TMK 278. Madde
(1) Mal ortaklığının eşlerden birinin ölümüyle sona ermesi hâlinde sağ kalan eş, edinilmiş mallara katılma rejiminde kişisel malı sayılabilecek olanların payına mahsuben kendisine verilmesini isteyebilir.
TMK 278. Madde Gerekçesi
Madde İsviçre Medenî Kanununun 243 üncü maddesinden aynen alınmıştır. Madde mal ortaklığının ölümle son bulmasıhâ linde, sağkalan eşin, edinilmişmallara katılma rejiminde kişisel malısayılabilecek olanların payına mahsuben kendisine verilmesini hükme bağlamıştır. Bu hüküm sayesinde, eşin ortaklık mallarından kendisine isabet edecek payının verilmesi yerine, bu payına mahsuben, edinilmişmallara katılma rejiminde eşlerin kişisel malısayılabilecek malların bunun sahibi olan eşe verilmesi mümkün olacaktır.
Açıklama
TMK Madde 278, mal ortaklığı rejiminin eşlerden birinin ölümüyle sona ermesi hâlinde sağ kalan eşe tanınan özel bir isteme hakkını düzenler. Madde, kaynak İsviçre Medenî Kanunu’nun 243. maddesinden aynen alınmış olup, mal ortaklığı tasfiyesinde paylaşmaya ilişkin TMK Madde 279, 280 ve 281’i tamamlayan ilk basamağı oluşturur. Hükme göre mal ortaklığının ölümle sona ermesi hâlinde sağ kalan eş, edinilmiş mallara katılma rejiminde kişisel malı sayılabilecek olanların payına mahsuben kendisine verilmesini isteyebilir. Bu düzenleme, ortaklık mallarına dahil olmakla birlikte nitelikleri gereği kişisel mal sayılabilecek değerlerin, paylaşma sırasında bunlarla doğrudan ilgili olan eşe özgülenmesini amaçlar. Böylece tasfiyede malların kime özgüleneceği keyfî olmaktan çıkar ve eşya ile eş arasındaki bağ gözetilir.
Maddenin işleyişinde sağ kalan eş, istem hakkını kullanırken talep ettiği malların değerini kendi tasfiye payından düşmeyi kabul eder; yani mal kendisine bedelsiz değil, payına mahsuben verilir. Hangi malların kişisel mal sayılabileceği, edinilmiş mallara katılma rejimini düzenleyen TMK Madde 220’ye göre belirlenir; bu madde uyarınca eşlerden birinin yalnızca kişisel kullanımına ayrılan eşya, manevî tazminat alacakları, miras ya da bağışlama yoluyla edinilen değerler ve kişisel malların yerine geçen değerler kişisel mal sayılır. Mal ortaklığı rejiminde bu değerler ortaklık malları içinde yer alsa bile, tasfiyede sağ kalan eşin bunları payına mahsuben geri alabilmesi sağlanır. Bu mekanizma, örneğin eşin kişisel kullanımına özgü eşyaların ya da ona miras kalmış değerlerin diğer mirasçılara dağıtılmasını önler ve eşya ile eş arasındaki doğal bağı korur. Hâkim, talep edilen malların kişisel mal niteliği taşıyıp taşımadığını TMK Madde 220 ölçütlerine göre değerlendirir.
Bu hükmün sonucu olarak sağ kalan eş, ortaklık mallarından kendisine düşecek payı soyut bir miktar olarak almak yerine, kişisel nitelikteki belirli malları somut biçimde geri alabilir ve böylece eşya üzerindeki bağı korunur. Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi içtihatlarında, mal rejimi tasfiyesinde bir malın kişisel mal sayılıp sayılmayacağının kanunda öngörülen ölçütlere göre belirleneceği ve ispat yükünün bunu ileri süren eşe ait olduğu kabul edilmektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse, mal ortaklığı rejimini benimsemiş ve eşi vefat etmiş bir kişi, evlilik sırasında kendisine miras kalan ve ortaklık mallarına dahil edilmiş bir altın takımının TMK Madde 278 uyarınca payına mahsuben kendisine verilmesini isteyebilir; bu takımın miras yoluyla edinildiğini ve dolayısıyla kişisel mal sayılması gerektiğini ispatlarsa, hâkim takımı ona özgüler ve değerini tasfiye payından düşer, böylece mal diğer mirasçılara paylaştırılmaktan kurtulur.
