TMK ▸ Madde 31

TMK 31. Madde

(1) Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır.

TMK 31. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 30 uncu maddesini karşılamaktadır. Madde kenar başlığı ile birlikte sadeleştirilerek yeniden kaleme alınmıştır.

Açıklama

TMK Madde 31, ölüm karinesini düzenleyerek, bir kimsenin ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren koşullar içinde kaybolması hâlinde, cesedi bulunamamış olsa dahi gerçekten ölmüş sayılacağını öngörür. Bu hüküm, ölümün nüfus kaydıyla ispatını düzenleyen TMK Madde 30 ile gaipliği düzenleyen TMK Madde 32 arasında köprü kurar. Ölüm karinesi ile gaiplik birbirinden farklıdır: karinede ölüm fiilen gerçekleşmiş kabul edilirken, gaiplikte yalnızca kuvvetli bir olasılık bulunur. Bu ayrım, kişiliğin ölümle sona ereceğini belirten TMK Madde 28 ile birlikte değerlendirildiğinde miras ve evlilik gibi sonuçlar bakımından belirleyici olur.

Karinenin uygulanabilmesi için kişinin, ölümün kaçınılmaz göründüğü somut bir tehlike içinde kaybolması gerekir. Uçağın denize düşmesi, geminin batması, büyük bir yangının ortasında kalma ya da yıkıcı bir depremde enkaz altında kaybolma gibi durumlar tipik örneklerdir. Ölüm karinesinin sonucu olarak, mahkeme kararına gerek kalmaksızın mülki amirin emriyle nüfus kütüğüne ölüm kaydı düşülür; gaiplikteki gibi yıllarca süren bekleme ve ilân prosedürü işletilmez. Bu sayede ölüme bağlı haklar derhâl kullanılabilir hâle gelir, miras açılır ve evlilik kendiliğinden sona erer. Karinenin aksi her zaman ispatlanabilir niteliktedir.

Kişi sonradan sağ olarak ortaya çıkarsa karine çürür ve nüfus kaydının düzeltilmesi TMK Madde 30 uyarınca her türlü delille istenebilir. Yargıtay içtihadında, ölüm karinesinin uygulanabilmesi için tehlikenin ölümü zorunlu kılacak yoğunlukta olması arandığı, salt kaybolmanın yeterli sayılmadığı vurgulanır. Somut bir örnek olarak, yolcu uçağının açık denize düşmesi sonucu kaybolan ve cesedine ulaşılamayan bir yolcu bakımından, olayın niteliği ölümü kesin gösterdiğinden mülki amir kararıyla ölüm kütüğe işlenir; mirasçılar uzun gaiplik sürecini beklemeksizin tereke işlemlerini başlatır ve eş, evliliğin sona erdiğini ileri sürerek yeniden evlenebilir.