TMK 287. Madde
(1) Çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse davacı, kocanın baba olmadığını ispat etmek zorundadır.
(2) Evlenmeden başlayarak en az yüzseksen gün geçtikten sonra ve evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla üçyüz gün içinde doğan çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır.
TMK 287. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 243 üncü maddesini karşılamaktadır. Madde, yürürlükteki metne göre farklıbir ilke getirmemekle birlikte, evlilik içinde ana rahmine düşen çocuğun soybağının reddinde kanıtl ama yükünü, daha kapsamlı olarak ve açık ifadelerle düzenlemektedir. Hüküm kaynak Kanunda 1976 yılında yapılan değişiklik (m.256a) izlenmek suretiyle kaleme alınmıştır. Birinci fıkra, çocuğun evlilik içinde doğmuşolmasıhâ linde kanıtl ama zorunluluğunun davacı ya ait olduğunu ve bu kanıtlamanın da, babalığıkarine olarak kabul edilen kocanın baba olmadığının kanıtlanmasışeklinde gerçekleştirileceğini düzenlemektedir. Fıkranın, yürürlükteki metne göre bir farkı, davacı olarak “koca” yerine genel bir deyişle “davacı” terimini kullanmışolmasıdır; çünküsoybağının reddi davasınıkoca dışındaki kişiler de açabilmektedir. İkinci fark ise, davacının kanıtl ama zorunluluğunun çocuğun evlenmeden başlayarak en az yüzseksen gün sonra doğmuşolmasıhâ linde söz konusu olacağıhususunun bu fıkra ya değil, bir sonraki fıkra ya alınmışolmasıdır. Yürürlükteki metinde bulunmayan ikinci fıkrada, davacının kocanın baba olmadığınıkanıtl ama zorunluluğunun yukarıda sözüedilen yüzseksen günlük süre ölçüsüne bağlandığıdoğrudan ifade edilmek yerine; birinci fıkrada belirtilen “evlilik içinde ana rahmine düşme” kavramı ile neyin kastedildiği açıklanmakta ve evlenmeden başlayarak en az yüzseksen gün geçtikten sonra ve evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla üçyüz gün içinde doğan çocuğun evlilik içinde ana rahmine düşmüşsayılacağı hükme bağlanmaktadır.
Açıklama
TMK Madde 287, çocuğun evlilik içinde ana rahmine düşmesi hâlinde soybağının reddi davasında ispat yükünün davacıya ait olduğunu düzenler ve hangi çocukların evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılacağını ölçüye bağlar. Hüküm, eski Medenî Kanun’un 243. maddesini karşılamakta olup, kaynak Kanunda 1976 yılında yapılan değişiklik (m.256a) örnek alınarak kaleme alınmıştır. Birinci fıkraya göre çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse davacı, babalığı karine olarak kabul edilen kocanın baba olmadığını ispat etmek zorundadır. Maddenin gerekçesi, eski metinden farklı olarak “koca” yerine “davacı” teriminin kullanıldığını, çünkü TMK Madde 286 uyarınca soybağının reddi davasını koca dışında ana ve çocuğun da açabileceğini vurgular. Bu hüküm, TMK Madde 285’teki babalık karinesinin reddi mekanizmasını tamamlar.
Maddenin işleyişinde ikinci fıkra, “evlilik içinde ana rahmine düşme” kavramının somut ölçüsünü belirler: evlenmeden başlayarak en az yüzseksen gün geçtikten sonra ve evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla üçyüz gün içinde doğan çocuk, evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır. Bu iki süre arasında doğan çocuk yönünden babalık karinesi tam olarak işler ve davacı, karineyi çürütmek için kocanın baba olamayacağını gösteren delilleri ortaya koymakla yükümlü olur. Gerekçe, yüzseksen günlük sürenin birinci fıkraya değil ikinci fıkraya alınmasının kavramsal bir açıklığı sağladığını belirtir. İspat yükünün bu şekilde davacıda olması, çocuğun soybağı menfaatini korumayı amaçlar; çünkü evlilik içinde doğan çocuğun babasının koca olduğu kabulü güçlü bir karinedir. Yargılama TMK Madde 284 uyarınca re’sen araştırma ilkesine tâbi olduğundan, hâkim DNA incelemesi gibi kesin tıbbî delillere kendiliğinden başvurabilir.
İspat yükünü taşıyan davacı, kocanın baba olmadığını kanıtlayamazsa dava reddedilir ve babalık karinesi ayakta kalır; aksine ispat başarılı olursa soybağı geçmişe etkili biçimde ortadan kalkar ve nüfus kaydı düzeltilir. Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu kararlarında, evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılan çocuk yönünden babalığın reddi için DNA raporunun belirleyici delil olduğu, bu rapor olmadan salt tanık beyanlarıyla karinenin çürütülemeyeceği vurgulanmaktadır. Somut bir örnek vermek gerekirse, evlendikten yedi ay sonra doğan bir çocuk yüzseksen günlük süreyi doldurduğundan evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır; bu çocuğun babası olmadığını ileri süren koca, TMK Madde 287 gereği bu olguyu DNA incelemesiyle ispat etmek zorundadır. Buna karşılık evlendikten dört ay sonra doğan çocuk yüzseksen günlük süreyi doldurmadığından TMK Madde 288 kapsamına girer ve ispat yükü hafifler.
