TMK 30. Madde
(1) Doğum ve ölüm, nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur.
(2) Nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa, gerçek durum her türlü kanıtla ispat edilebilir.
TMK 30. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 29 uncu maddesini karşılamaktadır. Maddenin “Ahvali şahsiye beyyineleri” şeklindeki konu başlığıkaynak Kanuna uygun olarak “İspat araçları” biçiminde düzeltilmiştir. Maddenin birinci fıkrasısadeleştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasında, 3444 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucu cinsiyet değişikliği sonunda nüfus sicilinde gerekli düzeltmenin yapılmasıöngörülmüş, bu düzeltmenin yapılabilmesi için kişinin cinsiyetini değiştirdikten sonra mahkemeye başvurarak düzeltim kararıalması hükme bağlanmıştır. Bu fıkra hükmünün kişisel durum sicilindeki düzeltmelerle ilgili 39 uncu maddeyi izleyen ayrıbir madde hâ linde düzenlenmesinin daha isabetli olacağıdüşünülmüş ve 40 ıncı madde kaleme alınmıştır.
Açıklama
TMK Madde 30, doğum ve ölümün kural olarak nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat edileceğini, ancak böyle bir kayıt bulunmaması ya da mevcut kaydın gerçeği yansıtmadığının anlaşılması hâlinde gerçek durumun her türlü kanıtla ispat olunabileceğini düzenler. Hüküm, kişisel durum sicilini öngören TMK Madde 36 ve kişiliğin başlangıç ile sona ermesini belirleyen TMK Madde 28 ile doğrudan bağlantılıdır. Nüfus kayıtları resmî belge niteliği taşıdığından güçlü bir ispat değerine sahiptir; bu yönüyle madde, ölüm karinesini düzenleyen TMK Madde 31 ve gaiplik hükümleriyle de bütünlük içinde uygulanır.
Uygulamada doğum ve ölüm olayları, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu uyarınca yetkili kurumlarca sicile işlenir ve bu kayıtlar aksi ispatlanıncaya kadar geçerli sayılır. Sicilde hiç kayıt bulunmaması ya da kaydın gerçeğe aykırı olması hâlinde ilgili kişi, nüfus kaydının düzeltilmesi davası açarak gerçek durumu kanıtlayabilir. Bu davalarda tanık beyanı, hastane kayıtları, kemik yaşı tespiti, soybağı raporu gibi her türlü delil serbestçe değerlendirilir. Düzeltme davası asliye hukuk mahkemesinde görülür ve kamu düzenini ilgilendirdiğinden Cumhuriyet savcısı ile nüfus müdürlüğünün davaya katılımı sağlanır.
Nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin kararlar kesin hüküm niteliği taşır ve aynı konuda yeniden dava açılmasını engeller; bu nedenle Yargıtay, özellikle yaş ve doğum tarihi düzeltmelerinde maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde araştırılmasını ve resmî kurum görüşlerinin alınmasını arar. Somut bir örnek olarak, doğumu zamanında bildirilmediği için nüfusta yaşı büyük görünen bir kişi, gerçek yaşının daha küçük olduğunu kemik testi ve okul kayıtlarıyla ortaya koyarak düzeltme davası açar; mahkeme, sicildeki kaydın gerçeği yansıtmadığını saptarsa TMK Madde 30 uyarınca her türlü delille gerçek durumu belirler ve kaydı düzelterek askerlik, emeklilik ve evlenme ehliyeti gibi sonuçları doğru zemine taşır.
