TMK 297. Madde
(1) Tanıyan, yanılma, aldatma veya korkutma sebebiyle tanımanın iptalini dava edebilir.
(2) İptal davası anaya ve çocuğa karşı açılır.
TMK 297. Madde Gerekçesi
1984 tarihli Öntasarının 283 üncü maddesinden esinlenilerek kaleme alınan bu madde, tanımanın irade sakatlığı nedeniyle iptalini düzenlemektedir. Maddede, “hata, hile, tehdit” yerine, “yanılma, aldatma, korkutma” sözcükleri tercih edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasına göre dava, ana ve çocuğa karşıaçılacaktır.
Açıklama
TMK Madde 297, tanıyanın kendi tanıma beyanını irade sakatlığı nedeniyle iptal ettirmesini düzenleyerek, tanımanın özgür ve sağlıklı bir iradeye dayanması gerektiğini güvence altına alır. Hüküm, tanımanın koşullarını ve şeklini belirleyen TMK m.295 ile sıkı bağlantı içindedir; çünkü geçerli bir tanıma için iradenin sakatlıktan arınmış olması zorunludur. Maddede sayılan yanılma, aldatma ve korkutma sebepleri, borçlar hukukundaki irade bozukluğu hükümleriyle (TBK m.30 vd.) paralellik taşısa da burada özel bir soybağı kurumuna uyarlanmıştır. Gerekçede, hükmün 1984 tarihli Öntasarının 283. maddesinden esinlendiği ve eski metindeki hata, hile, tehdit kavramları yerine yanılma, aldatma, korkutma sözcüklerinin tercih edildiği belirtilmiştir. Böylece tanıyanın gerçek iradesiyle bağdaşmayan beyanların ortadan kaldırılması amaçlanmıştır.
Maddenin işleyişinde birinci fıkra, tanıyanın iptal davası açabileceği üç irade sakatlığı hâlini sayar. Yanılma, tanıyanın çocuğun babası olduğu yönünde temel bir yanılgıya düşmesini; aldatma, üçüncü kişinin veya ananın hileli davranışıyla tanıyanın yanıltılmasını; korkutma ise tanıyanın ciddi ve yakın bir tehdit altında beyanda bulunmaya zorlanmasını ifade eder. Bu sebeplerden birinin varlığı hâlinde tanıyan, tanımanın iptalini talep edebilir. İkinci fıkra, davanın anaya ve çocuğa karşı birlikte açılacağını öngörür; her ikisi de zorunlu dava arkadaşı konumundadır. Tanıyan, bu davayı TMK m.300/1 uyarınca iptal sebebini öğrendiği veya korkunun etkisinin kalktığı tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde tanımadan itibaren beş yıllık hak düşürücü süre içinde açmak zorundadır.
Tanımanın iptaline karar verilmesi, irade sakatlığıyla kurulan soybağını geçmişe etkili biçimde ortadan kaldırır; çocuk ile tanıyan arasındaki hukuki bağ, mirasçılık ve nafaka yükümlülükleriyle birlikte son bulur. İrade sakatlığı iddiasının ispatı tanıyana düştüğünden, mahkeme yanılma veya aldatmanın somut delillerle kanıtlanmasını arar ve günümüzde babalık ilişkisini DNA incelemesiyle de denetler. Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi, irade sakatlığına dayalı iptal davalarında sürenin başlangıç anını ve iddianın inandırıcılığını titizlikle incelemektedir. Somut örnek vermek gerekirse: bir erkek, ananın kendisini çocuğun babası olduğuna inandırması üzerine tanımada bulunmuş, sonradan ananın bu hususta kendisini aldattığını öğrenmişse, öğrenme tarihinden itibaren bir yıl içinde hem anaya hem çocuğa karşı tanımanın iptali davası açarak, aldatmayı ve baba olmadığını ispatlamak suretiyle soybağını ortadan kaldırabilir.
