkemesine başvurabilir.
TMK 265. Madde Gerekçesi
Madde İsviçre Medenî Kanununun 230 uncu maddesinden aynen alınmıştır. Maddede mal ortaklığırejiminde eşlerden herbirinin diğerinin rızasıolmaksızın, eşlerin ortaklık mallarına girecek olan bir mirasıreddetmesini yasaklamıştır. Aynışekilde böyle bir tereke borca batıksa, kanun gereği reddedilmişsayılan bu terekenin, diğer eşin rızasıolmaksızın kabul edilemeyeceği de öngörülmüştür. Böyle bir mirasın kabulü ya da reddi konusunda diğer eşin rızasının alınmasının mümkün olmamasıve ya eşin böyle bir rızayıhaklısebep olmaksızın vermemesi hâ linde, eşin, yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki mahkemeden, diğer eşin rızasının yerine geçmek üzere karar alabilmesi kabul edilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 265, mal ortaklığı rejiminde eşlerden birinin ortaklık mallarına girecek bir mirası diğerinin rızası olmaksızın reddetmesini ve tereke borca batık ise yine rıza olmaksızın kabul etmesini yasaklayarak ortaklık malvarlığını koruma altına alır. Hüküm, mal ortaklığını düzenleyen TMK m.256 ve devamındaki sistemin parçasıdır; ortaklık mallarına girecek bir miras, kural olarak elbirliği mülkiyetine (TMK m.257) dahil olacağından, bu mirasın akıbeti her iki eşi de doğrudan ilgilendirir. Mirasın reddi ve kabulüne ilişkin genel hükümler TMK m.605 vd.’da yer alır; gerekçede de belirtildiği üzere madde İsviçre Medenî Kanununun 230. maddesinden alınmış olup, borca batık terekenin kanunen reddedilmiş sayılmasına (TMK m.605/2) rağmen kabulün diğer eşin rızasına bağlanması, ortaklığın borç yükü altına sokulmamasını amaçlar.
Uygulama bakımından hüküm, miras yoluyla ortaklığa girecek değerler üzerinde eşlerin müşterek karar verme yükümlülüğünü öngörür. Reddetmek isteyen eş, terekenin aktif olduğu hâllerde diğer eşin rızasını almak zorundadır; çünkü ortaklığa girecek bir değerin kaybı her iki eşin malvarlığını etkiler. Buna karşılık tereke borca batıksa, kabul yine ortaklığı borç altına sokacağından diğer eşin rızası şarttır. Maddenin ikinci fıkrası, rızanın alınmasına olanak bulunamaması veya rızanın haklı sebep olmaksızın reddedilmesi hâlinde istem sahibi eşe kendi yerleşim yeri mahkemesine başvurma imkânı tanır. Mahkeme, somut koşulları, terekenin durumunu ve ortaklığın menfaatini değerlendirerek diğer eşin rızasının yerine geçen bir karar verebilir. Böylece bir eşin haksız direnişiyle diğerinin miras hakkını kullanamaz hâle gelmesi engellenir.
Yaptırım yönünden, gerekli rıza alınmadan yapılan ret veya kabul beyanı diğer eş bakımından bağlayıcı olmaz; rızanın mahkeme kararıyla ikame edilmesi ise eksikliği gideren bir çözüm sunar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Hukuk Dairesi, mal rejimi uyuşmazlıklarında eşlerin ortaklık malvarlığı üzerindeki müşterek tasarruf ilkesine vurgu yaparak, tek taraflı işlemlerin diğer eşin korunması amacıyla denetime tabi tutulduğunu kabul etmektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse: mal ortaklığı rejimini benimsemiş eşlerden kadın, babasından kalan ve önemli taşınmazlar içeren aktif terekeyi reddetmek isterse, bu ret ortaklığa girecek değerleri ortadan kaldıracağından diğer eşin rızasını almak zorundadır. Erkek eş haklı bir gerekçe göstermeden rıza vermezse, kadın eş kendi yerleşim yeri mahkemesine başvurarak rızanın yerine geçen karar isteyebilir ve böylece miras hakkını kullanabilir.
